voughan4

  • 475
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

muhteşem yüzyıl

hohohohoho gıdımı zıplata zıplata güldüm de güldüm bugün. hürremsiz günler ne kadar yavan ne kadar anlamsız geçiyormuş meğer.

tam “panpaa” diyip sırtına vurulacak kadın bu hürrem. koluna girilip çekirdek çitlenesi,öyle sevimli öyle fıkırdak ki karşısındaki o fifi dizinin adını bile unutturdu resmen.

bir rüzgar ki bir rüzgar. abraham bir rüzgar almış ki poposuna hiç sorma. gazlayıp gazlayıp duruyor kendini. önündekileri bağırınca kırılan cam misali topa tutuyor. sen git o saçı örgülü ne iş yaptığı meçhul ağalara bağır, kübik vücutlu matrakçının kafasını sudan suya sok…amaaa o kızıl dev saçlı, koca gülüşlü hatuna geldiğinde cık! bak iki lafıyla o rüzgarı nasıl dötüne soktu da şurada en güçlü kahkahamı attırdı bana. geçen sezon finalini izlerken leo’dan beter olmuştum. akciğerimden resmen sürfaktan fırlayacaktı o ortodontist kazası pargalının (önemli p.s. okan yalabık olduğu an her şeyiyle çok hoşlaşıyor.bayılıyoruz yani@_@) hürremciğimi ezişini izlerken kederimden uyuyamamıştım. üç dakika geçmeden ipler el değiştirdi de koca bir “ohh” çektim.

iyiki varsın hürrem. bu hayatta sevdiğim tek irişin ve yüksek sesle gülen kadın olduğunu da belirtmem lazım.- gerçek hayattakiler migrenimi coşturuyor da.- yürüdüğünde dalga dalga olan gıdın mı dersin, güldüğünde kat kat olan elma yanağın mı, konuştuğunda kelimeleri aksanlı aksanlı söylemen mi??? herşeyiyle bu kadar tatlı olamaz bir kadın. dünyanın bütün peluşlarını istiyorum seninle değişmek için…

*ne güzel bindirdin lafı, semeri çıkmış, yememek için gırtlağını içinden tek karbonhidrat kırıntısı geçmesin diye aldırmış boru sultana. “benim olduğum her yerde aşk vardır.” diye. daha on gün bu lafı kullanmak için zemin hazırlarım tüm ikili diyaloglarımda.

*ne güzel leo korkunu “sülomon’a bişiii olacak?” korkusuyla sattın adama. adam yemeye meyilli zaten. ” sülüman şu kuzuyu da ben yiyeyiiiiim,şu bıldırcın da olsun benim, sen alma kilo ben alayım.sen alırsan kilo aygır çöker,taşımaz.” “süleyman bak sana deri pantolon, yapar pişik azıcık, ama olsun macar’ın karşına çık şık şık. koca ottoman fashion camiasını rezil etme yamalı donunla orada da.” vee sülomon , hürrem’e daha da aşık. (kadın olma sanatının altın kitabı madde 452,yazar hürrem osmanoğlu)

*ve ve ne güzel kursağında bıraktın lokmalarını, vampirellalarının baş avradı gibi giyen valide sultan ile yanında her gece kıçını devirip yatan taş adama rağmen vajinusmus takılan kızının. kız, o adam normal bir türk kızında olacak, bağrını döşünü poyraza verip gerine gerine gezmekten slikon fırlatır. çocuğu 95.ayda değil de ilk gece yapıverir. nihayet ultrasondan daha etkin bir görüntüleme yeteneğine sahip ebe sana “gebe” tanısı koydu. bu kadının “gebe” dediği birinin gazı olduğu çıkacak da kellesi gidecek diye korkuyorum. sanki bu kadın forteli icat etti annem.

vee nihayet burhan altıntop…ay çok özlemişim toğatlumu...kalp. aslıya falan laf sokuşlarını. gelir gelmez sümbül ile kavgalarını zevkle izleyeceğimi fark ettim de bir mutlu oldum ki hiç sormayın. çok güzel oldu burhan’ın donu yeni çözülmüş kıyma gibi aynı şekilde buraya transferi.

sarayda bir lezbiyen var hünkarım... farkettim ki bu durum gerçekten var. gülşah’ın mahiye hissettiğinin adı resmen aşk. kıza yağız yiğit bir delikanlı sunuyorlar. beraber kuzu çevirip, bir doksan beşin üstünde çocuk yapmayı, her gece yattıklarında ayaklarının yatağın dışına çıkmasını vaad ediyorlar. kız yeter şu sarayın zehirinden de sultanından da diyeceği yerde “benim yerim sizin eteğinizin dibi, ancak böyle mutlu olurum.” diyor. bu durum en zırıltılı aşk dizilerinde bile yok. devlerin aşkını yaşıyormuş kızcağız meğersem. güçlü kuvvetli, o kızları tek eliyle boğan yapısına rağmen hiç fark etmemişim bu durumu. ne diyeyim kuzum? bu aşk çok umutsuz duruyor. o yüzyılda bir ellen degeneres yoktu ne yazık ki.

mehmet günsur’un çocukluğunu oynayan çocuğun mehmet günsur’a benzerliğinin b’si yok. bu çocuk büyüyünce en fazla cory monteith’e benzer. mehmet günsur’a zemin hazırlamak için bir ön plana alışlar falan var ama çocuk pat diye büyüyünce kıvanç ile buğra’nın kardeş olma çılgınlığını gören genetikperver gözlerimiz buna da alışamayacak gibi.

victoria’ya kalkan eller kırılsın. kızcağıza çatır çatır şiddet uygulandı lan. öyle böyle değil yumrukla hem de. bu sahnelerden çok rahatsız oldum. ne yani? hata yapan kadın-incecik,zayıf,kuvvetsiz- böyle hırpalanabilir mi? kadın olduğu için böyle bir işkenceye maruz kalmasını ve bunun da gösterilmesini çok yanlış buldum. bir de bunu yapan adam dizinin güçlü erkeği,bunu oynayan adam da ülkenin en yakışıklı aktörlerinden biri. o kadar tuhaf psikolojide yaşayan insanlarımız var ki etkilenen çıkar mı? çıkar. keşke bu sahneler atlansaymış. victoria’nın denize atıldığı sahnedeki yakın çekimlerde o arkadaki deniz ve görüntüler sanki prit uhu ile yapıştırılmış gibi duruyordu. çok gerçekten uzak ve kötüydü ne yazık ki.

demir demirkan da o dönemin lady gaga'sı galiba. sırtta akbaba kanadı,kafada kaplan kellesi, dizde kaplumbağa kabuğu...

sezona bence victoria’nın öldüğü o sahne dışında bomba gibi başladı. baya heyecanlı, sürükleyici ve gerilim doluydu. kaldığı yerden devam ediyor hürrem rocks!

devamını okuyayım »