yasli ateist

  • 21
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

windows

kendisine saygısı olmayanların kullandığı işletim sistemi. elbette bireysel düzeyde baktığımızda, bir kişinin kendisine olan/olmayan saygısı beni zerre ilgilendirmiyor. fakat bu kişinin tercihleri birçok insanın geleceğini mahvedecek. çünkü bu kendine saygısızlık o kadar bilinçsizce ve o kadar sistematik yapılıyor ki, neredeyse kimse bunun farkında değil. ne kadar ironi dolu bir cümle oldu, değil mi?

baştan belirteyim, deneyimli/bilgili bir bilgisayar kullanıcıysanız aşağıda bahsi geçen kavramlar basit ve sıkıcı gelebilirler. fakat buna rağmen windows kullanıcısıysanız, lütfen okumaya devam edin. sistemle ilgili teknik değerlendirmelerimi de sona bırakacağım, oldukça kısa olacaklar zaten. fakat öncelikle bu sistemi kullanmanın ahlaki yükümlülüğü nedir ona bir göz atalım, yukarıda bahsettiğim çılgınlıklar nasıl olacak görelim.

önce bazı temel kavramlardan bahsetmek gerekiyor. yazılım dediğiniz şey, dışarıdan satın aldığınız herhangi bir materyale benzemez. oturma odanıza aldığınız bir koltuk, kendisinin üzerindeyken neler yaptığınızla ilgilenmez, poponuzu analiz edip giyebileceğiniz muhtemel iç çamaşırları hakkındaki sıcak fırsatlardan bahsetmez(gelecekte muhtemelen olacaktır fakat yine yazılımlar aracılığıyla, saf yazılımsız şeylerden bahsediyorum). aynı zamanda istediğiniz takdirde arkadaşlarınız ile bahsi geçen koltuğu paylaşabilirsiniz, "beni sen aldın ve sadece sen oturabilirsin" diye dikte etmez. veya o koltuğu kullanarak bir atom bombası yaptığınız zaman, koltuğu alırken imzaladığınız sözleşmeyi ihlal etmiş olmazsınız, çünkü koltuk alırken bu tarz maddeler içeren bir sözleşme imzalamazsınız. koltuk artık sizin malınızdır, ister düz oturursunuz, ister ters çevirir oturursunuz.

fakat yazılım yapısı itibarıyla koltuktan farklıdır. bilgisayarınıza kurduğunuz bir yazılıma siz sahip olmazsınız, çünkü yazılım en temelinde bir materyal değil, matematiksel bir ifadedir. yazılımın bir telif hakkı sahibi vardır. dolayısıyla bilgisayarınıza kurulu olan herhangi bir yazılım da aslında hiçbir zaman sizin olmamıştır. yazılımı kurarken onayladığınız sözleşme, telif hakkı sahibi tarafından size sunulmuş bazı şartlar altında onu kullanma iznini size verir. bu şartları ihlal edemezsiniz, çünkü siz yazılımın sahibi değil, bir kullanıcısınızdır. sahibi olsaydınız, şartları zaten siz belirlerdiniz.

şimdi asıl konumuz olan windows'a dönelim. windows, parasını ödemiş dahi olsanız, diğer yazılımlar gibi sahip olduğunuz bir şey değildir. belirli şartlar altında kullanma izniniz olan bir yazılımdır sadece. bu noktada "tamam sahibi değilim ama kullanabiliyorum. kötü olduğunu ima etmeye çalışıyorsun fakat kötü bir şey göremiyorum ben" diyebilirsiniz. şimdi microsoft neden kötü bir firma biraz ondan bahsedelim. belki ilerleyen paragraflarda bir firma neden kötü olur, onun doğasını da inceleriz.

windows sizi izliyor. sanki bilmiyordunuz, de mi? bu cümleyi okuyup devamına bakmayı düşünmemiş arkadaşlar muhittin topalak esprileri yapmaya başlamıştır belki. açıkçası benim de umrumda değil sizi izlemeleri, keza sizin umrunuzda olmalı. nelerinizi izliyor peki? yaptığınız her şeyi, neyi izleyebiliyorlarsa. şu sayfaya bi göz atın mesela: https://www.microsoft.com/…esagreement/default.aspx oldukça uzun bir yazı sizi bekliyor, microsoft servislerini kullandığınız zaman burada yazanları kabul etmiş oluyorsunuz. peki neden bu kadar uzun? neden bu kadar detay var? sizi izlemiyoruz ve bilgileriniz tamamen güvende diyecek olsalardı, bu metin bu kadar uzun olur muydu? bi de şu sayfaya bakın, çok daha önemli burası: https://privacy.microsoft.com/…-us/privacystatement learn more kısımlarına basmayı unutmayın, göründüğünün on katı falan o sayfa.

