vidar

  • 281
  • 2
  • 1
  • 0
  • 5 gün önce

fetö suçlamasıyla mağdur olanların hikayeleri

edit: istirham ediyorum, önce okuyun ondan sonra yorum yapın.
edit 2: en üste eklemek de yarar var. özet geçicem en yakın dostum dersimli ve kendi ayağıyla istanbuldan afyona gidip göz altına alınıyor. bir gün sonra(fetö dolayısıyla min 7 gün tutuluyor) savcı kendisini tutuksuz olmak üzere serbest bırakıyor tüm amirleri durumdan haberdar zira tanıyan herkes bir yanlışlık olduğunu biliyor yine de devletten gelen yazı ile gözaltına alınmasından 3-4 ay sonra tazminatsız işten çıkartılıyor.

dile kolay 10 yıl olmuş ekşisözlük'e yazar olalı ve 10 yıl önce yazdıklarım hala geniş bir kitle tarafından okunabiliyor. bu başlığı da dağınık olan mağdur hikayelerini bir başlığa toplamak ve başımızdan geçenleri anlatmak amacıyla yazıyorum ki ileride bu başlığa okuyanlar vay anam vay neler dönmüş serhat ya diyebilsin. tabii yasaklamalar ve baskı bu hızla giderse ileride sadece survivor başlıklarını okuyabileceğimiz bir mecraya da dönüşebilir ekşisözlük, bilemiyorum. böylelikle başına benzer haksızlıklar gelenler birbirine yardımcı olabilir ya da en azından sesimizi duyururuz zira başka yapabileceğimiz hiç bir şey yok.

yediğim, içtiğim ayrı gitmeyen anamdan babamdan çok güvendiğim bir dostum var hayatımda. hani bazı insanlar girer hayatınıza beraber ölümü bile göze alırsınız işte bu insan da öyle bir dostum. kendisi dersimli ve alevi şimdiye kadar bırak namaz kıldığını, abdest almayı bile bilmediğini gururla söyleyen bir dostum lise ile ilgil en komik anıları din kültürü dersinde dua okumaya çalışmaları. 10 yıldır eşimden sonra en yakınım olan -adını vermekte sakınca görmüyorum artık- ufuk'u liseden de eşim tanıyor. bu çocuk ömrü boyunca bırakın fethullah gülen ile bir bağlantısını orta 2'de bir sene dershaneye gitmesi dışında en ufak bir bağlantısı yok. dershane konusunda da zaten bundan 15 sene önce herkes adamların dershanesine gidiyordu. her neyse ufuk'un az çok nasıl biri olduğunu anladınız. muhalifleri alıyorlar bunlar mantığı ister istemez oluşabilir fakat ufuk'un ne bir muhalif sosyal medya mesajı ne de bir mitinge katılmışlığı vardır. yani en amiyane tabiriyle sizin benim gibi sıradanlığı zorlayan sabah işe gidip akşam gelen akşamları da sürekli içen bir adam ufuk. zorunlu hizmetini afyon'un ilçesinde yapıp bir ayda 15 nöbet(günlük min 100-150 hasta) tutup öf bile demeyen canını dişini takarak da çalışan birisi daha sonra 2015 temmuz'da devletten çıkıp istanbul'da cumhurbaşkanlığına bağlı bir dernekte doktor olarak işe giriyor.

bundan yaklaşık 6 ay önce ufuk'un maaş hesabı değil, eski maaş hesapları değil, enpara kartına bloke kondu. bankayı aradığımızda önce batman'dan konulduğunu daha sonra afyon cumhuriyet başsavcılığından bloke konduğunu öğrendik. biz neden konmuş diye sürekli sorarken banka kendilerinin bilmediğini söyleyip durdular. ufuk'un ikametgah hala afyon'da bu arada onu ekleyelim. daha sonra tanıdıklar vasıtasıyla afyon'dan durumu öğrenmeye çalıştığımızda her seferinde kendisinin gelmesini gerektiği cevabını alınca ufuk istanbul'dan yanıma geldi ve araba kiralayıp (kendi arabam yola çıkmadan bir gün önce bozularak bir işaret vermişti zaten) afyon adalet sarayına gittik. biz ulan önce yemek yeseydik mi ki diye düşünürken saatin geç olduğunu görüp girdik adalet sarayından içeri.

adalet sarayında hepimizin alışık olduğu önce üst kat sonra alt kat sonra yeniden üst kat olayını yaşadıktan sonra saatin 4 olduğunu görünce artık biraz çirkefleşerek yahu yarın işe gideceğiz lütfen birisi yardımcı olsun ses yükseltmeleriyle bizimle ilgilenecek bir çalışan bulduk. çalışan kadın ufuk'un tc'sini bir bilgisayara girdi ve biraz beklememiz gerektiğini söyledi. biz imza atıp pide gömmeyi düşünürken polisin teki ufukta belirdi ve bizim ufuk'u aldı götürdü başka bir odaya hakkınızda yakalanma kararı var diyerek. noluyor lan diye biz diğer doktor arkadaşımla mal gibi kaldık, bilgi almak istiyoruz, polis sağ olsun kağıdı gösteriyor ve vallahi bir şey yazmıyor bizim de bilgimiz yok diyor. daha sonra terörle mücadele ufuk'u alıp götürüyor. gidip soruyoruz hangi terör örgütü diye önce polis 15 temmuz günü elinde silahla görülmüş ankara'da diyor biraz da dalga geçerek -kendileri de durumun farkında- daha sonra arkadaşınızdan bylock çıkmış diyor. ulan bizim ufuk kazara falan bile yükleyemez bylock. adama modemin içine gir wifi şifresini görmek için dediğimde nasıl gircem abi modemin içine o ne demek diyen bir dost. uzatıyorum ki bu berbat anları moraliniz çok bozulmadan okuyabileseniz.

