yan taburedeki sarhos

  • mangal yürekli rişar (516)
  • 514
  • 3
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

otobüs yolculuğu sırasında sinir eden olaylar

işim gereği çok seyahat eden bir insanım desem yalan olur ama böyle havalı bir başlangıç olur gibi geldi. neyse işim gereği olmasa da bol miktarda yolculuk yapıyorum, dolayısıyla otobüs yolculuğu sırasında sinir eden olaylarla karşılaşma oranım oldukça fazla. esasen bu tip hikayeleri yazmanın kültürümüze bir katkısı olmadığını düşünmekle beraber bakarsın burayı okuyan bir kişi feyz alır da bu tip davranışlarda bulunmaz diye yazıyorum. çünkü ben burada okuduklarımdan kendime ders çıkarıyorum bazen, aferin bana.

gelelim dünkü yolculuğumuzda sinirimizi bozan olaya. zaten istanbulun anadolu yakasından anadolu şehirlerimizden birine ulaşmaya çalışmakla ve bunu akşam mesai çıkışı saatine denk getirmekle bir hata yapmışım. çünkü köprü trafiğinden dolayı takriben 45 dakika geç gelen otobüs bir miktar sinir bozucu oldu. sonrasında 45 dakikalık gecikme boyunca beklerken, sinir olunma katsayısının yüksek olduğuna karar verdiğim ve bu amaçla gözüme kestirdiğim 1 yaşındaki bebeğiyle beraber bekleyen annenin de benimle aynı otobüse bindiğini görmem iyi bir başlangıç oldu. bebeğin adının ertuğrul olması bir artı daha koydu haneye. ertuğrul diye bebek adı mı olur kardeşim, o ne yahu? bir de "er" hecesi kısa söylenerek yapılan vurguyla beraber daha da etkileyici oluyor.

gelelim ertuğrul'un annesine, bence kendisi derinlemesine incelenmesi gereken psikolojik bir vaka. 3 sıra arkamda oturmasına rağmen, sesinin desibel şiddeti ile yanyana oturuyormuşuz hissini bana yaşattığı için öncelikle buradan kendisine teşekkürlerimi sunmak isterim. bebek sanıyorum bebek olmasından kaynaklı arada bir mızırdanıyor, ağlama emareleri falan gösteriyor. biz otobüs ahalisi olarak bunu normal karşılıyoruz. ama sen ertuğrul'un annesi, deli misin be kadın? neden çocuk her ık mık dediğinde olanca sesinle "şşttt ertuğrul" diye bağırıyorsun? neden her seferinde "böyle yaparsan bir daha seninle otobüse binmicem ertuğrul" diyorsun? biz de uyumaya çalışıyoruz. sonra neden yarım saate bir ablana telefon edip, her seferinde de şarjının bitmek üzere olduğunu söyleyip arkasından ballandıra ballandıra ve uzun uzun* ertuğrul'u şikayet ediyorsun, bu çocuğun da bir gururu var. ayrıca biz de insanız, bize de acı. peki en son otogarda otobüsten inerken ertuğrul'a verdiğin hakkını helal etmemekle ilgili vaazının çocuğun ilerleyen zamanlardaki hayatı üzerinde nasıl etki yapacağını düşündün mü hiç?

yok arkadaşım yok, ertuğrul'un annesi düşman başına bile fazla. zaten 1 yaşında ertuğrul olur mu hiç?

devamını okuyayım »
26.03.2011 23:05