son attığım sayfanın başına zaten kısaca göz atarsanız, göreceksiniz ki maillerinizden tutun da özel dosyalarınıza kadar her şeyi topluyor microsoft. bazı verilerinizi, bazı kişi/kurumlarla paylaşıyorlarmış, hepsini değil. sağolsunlar. fakat learn more dedikten sonra gerçekten de bundan fazlasını öğreniyoruz: eğer ki iyi bir sebepleri olduğunu düşünürlerse ellerindeki verilerle istediklerini yapabilirlermiş. reasons we share personal data başlığı altında bu sebepleri görebilirsiniz. fakat görünen o ki, sebep bulmak oldukça basit.

araya kısa bir not düşmek istiyorum, beni big data düşmanı olarak görmeyin. veri toplanmasına falan karşı değilim. bu büyük veri dediğimiz şey gelecekte insanlığın sahip olduğu birçok soruna çözüm olacak, hatta oluyor da. ama madem sorun çözüyor, neden gizli gizli çözüyor bu sorunları. madem bize bir zararı yok, neden her şey saklı bir şekilde yapılıyor? bunun doğrusu nasıl olmalı? buraya döneceğim birazdan.

kısaca windows sizi izliyor, isterse bilgisayarınıza uzaktan müdahale ediyor, diskinizi şifreleyip sizi güvende hissettiriyor ama o şifelemeyi çözmek için gerekli olan şeylerin koyasını kendinde tutuyor, istediği programları kafasına göre bilgisayarınıza kuruyor, siz istemeseniz de sizi zorunda bırakıyor. ne de olsa sözleşmeyi kabul ettiniz bi kere, haklarıdır. mesela windows bulduğu açıkları önce nsa'ya ve amerikanın askeri kuruluşlarına haber veriyor, bir süre sonra da bu açıkları kapatıyor. artık buna işi kılıfına uydurma mı dersiniz yoksa standart böyle der geçer misiniz bilmem. şu linkten daha birçok microsoft ile ilgili kötülüklere ulaşabilirsiniz: https://www.gnu.org/…rietary/malware-microsoft.html

peki bu veri toplamalar bize nasıl zarar verecek? ya da bu veri toplamanın bize yararı nedir? biraz yararlarından bahsedelim. mesela size gelen bütün mailleri topluyoruz diyelim. sonra bunları da bir güzel inceleyip spam/spam değil diye ayırıyoruz. birçok insandan bu şekilde veri toplayıp sınıflandırma yapıyoruz. bi süre sonra o kadar verimiz oluyor ki, artık bilgisayar spamı görür görmez şıp diye tanıyor. spamsız, güzel bir posta kutusuna sahip oluyorsunuz. veya ileri götürelim işi, birçok insanın genetik haritasını topladık diyelim. elimizde o kadar veri olsun ki, genetik olarak kansere yatkın olup/olmadığınızı şıp diye anlayan bir program yazalım bunlar sayesinde de. artık ufak bir taramadan sonra kansere yatkın olup/olmadığınızı anlayabilir, bebeklikten itibaren gerekli önlemleri alarak kansersiz bir hayata yelken açabilirsiniz. e nasıl kötüye kullanılıyor bu veri? günümüzde bu kötüye kullanımı genel itibarıyla reklamlar aracılığı ile görüyoruz. mesela bu toplanmış veriler sayesinde, örneğin sizi etkileyen şeyleri buluyorlar ve bunları kullanarak size ürün satmaya çalışıyorlar. duygularınızı manipüle ediyorlar. sağlam bir iradeyle atlatılabilir, fakat bu sağlam iradeye herkes sahip olmadığı gibi bu yapılan manipülasyon en basit tabirle ahlaksızlıktır. o yazılım sözleşmelerinde, yazılımda bulunan açıkları kullanmanızı/tersine mühendislik yapmanızı yasaklıyorlar fakat insan doğasındaki açıkları kullanmaktan hiç çekinmiyorlar. ama yine de oldukça yüzeysel bir yaklaşım, "duyguları manipüle etmek". en kötüsü bu mu yani diyorsunuz belki de şu an. hayır değil.

genetik mühendislik, sinirbilim gibi disiplinler son zamanlarda oldukça ivme kazanmış, oldukça başarılı sonuçlar veren alanlar. insan-bilgisayar arayüzleri gittikte gelişiyor. sinirlerinize bağlanan alıcılarla bir şeyleri hareket ettirebildiğiniz/yönetebildiğiniz gibi, sinirlerinize bağlanan vericilerle de beyninizi manipüle edebiliyorsunuz. bugün nasıl herkes cep telefonu almak zorundaysa, gelecekte de bu tarz aletler birer zorunluluğa dönüşecek ve eminim ki o gün geldiğinde, içinde ne döndüğünü bilmediğiniz bir şeyi beyninize yerleştirmek istemeyeceksinizdir. burası aslında başka bir yazının konusu, uzatmak istemiyorum. fakat son parmak bastığım nokta önemli: içinde ne döndüğünü bilmediğimiz yazılımlar. sorun burada. verinin toplanması önemli değil, verinin nasıl ve ne niyetlerle toplanıp işlendiği önemli. dolayısıyla o veriyi toplayan ve işleyen yazılımların neler yaptığını bilmemiz gerekiyor. e madem yazılımlara sahip olamıyoruz, sadece lisanslayabiliyoruz, o zaman çözüm ne veya bunlarla windows kullanmanın ilişkisi ne?

