woodenwriter

  • 42
  • 17
  • 13
  • 4
  • bugün

moleküler biyoloji ve genetik

karşısına konulan önermeleri inceleyip neden moleküler biyoloji? neden temel bilim? gibi sorulara kendimce açıklık getirmek istiyorum.

i. "10 yıldır geleceğin mesleği diyorlar o gelecek gelmiyor..."
pardon ama, siz mağaranızda kalmış olabilir misiniz?
genetik biliminin şu son 10 senede katettiği mesafe tıp bilimini gömdü. nobel tıp ödüllerini artık biyokimyacılar ve genetik bilimciler aldı. (bkz: yoshinori ohsumi) nobel kimya ödüllerini yine genetikçiler aldı. (bkz: aziz sancar)
bundan bir kaç sene öncesini hatırlıyorum, sadece fizik/astrofizik/uzay bilimi gelişmeleri yayınlayan bilim dergileri günümüzde sayfa sayısının yarısını genetik bilimi/biyolojiye ayırıyor. bu ne demek? bu dergiler alan gelişmiyorsa ne yayınlıyor? diyeceğim o ki, kafanızı kaldırıp ne zaman gelecek dediğiniz geleceğin geldiğini farkediniz.

ii. "o kadar okuyorsun 10 çalışıyorsun 1 kazanıyorsun okumuş işsizler ordusu..."
öncelikle; mbg bir temel bilim olup diğer tüm temel bilimler gibi çok çalışmayı, araştırma hazzını ve bu iş için çok zaman ayırmayı gerektirir. buna hazır olmayan insan zaten bir temel bilim okuyamaz.
peki bunun karşılığında ne alıyoruz?
dünya'da iki çeşit insan olduğuna inanırım. parayı tanrı olarak görenler ve paraya değer vermek istemeyenler. biliyorum ki para değerlidir, fakat çoğunuzun sandığı kadar değil. bir temel bilim okuyan insanın önceliği asla para olamaz. bu insan "ben bir şeyler araştırıp keşfedeceğim ve medeniyetimize katkıda bulunacağım" diyerek yola çıkmalıdır. bu insan para kazanacaktır, hatta garip ama çok para kazanabilir. başarı parayı da beraber getirecektir. fakat "ben çok para kazanıp mercedes c700g30amg1 almak istiyorum" diyen adam bu bölüme gelmez, gelmesin, çünkü başarısız olacaktır. diğer durumda; dünya üzerindeki ufak bir zümre -kesinlikle özelleştirmiyorum- paranın değerinden kaçmaya uğraşır. yaptığı meslekte, gerek mb ve genetik gerek uzay mühendisliği, bu insan maddi tatmin uğruna hayatını hiç etmez. "ben mercedes'e bineyim de benim için ne derlerse desinler" modundaki asalaklardan da bu adamı anlamalarını bekleyemeyiz. bu adam entelektüel tatmin uğruna çalışır.
nedir bu entelektüel tatmin?
para sonralıklıdır. birikim, donanım, bilgi, zeka, yarar ve akıl önceliklidir. bu uğurda uğraşan birisi karşısındaki insanı maddi varlığına göre değil, bilgi birikimine göre değerlendirecektir. maddiyat öncelikli beyin ile amaçları farklılık gösterir. bir başkası "ofis çok sıkıcı maaşlar yatsa da şunu yapsak" derken bir bilim insanı "laboratuvar çok zevkli, şu araştırmam bitse de şunu araştırsam" diyecektir. işin komiği, ilk örnekteki kişi ikinciyi eleştirecektir. bunun yanısıra, bir bilim insanı da istemediği kadar çok para kazanabilir, mbg için de öyle. örnekteki mercedes'e hayli hayli binebilir. para kazanamadığımız efsanesi emin olun sadece bir efsane.

iii. "türkiye'de işlerini yapmıyorlar ilaç firmalarında pazarlamacı oluyorlar yazık..."
haklı önerme. fakat burada sorun kimde? suç kimde?
türkiye'de kaç laboratuvar var? kaç bilim insanı var? bunları araştırınız ve göreceksiniz ki türkiye cumhuriyeti bilime ve türevlerine resmen "burada kalmayın, gidin kardeşim, bak orada ab var abd var gidin işte" gibi sesler fısıldıyor. demem o ki, buradaki sorun bilim insanında değil; ülkededir, coğrafyadadır, halktadır. kendine aydın, entelektüel gözle bakan insanlar bile bir temel bilimi "ama para yok işsiz açlar bunlar" tribiyle yeriyorsa buradaki suç sizdedir. daha çok düşünürsünüz türkiye'nin neden gelişmediğini. neden başımızda olmaması gereken adamların olduğunu.

sizin bize acıdığınızdan çok benim size acıyor olmamı da buraya not ediyorum.
böyle devam ediniz...

devamını okuyayım »
23.10.2016 11:07