wereyda

  • mangal yürekli rişar (515)
  • 645
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

zeki demirkubuz

sinema ile hemhal değilim, olanlara imreniyorum. ilişkimizin seviyesi, malle'nin black moon'unu deneyimledikten sonra herhangi bir ağızdan çıkacak "ya david lynch?" sorusuna "ne? linç mi? entrezan mı? hadi canım hem snn be slk : )" olarak tanımlansın örneğin. demirkubuz bende hep tuhaf bir zamana temas etti, zaman tuhaf, ben tuhaf, demirkubuz tuhaftı: şiddetli geçimliydik. şimdi burada tunus sinemasına filan övgüler yağdırma niyetinde elbet değilim, hem kendisi büyük saygı duyduğum bir ademoğlu fakat, işte, bir süredir, nbc'yi bir sevmiyorsam, kendisini iki sevmiyor üç sevmiyor yedi sevmiyorum. artarak artar. eyforiya diye yetmiş dakikalık sovyet filmine bile tahammül ettim (son çeyreğinde bir süre ayağıma baktım) fakat demirkubuz'a olmuyor, olduramıyorum. böyle değildim, sanatını almodovar'ın transeksüellerini sevdiğim gibi severdim. sonra bir sabah, hayatımın, tuhaf'ın farklı konfigürasyonlarıyla tanıştığı bir sabah, "kapılaaar, kapılaarr" diye uyanmış gibi, filmlerinin tüm esrarını çözmüş gibi çekiminden sıyrıldım.

şimdi, ömrümün sonuna kadar zeki demirkubuz filmi izlemeden ve çay içmeden yaşayabileceğimi biliyorum. ne olur ki before the rain'i de bir daha izlemem, leos carax bile unutulmuş, sinemaya küsmüşken bir çift göz olarak kimse eksikliğimi hissetmeyecektir. en çok da demirkubuz.

kendisine yol ayrımından incitmebeni çiçekleri sunuyor, sanatını sevenlerine teslim ediyorum.

devamını okuyayım »
05.04.2012 00:18