vikviks

  • hippi (429)
  • 828
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

2016 avrupa atletizm şampiyonası

devşirme olayının bokunu çıkardığımız turnuva. açık ve net rezalettir bu şampiyonadaki durumumuz. ama benim asıl şaşkınlıkla karşıladığım hiçbir şey yokmuş gibi davranan ve sözde türkiye takımının başarılarıyla gururlanan ve hatta devşirme olayımız eleştirilince bilmeden ya da düşünmeden yapılan anlamsız ve bir o kadar saçma savunmalar. konunun derinine inmek lazım bence bu devşirme olayını daha iyi anlayabilmek için.

- soru: bir insan bir ülke bayrağı altında neden yarışır? kendini neden o ülkeye ait hisseder?

1- o ülkede doğmuş, büyümüş ve eğitim görmüştür. sporcu olmasını o ülkede aldığı eğitim sağlamıştır. ülkesinin ona kattığı şeylerden ötürü ülkesi adına yarışmak isteyebilir.

2- ailesinden birisi yarışacağı ülkenin vatandaşıdır ya da hayatının belirli bir döneminde o ülkede yaşamıştır. büyürken ailesindeki o kişi sayesinde veya yaşadığı belirli dönem akabinde o ülkenin kültürünü görmüştür. köküne duyduğu bağlılıktan ya da yetişimindeki milliyetçilikten dolayı o ülke adına yarışmak isteyebilir.

3- yarışacağı ülkeyle daha önce hiçbir bağlantısı yoktur fakat hayatının belirli bir döneminde o ülke ona bir takım şeyler katmıştır ya da kucak açmıştır. örneğin savaştan kaçarken mülteci olarak ülkesine sığınmasını sağlamıştır ya da asıl ülkesinde göremeyeceği bir öğretim kapsamında yarışacağı ülkenin öğretimini görmüştür. dolayısıyla organik bir bağ olmasa da ruhani bir bağ ile o ülkeye bir bağlılık hissetmiş olabilir. yine vefa ön planda bu örnekte de.

4- yarışacağı ülkeyle herhangi bir bağı yoktur fakat yarışacağı ülke geri çeviremeyeceği bir para teklifi yapmıştır ve o da haliyle kabul etmiştir.

ufak bir empati yaptım bu cevapları yazabilmek için. kendime ''mikronezya federal devletleri adına nasıl olur da yarışabilirim?'' diye sordum ve cevapları buraya yazdım. görüldüğü üzere burda sporcu en masum noktada duruyor. cevapların hepsinde gayet mantıklı ve insani gerekçeler var. dolayısıyla sporcuları eleştirmek mantıklı değil bana kalırsa. burada ilk üç cevap gayet doğal bir bağlılık duygusu uyandırabilir normal bir insanda. fakat sonuncusu yapay. senin ülkenin parası için yarışıyor sporcu. sen onun sponsorusun biraz daha sert olmak gerekirse patronusun. aranızda sadece para ilişkisi var. ama tabii ki burda sporcuyu suçlamak anlamsız. belki asıl ülkesi adı altında yarışsa şu anda yarıştığı ülkeden alacağı paranın çeyreğini alamayacak. o da bir şekilde hayatını kurtarmak isteyecek. bu istek çoğu zaman çoğu insanda olduğu gibi köklerine bağlılık ya da seni yetiştirene vefa duygusunun önüne geçebiliyor.

ülkelerin sorumlulukları açısından bakarsak olaya işler değişiyor birazcık. iki ülke kuralım kafamızda adlarına da x ülkesi ve y ülkesi diyelim.

x ülkesi maddi kaynaklarını sporcu yetiştirmeye dolayısıyla da altyapı hizmetlerine, tesis yapımlarına, antrenör yetiştirmeye harcıyor. bu saydığım tüm yatırımlar devamlılık merkezli. x ülkesi yatırımlarının karşılığını belirli bir süre sonra alacağını biliyor ve kısa vadede başarısız olmayı da göze alıyor.