velhasıl kelam ben ve diğer arkadaşım dımdızlak kalıyoruz. ne bir bilgi alabiliyoruz? ne derdimizi anlatabiliyoruz? daha önce gözaltına alınanları bulup konuşuyoruz herkes en az 7 gün tutarlar ama afyon'da genelde 30 güne kadar tutuyorlar cümlelerini duydukça daha da bir korkuyoruz. ben saat 18 olmasına rağmen hala yanlış bir anlama vardır, anlayıp çıkartırlar birazdan ailesine haber vermeyip tedirgin etmeyelim diyorum ki o anda telefon çalıyor. ufuk abisini aramış en az 7 gün cezaevindeyim fetö'den dolayı diye. ulan in the name of father filmi olmasak bari diye aklımdan geçirirken ulan bloke konulan hesaptan bana 25 bin lira para gönderdi ufuk daha yeni araba almam için bunlar ufuk'u aldılarsa yarın da beni alırlar hanım korkmasın evde diye ben gecenin köründe dönüyorum. yapacak yalnız hiç bir şey yok. avukatları arıyoruz bekleyeceksiniz diyorlar. polis desen biz kimler kimler gördük fetöcü çıkan diye sallıyorlar. belki onlar da haklı ama dert anlatamamak çok sinir bozucu.

ertesi gün savcı ufuk'un davaya bakıyor bir de bizim ufuk'un tipine bakıyor. kırmızı kodlu bylock kullanıcısı çıkmışsınız diyor. hem afyon'daki evinizde hem istanbul'daki evinizdeki wifinizden bylock kullanılmış. tabii ufuk yahu ben aleviyimi fetö falan bilmem, bylock da bu olaylardan sonra duydum. etmeyin eylemeyin diyor. savcı bey de dışarı çık bir 5 dakika düşün bana bir isim ver yoksa tutuklu yargılancaksın diyor ama bizim garip ufuk geri döndüğünde sayın savcım bırakın bir isim vermeyi herhangi bir selam verdiğim adam fetöcü çıktıysa beni de alın gibi cümleler kurmasıyla beraber kulakta küpe, doğum yeri tunceli'yi de gören savcı her aklı başında insanın yapması gereken gibi bizim ufuk'u ertesi gün yurtdışı yasağı ve denetimli serbestlikle bırakıyor ve iddianameyi beklemesini ondan sonra sonuçlanacağını söylüyor. tabii bu olaylar yaşanırken ufuk'un amirleri bu konudan haberdar ama herkes o kadar emin ki böyle bir şey olamayacağından ufuk çalışmasına devam ediyor. çünkü herkes "ulan hayatımdaki tüm tanıdığım insanları yukarıdan aşağıya liste yapsam fetöden alınır diye ufuk'u listeye almam" diyor. amirleri de keza öyle hatta bölge amiri falan o kadar emin ki gerekirse gidip konuşalım diyor.

her neyse aylar boyunca bizim ufuk bok yoluna her salı gidip parmak basıyor, yıllardır kurduğumuz amsterdam'a bu sene gidiyoruz hayali yurt dışı yasağı ile yalan oluyor. geçen ay ise ufuk'u insan kaynakları arayıp hemen gelmesi gerektiğini söylüyor. ufuk ise çarşamba günü boş günü olduğunu o zaman gelebileceğini söylese de akşam 8 buçuğa kadar bekleyeceklerini ve mutlaka gelmesi gerektiğini söylüyorlar. sonra bizim ufuk işten sonra bölge müdürlüğüne gidiyor ve eline bir yazı veriyorlar: "terör örgütüne üyelikten tazminatsız olarak iş akdinin feshine karar verilmiştir" yaşadıklarımızın sonu böyle. ufuk'un tüm amirleri biliyor, savcı bile bir gün sonra ufuk'u yanlışlık olmuş olmalı diyerek gönderiyor. ufuk'u tanıyan her türden insan dindarı koyu akp'li olanı bile bizim ufuk için uğraşıyor ama ufuk hala haksız bir şekilde son verilen işine geri alınmıyor. ne yapacağımızı bilmiyoruz kurumun yöneticilerine yazıyoruz, itiraz dilekçenizi delillerle beraber gönderin diyorlar. yahu delil nasıl bulalım. tüm çalışanlardan ufuk fetöcü değildir diye imza mı toplayalım ne yapalım bilemeden dilekçeyi gönderiyoruz sonuç olmayacağını bile bile.

allahtan ufuk'un öyle çok borcu yok. birikmiş parası var ve bekar. aynı olay benim başıma gelse 1 ay boyunca ağlayacakken ufuk yine allah dağına göre var verir'in hakkını vererek uğraşıyor ama hala çözüm yok. nasıl çözüme ulaştırabileceğimiz konusunda da bir bilgi yok. iddianame gelmesi lazım diyorlar ama soruyoruz eğer suçlu değilse iddianameyi sona atarlar gibi cümleler duyuyoruz sağdan soldan.

özet olarak yaşadıklarımızı anlattım. haksız olarak kundaktaki bebeğinden ayrılan anne babalar olabilir, ya da başına çok daha kötüleri gelenler olabilir ama bizim hikayemiz bu şekilde, eminim çok daha haksızlığa uğrayanların hikayeleri burada toplanacak ve yaşadığımız bu karanlık günlere ileride ışık tutacak.

devamını okuyayım »
07.03.2017 12:36