yasam atesi

  • aklıselim (568)
  • 734
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 yıl önce

francis bacon

bacon'ın yaşamı

francis bacon 22 ocak 1561'de londra'da doğdu. babası sir nicholas bacon kraliçe elizabeth'in mühür lordu, annesi ann ise sir anthony cook'un kızlarından biriydi. daha çocukken çok ciddi davranması nedeniyle kraliçe elizabeth, onu "küçük mühür lordu" diye çağırırdı. bir öyküye göre bir gün kraliçe kendisine kaç yaşında olduğunu sormuş. bacon da "haşmetmeabınızın uğurlu saltanatından iki yaş daha genç" yanıtını vermişti. 1573 yılının nisanında cambridge üniversitesi'ne gönderilmiş ve on altı yaşına kadar orada okumuştur. öğrenimi sırasında aristo felsefesinden hoşlanmamaya başlamıştı. "filozofun değersizliğinden dolayı değil, felsefesinin verimsizliğinden, yalnızca tartışma ve kavgalara yol açmasından, insan yaşamı için yararlı yapıtlar yaratma bakımından kısır olmasından dolayı" beğenmediğini söylüyordu. yaşamı boyunca hiç değiştirmediği bu kanısı, onun daha sonraki felsefi durumunu belirlemede önemli rol oynadı.

1576 haziranında hukuk öğrenimini bitirdikten sonra "devlet yönetme sanatını" öğrenmesi için fransa'ya gönderildi. babasının öldüğü 1579 yılına kadar orada kaldı. sonra ingiltere'ye dönerek avukatlığa başladı.

1584'te parlamento'ya girdi. rüşvet almaktan yargılanıp suçlu bulununcaya kadar oradaki görevini sürdürdü. güzel konuştuğu, arkadaşı büyük yazar ben jonson'un şu sözlerinden anlaşılıyor: "hiç kimse ondan daha yalın, özlü ve anlamlı konuşmuyordu, ağzından hiçbir zaman anlamsız ve saçma bir söz çıkmazdı. söylevlerinin her bölümünde ayrı bir güzellik vardır. dinleyenler bir sözcüğünü bile kaçırmamak için öksürmezler ya da gözlerini ondan ayıramazlardı... onu dinleyen herkes sözünü bitirecek diye korkardı."

bacon, 1506'da oldukça zengin bir adamın kızı olan alice barnham ile evlendi. düğünleri çok gösterişli oldu. çağdaş bir yazara göre bacon, "tepeden tırnağa kadar erguvan rengi giysiler giymiş, kendisi ve eşi için bir sürü altın ve gümüş sırmalı giysi diktirmiş, karısının getirdiği servetin büyük bir bölümünü bunlara harcamıştı". bu, onun ev yaşamında gösterişi ne kadar sevdiğini gösterir. bacon'ın özel papazı dr. rawley'e göre "evlilik yaşamı karşılıklı sevgi ve saygıya" dayanıyordu. fakat bacon, vasiyetnamesinde karısına bıraktığı çok büyük serveti, sonradan yaptığı ekle, "haklı ve çok önemli nedenlerle" geri almıştı. bu nedenlerin içeriği henüz açıklanmamıştır.

bacon'ın siyasal yaşamı yazından çok tarihi ilgilendirir. kraliçe elizabeth zamanında kendisine hiçbir büyük memuriyet verilmedi. çünkü akrabaları olan ve o dönemde yönetimi ellerinde tutan cecil ailesi, her zaman ona karşıydılar. bundan başka kraliçe, parlamento'dan büyük bir ödenek istediği zaman bacon, şiddetle karşı çıkmış, onu gücendirmişti. elizabeth'in gözdesi olan essex lordu bile en gözde olduğu dönemde bütün çabalarına karşın kraliçeden onun için yüksek bir orun elde edememişti. kendisini her zaman korumuş, büyük bir malikane vermiş olan bu cömert adamı, bacon, kraliçenin gözünden düştükten sonra, idama mahkûm ettirmek için elinden geleni yapmış, ihanet ve tutkusu yüzünden ismini sonsuza kadar lekelemiştir. saraya bir köle gibi bağlı olması ve hizmet etmesine karşın kendisine yine de hiçbir memuriyet verilmemiştir.