y ülkesi ise kaynaklarını sporcu yetiştirmek yerine futbol kulüplerindeki scoutlar gibi yetenekli sporcular bulmaya ve transfer etmeye harcıyor. ama bir dakika. ülkeye transfer? evet tam da böyle bir politikası var. altyapı ve tesis konusunda içerikten çok gösteriş odaklı bir projeleri var. yaptıkları pistler çöküyor, türlü şovlarla açtıkları futbol stadının zemini bir ay içinde patates tarlasına dönüyor hatta menajerlik sınavlarına hile karışıyor. ayrıca son yıllarda başarılı olmuş, madalya almış sporcularının neredeyse hepsinde doping çıkıyor ve ünvanları elinden alınıyor. bunların arasında transfer edilmiş sporcular da var. tam da yukarıda verdiğim 4. cevaba uyan bir durum ortaya çıkıyor. parası neyse verip ülkene transfer etme. sporcuya sanal yollarla bir ülkeyi temsil ettirmek diğer bir deyişle.

şu anda yazacağım şey tartışmaya açıktır ama bu tam bir rezalettir y ülkesi için. etikle uzaktan yakından alakası yoktur. devşirme olayını milli takım bazında kulüp takımı yaratmaya kadar götürmek de sakınca görmemesi de pek tabii diğer ülkelerce eleştiriliyor ve bu eleştirilere verecekleri rasyonel bir cevap yok.

x ülkesine dönelim devşirme olayının nasıl olması gerektiğinin anlaşılması için. yukarıda da belirttiğim gibi x ülkesi yatırımını gelecek odaklı ve sporcu yetiştirme temeline dayalı yapıyor. ama x ülkesinde squash ile ilgilenen neredeyse kimse yok. dolayısıyla sporcu yetiştirmeleri çok zor. x ülkesi squash sporuna olan ilgiyi arttırmayı hedefliyor ve önemli bir squash sporcusu devşiriyor. bu sporcu ülkesine olimpiyatlarda ve büyük organizasyonlarda başarılar kazandırıyor. gazetelerde, televizyonlarda bu başarının haberleri yayınlanıyor ve bu sayede ülke squash diye bir spor olduğunun farkına varıyor. aileler çocuklarını squash kurslarına yazdırıyor, gazetelerde, televizyonlarda aynı şekilde yer almak isteyen gençler squash oynamaya başlıyor ve squash sporu için bir sporcu havuzunun temelleri atılmış oluyor devşirme sporcu vesilesiyle.

gayet güzel bir amaca hizmet etti x ülkesinde devşirme olayı. y ülkesinde de aynı şekilde bu amaca hizmet edebilir pek tabii. ama devşirme olayını spor politikasının merkezi haline getirip altyapını, tesisini, antrenörünü arka plana atarsan, devşirme sporcular sayesinde oluşturduğun sporcu havuzunun da sana bir katkısı olmaz ne yazık ki.

doping mevzsuna hiç girmeyeceğim başlı başına bir skandal. tez-antitezlik bir durum göremiyorum. tartışmaya açık değil bence.

ve evet son olarak, sözüm y ülkesi savunucuları var, onlara. y ülkesinin devşirme politikalarını hoş göstermeye çalışanlar x ülkesinin yabancı asıllı sporcularını örnek gösteriyorlar. ama daha önce de söylediğim gibi bu yabancı asıllı x ülkesi sporcuları ilk üç cevaptan birisini verecektir çok yüksek ihtimalle ya da son örnekte olduğu gibi gerçekten sporun gelişmesine katkıda bulunmuş kişilerdir. spor çerçevesi içinde gayet pragmatik ve etiktir x ülkesi. tabii bunlar x ülkesinin geçmişinde sömürgeci bir ülke olduğunu ve günümüzde halen aldığı göçlerle eski sömürgeci günlerinin etkilerinin sürdüğü gerçeğini değiştirmiyor. bu entry sadece sportif etiği değerlendirdi. ilk üç cevaptaki bazı konular siyasi etikle örtüşemeyebilir, siyasi etik ayrı bir konudur bir ara o da tartışılır ama sportif etik açısından x ülkesi ve y ülkesinin karşılaştırılması gereksizler gereksizidir.

edit: imla

devamını okuyayım »
10.07.2016 01:10