villeneuve

  • 230
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 yıl önce

fryderyk chopin

kendisine dayatılan yaşamı tercih etmeyip kendi yolunda ilerlemek isteyenlerin, kendine bir yol açmak isteyenlerin yakın dostlarından yalnızca biridir. bilhassa günümüz türkiyesinde. yoz medyanın, popüler kültürün, ruhlar üzerine bir karabasan gibi çöküp insanların özgürlüklerini ellerinden almalarına keşke mani olabilseydim. tamamen dışarıdan size dayatılan, seçeneksiz bir yaşam formu. aynı davranış kalıpları, aynı zevk ve beğeniler ve basmakalıp alışkanlıklar zinciri.

ünsal oskay, hayatın öznesi olun derken işte tam da bu sorundan bahsediyordu. evet, büyük ve ivedilikle halledilmesi gereken bir sorun. en son ne zaman nedensiz yere gece gökyüzünde yıldızlara baktınız? ya da hiç tanımadığınız bir çocuğa gülümseyip yanaklarından öptünüz yolda giderken? bunlar ne kadar manasız ve gülünç şeyler öyle değil mi ya? küçük prens hepimizin başucu kitabıdır halbuki, bunu ısrarla dile getirmekten hiç gocunmayız.

ne zaman ilgili olmayan bir arkadaşıma, tanıdığıma bir caz klasiği, klasik müzik eseri ya da okuyup beğendiğim pek bilinmeyen bir kitap tavsiye etsem aldığım tepkiler genellikle olumludur: ne kadar güzelmiş! güzel, fakat güzelliklerden ne yazık ki bihaber. bulmak içinse çaba sarf ettiğini söylemek pek mümkün değil. dediğim gibi tamamen yeniliklere kapalı, aramaktan vazgeçmiş. atalet göze çarpan en yerleşik olgu.

ataol behramoğlu’nun yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var şiirinden satırlar düşüyor aklıma tüm bunları yazarken:



insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına,


uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın,

çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

chopin, mahler, lizst, bach, satie, debussy ve tüm diğerleri benim için, dünyadaki birçok insan için asansör müziği dar kalıbına sıkıştırılmış olmaktan çok çok daha fazlasını ifade ediyor. istiyorum ki, birçok insan şu güzellikleri fark etsin. aksanat’ta gülsin onay ve emre elivar’dan chopini dinlerken bunu ve fazlasını düşündüm.

yazmaya karar verdiğimde çoğu kez vazgeçip siliyorum, sözcükler uçan balon misali havaya yükseliyor kimse görmeden. görenlerin aldırış etmeyişleri insanı daha bir üzüyor ama neden sonra yazmalısın diyorum. çünkü hala anlatılanları dinleyebilecekler mevcut, biliyorum.

(bkz: ricardo castro)

ilgili bir yazı: yiruma

devamını okuyayım »