xibillian

  • 1341
  • 6
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

28 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişi

siyasetten nefret ederim, gurur duymuyorum ama evet apolitiğim, hiç bir partiye ve lidere sempati duymam. 100 yıldır pompalana da 10 yıldır dikte edilene de şüpheyle yaklaşırım. darbenin darbesini yemiş bir memur çocuğuyum, böyle yetiştim. doğruluk ve dürüstlükten başka hiç bir argümana inanmam, savunmam. her zaman kontrollüyüm, çileden çıkmam, gaza gelmem, gaz vermem. inançlıyım. dini, kültürel ve sosyal farklılıklara saygılıyım. herkesi dinlerim, herkesi anlamaya çalışırım, ön yargılarımı törpülemek için hep çabalarım.

kendimle ilgili bu belki narsist, belki kompleksli küçük intro'dan sonra;

3 gündür taksimdeyim, beşiktaştayım, harbiyedeyim, maçkadayım, istiklaldeyim, gezi parkındayım, kabataştayım, caddebostandayım, kadıköydeyim. peki ne yapıyorum?

aslında hiçbir şey yapmıyorum. doğru dürüst bir slogan atamıyorum, bilmiyorum çünkü. hiç slogan atmadım ki, hiç eyleme katılmadım ki. nereden bileyim. biber gazı yiyorum. o kadar çok yiyorum ki eve döndüğümde bile üstüm başım biber gazı kokmaya devam ediyor. kaçarken düşüyorum, dizlerim hep yaralı. canice paralel atışlarla kapsül yiyorum, kafamın kolumun yanından geçenlere sevinirken hayalarıma yediğim kapsülle yerlerde kıvranıyorum. yürüyemiyorum. rasgele bir apartmana girip herhangi birinden limon ve ilaç dileniyorum. yürüyebilince, gözlerimi açabilince, kendimi iyi hissedince yine dışarı çıkıp ilerliyorum. maske de takmıyorum, niye takayım ki, korkmuyorum, korkmamı gerektirecek bir şey yapmıyorum ki. taş atmıyorum, kamu malına zarar vermiyorum, barikat kurmuyorum. dümdüz ve korumasız sadece gidiyorum. peki nereye gidiyorum? neden bunları yapıyorum?

bir faninin, evet sadece bir faninin, tanrımmışcasına beni ve bizi engellemesine, her geçen gün yeni kurallar ve dayatmalar yaratmasına katlanamıyorum. manasızca öfkesinden ve şehvetli güç tutkusundan tiksiniyorum. her yerde, her kanal(ın)da sürekli yalan riya ve tutarsızlıklar ile dolu konuşmalarını duymak beni deli ediyor. tamamen haksız olduğu halde özür dileyememesi, hatasını kabul edememesi damarlarımı şişiriyor. kendi kendime küfrediyorum. hissettiklerimin, hissetiklerimizin dikkate alınabilmesi için gidiyorum. peki şimdiye kadar neredeydim?

işimdeydim gücümdeydim. işe gidip geliyordum. mühendisim, orta düzey yöneticiyim. kendim için sevdiklerim için çabalıyordum. kazanıyordum, harcıyordum, yaşıyordum. her şeye rağmen hayat devam ediyor diye düşünüyordum, hiç birinin diğerinden farkı yok diyordum, belki öyle, gerçekten de yok. belki en muhalifi de aynı. ama şuan bu umrumda bile değil. peki ne oldu?

300 kişilik değerli ve masum bir topluluğun yaşama ve hayata, ağaca, nefes almaya olan mücadelesini o kokuşmuş, iğrenç güç ve rant imparatorluğuna tehlike olarak gördüler. çadırlarını yaktılar, kafalarını kırdılar, onları ağlattılar. mazlumun ahını aldılar. üstelik avm için, rezidans için. evet çok basit ama bu doğru, sonradan söylenenlerin benim için bir anlamı yok. o insanlar para için, rant için, güç için zulme uğradı. bütün ülkenin gözleri önünde oldu bu. o meşhur bardak meğersem bende de yavaş yavaş dolmaktaymış. son damla damladı ve uyandım. peki ne bekliyorum, ne istiyorum?

aslında çok basit. defolup gitmelerini, ülkeyi terk etmelerini beklemiyorum. bunu hak ediyorlar evet ama ben o kadar büyük değilim, bunun sonuçlarını görebilecek kadar perspektifim yok. sadece samimiyet bekliyorum. özür bekliyorum. bugüne kadar yapılanların belki çoğunu önemsemedim, görmedim ama artık hepsi için ayrı ayrı özür bekliyorum. kibrin ve riyanın son bulmasını istiyorum. doğru olanı, mantıklı olanı istiyorum. saatlerce demagoji dinlemek istemiyorum. dansöz gibi kıvıran hükümet yetkilileri görmek istemiyorum, gaza gelmiş parti sempatizanları istemiyorum. hiç kimsenin askeri, hiç bir ideolojinin savunucusu değilim. sadece net ve kısa cevaplar istiyorum.

yalan istemiyorum! yalan istemiyorum!! yalan istemiyorum!!!

peki bu olacak mı?

olmazsa yürümeye devam edeceğim, edeceksin, edeceğiz. beni duyabileceğiniz yere kadar, kulak deliğinizin içine kadar gideceğim, gideceksin, gideceğiz.

devamını okuyayım »
02.06.2013 23:18