westblack

  • 374
  • 3
  • 1
  • 0
  • dün

hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

sanırım 2 ya da 3. sınıfa gidiyorum. babam zamansız bir ev aldığından bir hayli borcumuz var. yıl da 2003 olsa gerek(burdan yaşımı bulabilirsiniz). fenerbahçe 3. yıldızı yeni takmış. hojdonk fırtına estiriyor. herkesin evinde çin malı vcd player'ın üzerinde uydu alıcıları yavaş yavaş yer edinmeye başlamış artık. hatta edinmiş bitmiş.

tabi bizde yok. kime gidersem gideyim yüzlerce kanalı var. hatta bazı komşularımızın, akrabalarımın çift uydusu var. hirtbird mi ney? ondan işte. beni üzen bir diğer nokta ise gittiğim evlerde televizyonun cam gibi göstermesi. ben yükselticinin orasını burasını karıştırıp band ayarı yapıp kanal netleştirmeye çalışırken adam basıyor kanala cam gibi değişiyor. 0 karınca. yemin ediyorum vizyonteleyi izlerken "bu anı yaşadım lan ben" dedim içimden. hayret ettim. bazı komşularımız kanal yerine çocuklarının adını yazmış. evine oynamaya gittiğim çocuk bana artislik yapıyor. "bak benim kanalım!!". ben de üzgün üzgün "vay anasını ya" falan diyorum üzüldüğümü belli etmemeye çalışarak o küçük yaşımda.hani 80lerde televizyonun rengine övünülürmüş. "al ulan benim ki daha kırmızı" diye. işte uydular ilk çıktığında da kanal sayısıyla paralel bir havanız oluyordu sanırım. ya da işte değiştirdiğiniz kanal adıyla.

neyse bir gün babam 2-3 adamla geldi eve. kocaman bir çanak antenle birlikte. anteni kurmak için matkapla balkonu deldiler falan. ellerinde küçük bir televizyon cine5'i ayarlamaya çalışıyorlar. çok net hatırlıyorum. kanal bi geliyor bi gidiyor. bi netleşiyor, bir karıncalanıyor. "aha abi diyorum geldi hala ne uğraşıyorsunuz neden bozuyorsunuz?" annem " çocuklar karışmaz böyle şeylere deyip içeri çağıyor." uyducu amca başımı; amerika'da çitli, önü yeşillikli evlerde yaşan, baseball eldiveni giyip çocuğunun saçını "aferin evlat" diyerek kaşıyan babalar gibi okşuyor.

sonra ayarladılar işte her şeyi. uydu alıcısını da getirdiler. next star'dı. sunny marka 300 oyun cd'sini takıp ateri oyunu oynadığım vcd player'ın üstüne koydular uyduyu. babama nerenin ses nerenin ileri geri olduğunu anlattı amca. annem ne ara gittiyse hemen bi dantel kapıp üstüne koydu. onun üzerine de normalde vcd player'ın üzerinde duran 1. sınıfta anneannemin çizdiği resimle sınıfta kazandığım ve öğretmenimin hediye ettiği içinde fotoğrafımın olduğu bibloyu koydu.

neyse..

ulan ben bi sevinçliyim bi sevinçliyim. cam gibi televizyon. 100e yakın kanal var. ıleride herkes kart takacakmış hurafesi olduğu için 2 tane kart girişi bile var. "kart girişi ulan" komşuların hiç birinde yok. yani varsa bile çocukları bilmediğinden artistlik yapmıyor bana. cnbc-e gördüm hayatımda ilk defa. altyazılı dizi nedir onu gördüm.(altyazılı filmi çarşıdaki filmci abi sağolsun bayağı biliyorduk). nba tv var şifresi çözülmüş. cine5 var şifresi çözülmüş. artık komşular gelip siz nasıl çözdüğünüz bunu diye sormaya falan geliyor o kadar iyi uydumuz. yakınlaştırma, pause var. inceledikçe daha bir gaza geliyorum tabi ben. viva'dan gala'dan müzik dinliyorum. kral tv cam gibi olmuş. düşünün o mutluluğu.

ertesi gün okula gittim yine mutlu mutlu. hoca geldi konuştu nasılsınız falan. atladım ben "öğretmenim babam uydu aldı bir sürü kanalımız var artık." hoca "ayyy!! ne güzel" falan demişti ki. sınıfın 24lü mü , 48 li mi? hatırlamıyorum kutusu kırmızı ve bayağı cool olan acayip acayip renklere sahip olan monami pastel boyası olan, babası endüstri meslek lisesinin müdürü, sınıfınızın zengin, güzel, sarışın ve westblack'in o yaşına rağmen kalbini kaptırdığı kızı arkasına döndü ve "oo siz daha ilk uydunuzu mu aldınız? biz de digitürk var. ben bile yakında kendi uydumu alacağım" demez mi? benim bütün dünyam karardı. aniden içine araba dalmış mağaza camı gibi parçalara ayrıldım. yerin dibine girdim. babamın neden daha önceleri uydu almadığını düşündüm, evde neden bi tane televizyon olduğunu düşündüm. neden 8li pastel boya kullandığımı düşündüm. belki bi 10 dakika kendimi ezikleyip durdum. bütün moralim bozulmuştu artık. hoşlandığım kızın yaptığına bak...

akşam olunca eve gidip anneme durumu anlatmaya yüzüm yoktu tabii. kızdan hoşlandığımı söylemiştim çünkü daha önce anneme. dalga konusuydum evde. ıyice dalga konusu olurum diye düşünmüştüm. yıllarca içimde sakladım bu duyguyu. taa ki şu ana dek....

e sonra 2015'te

next star uyduya ne mi oldu? hala çalışıyor. biss özelliği olduğu için yazları dünya kupası, avrupa kupası maçlarını izlemek için oldukça kullanışlı. artık nba tv'yi çözemiyor. 2 aya kadar da(tüplüden hd ready plazmaya yeni geçtik) her gün aktif bir şekilde kullanıldı. görenleri hayrete düşürdü. benim saygı ve sevgimi kazandı.

yeni televizyon alınca akrabalar tarafından istendi. yoğun baskılara maruz kaldık ama kimselere vermedik. hala odamda tüplü televizyonun üzerinde fişten uzak da olsa taş gibi duruyor. 13 senelik efsane.

"zamanında 300 lira para vermiştik kerataya" diyen babam odada namaz kılarken selam verdikten sonra sık sık kendisini anıyor. ben kendisine hala apayrı bir sevgi duyuyorum. ne dünya kupaları gördü, ne taşınmalar gördü, ne şampiyonlar ligi maçları gördü... hepsinde biss keyi kabul edip keyifli anlar yaşattı.

belki o gün o kıza karşı eziklik hissettim ama bu olay benim uyduya olan sempatimi arttırdı, sevgimi arttırdı. o olayın geçtiği günden beridir de biraz ezik kalmış, itilmiş, pasif bir çocuğum. ama neyi ne zaman nerde seveceğimi daha iyi biliyorum artık. zaman ilerledikçe üstesinden de geliyorum. kendimi daha özgüvenli, daha adam, daha delikanlı hissediyorum.

uyduyu hala o kadar seviyorum ki.

arada gaza gelip üç kere öpüp alnıma değdirdiğim olmuyor değil..

devamını okuyayım »
14.04.2015 21:38