james i. tahta çıkınca durum değişmiş, bacon bundan sonra hızla ilerlemiştir. 1607'de başsavcı, 1617'de adalet bakanı olmuş, 1618'de baron verulam sanıyla soylular arasına alınmış, altı ay sonra da buna viscount st. albans sanı eklenmiştir. fakat bunlar, bütün ömrünü memuriyet dilenmek, yaltaklanmak ve dalkavuklukla bir şeyler elde etmeye uğraşmakla geçiren bacon'a geç gelmişti. yazgısı onu, daha iyi vurmak, düşmesinin şiddetini daha da artırmak için bu yüksek konumlara çıkarmışa benziyor. adalet bakanı olarak görevini kötüye kullanıyor, dostlarına yüksek orunlar veriyor, rüşvet ve armağan alıyor, haksızlıklara göz yumuyordu. sonunda hakkında parlamento soruşturması açıldı. yargılanmasında, bacon, suçlarını açıkça söyledi, fakat bunları dönemin bozukluğuna bağlayarak yargıçlarının acımasını diledi. her türlü devlet memurluğunun yasaklanmasına, yaşamının sonuna kadar londra kalesi'nde tutuklu kalmasına ve para cezası olarak da kırk bin ingiliz lirası ödemesine karar verildi. ertesi gün kral kendisini özgür bıraktırdı. para cezasını da erteletti. bacon, bunun üzerine st. albans yakınlarındaki malikanesine çekildi. kendi kişisel serveti ve kralın kısa bir süre önce bağladığı yılda bin iki yüz lira tutan emekli aylığıyla yaşamaya başladı.

bacon, haklı olarak mahkûm edildiğini kabul ediyordu. "ben rüşveti savunmaktansa rüşvet veren bir kimse olmayı yeğlerim. elli yıldan beri ingiltere'nin en adil yargıcı ben oldum. fakat iki yüz yıldan beri de parlamento, benim hakkımda verdiği karar kadar haklı bir karar vermedi." aynı zamanda verilen cezanın ülkede adaletin yararına olduğunu kabul ediyor ve "bundan böyle bir yargıcın veya memurun büyüklüğü onun suçu için bir sığınak olmayacaktır. bu benim için az avunulacak şey değildir. birkaç sözcükle anlatmak gerekirse, bu altın çağın başlangıcıdır" diyordu.

çekildikten sonra da hiçbir zaman yeniden memuriyet yaşamına girmekten umudunu kesmedi. "hastalık ve yaşlılığında bile özel yaşayışa dayanamıyordu." bir pervanenin ışığa çekilmesi gibi her zaman kendi acısının kaynağına dönmek istiyor, fakat bir memuriyet almak için yaptığı bütün başvurular geri çevriliyordu.

görevden çekilmesinden ölümüne kadar, kendini tümüyle yazına ve bilime verdi. zaten, işle dolu bir yaşam sürmesine karşın, inceleme ve araştırmalarını büsbütün savsaklamamıştı. "tarih", "de augmentis", "yeni atlantis" ve "denemeler"inin üçüncü basımını bu dönemde hazırladı. "bilginin ilerlemesi", "novum organum" ve "denemeler"in birinci ve ikinci basımları daha önceki döneminindir.

bacon, beş yıl sonra 9 nisan 1626'da, altmış beş yaşındayken bronşitten öldü. karlı bir kış günü arabasıyla giderken bir kulübenin önünde durarak sahibinden bir tavuk satın aldı. hemen oracıkta kestirdi. kendi eliyle tavuğun içini karla doldurdu. soğuğun eti kokmadan ve bozulmadan koruyup koruyamayacağını öğrenmek istiyordu. bu deney yaşamına mal oldu. ansızın hastalanınca arkadaşı lord arundel'in evine götürüldü. lord, evinde yoktu, bir hizmetçi hemen bir yatak hazırladı. hastayı yatırdılar. fakat çarşaflar nemliydi. bacon daha da kötüleşti, yaşlılığı ve zayıflığı yüzünden iyileşemedi. st. albans kasabasında bir kilise mezarlığına gömüldü.

devamını okuyayım »