çözüm kendini belli etti gibi: açık kaynaklı yazılımlar. bizden elde edilen verinin nasıl toplandığını, nasıl işlendiğini bilirsek güven içinde o yazılımları kullanabiliriz. dolayısıyla kodlarını görebildiğimiz yazılımlar, bize bu özgürlükleri sağlar. açık kaynak olması gerekendir, siz ne kadar kod bilmeseniz de, sizin için okuyup sizi bilgilendirebilecek güvenilir insanlar her zaman olacaktır. açık kaynak size bu garantiyi verir. fakat dediğim gibi, açık kaynak sadece olması gerekendir, iyi olan değil. iyi olan ise özgür yazılımdır. açık kaynaklı bir yazılımın arkaplanda neler yaptığını görebilirsiniz fakat yazılımın lisansı sizi yine birçok şeye zorlayabilir, kodları değiştirmenize izin vermeyebilir, programı dağıtmanıza izin vermeyebilir. yani lisansa bağlı olarak, size birçok kısıtlama getirebilir. ama özgür yazılım, size bütün özgürlükleri verir. programın beğenmediğiniz kısımlarını silebilir, isterseniz arzu ettiğiniz bir özelliği ekleyebilir ve bunu özgürce istediğiniz kişilere dağıtabilirsiniz.
learn more: https://www.gnu.org/…tware-even-more-important.html

özgür yazılımın birçok avantajı da var. fakat yine bu yazının konusu onlar değil. zaten önemli olan özgür yazılımın avantajları değil, kullanıcıya verdiği haklardır.

peki windows'un suçu ne? öncelikle windows kapalı kaynak bir yazılım. bizden veri topladıklarını, her şeyimizi izlediklerini kendi ağızlarından biliyoruz. bundan da öte, topladıkları ile yaptıklarını sadece onların söyledikleri kadar biliyoruz, daha fazlasını değil. biliyoruz ki bütün şirketler, microsoft da dahil olmak üzere, piyasadaki pazar payını maksimize etmeye çalışıyor. bunu yaparken de herhangi bir ahlaki kıstas gözetmedikleri gibi, ellerindeki bütün veriyi de bunu başarmak için kullanıyorlar. mesela windows 7/8 sürümünü kullananlar, 10'a ücretsiz olarak geçebildi. microsoft eskiden böyle bir şey sunmazdı. yeni sürüm çıktıysa parasını verip almanız gerekirdi. hayrına mı yaptılar? hayır. hatta bırakın hayır meselesini, insanlar resmen zorla windows 10'a geçirildi. pazar paylarını ve pazar üzerindeki kontrollerini arttırmak için yapılmış bir eylemdir bu. artık windows 10 ile sizi hiç olmadığı kadar izleyip, kişisel verileriniz sayesinde sizin üzerinizden çok daha fazla para kazanacaklar. mesela biliyorsunuz ki apple'a kendi mağazası dışından bir şey yükleyemiyorsunuz. teknik anlamda bazı getirileri olabilir bu durumun. fakat apple'ın asıl yaptığı şey kendi teknolojisine sizi mahkum ederek, pazarı tamamen kontrol altında tutup maksimum karı elde etmek. bunu yapmayı, windows geç de olsa fark etti. mesela windows'un telefon için olan versiyonları ücretsiz, yakın bir gelecekte de masaüstü ortamı muhtemelen ücretsiz olacaktır. fakat bu onlara para kaybettirmekten ziyade, daha fazla kullanıcıya erişim imkanı sağlayarak daha fazla getiriyi sağlayacaktır. ama yazılımları kapalı kaynak olarak kaldığı gibi, bizlerin özgürlüklerini hiçe sayarak pazar mücadelelerine devam edecekler. insanlar da bunun farkında olmadan, sanki bu ücretsiz hizmetler tamemen kendi yararlarınaymış gibi windows kullanmaya devam edecek. sonuç olarak windows kendi talebini yaratmakta ve piyasayı bu yönde sürmektedir.

özgür yazılım genel itibarıyla bağımsız kuruluşlar/ufak örgütler tarafından geliştirildiği için öyle evinize aldığınız her alete kurulu gelmez. ama microsoft oturur, firmalarla anlaşır ve aldığınız bilgisayara kurulu gelmeyi başarır, piyasayı iyice kendine bağımlı haline getirir. hatta yukarıdaki verdiğim linklerde de görebileceğiniz üzere, windows yanına başka sistemlerin kurulmasını engelleyen yazılımlarla gelir. halbuki sizin satın aldığınız bir makinada, sizin sözünüz geçmeli. windows hayatınıza bu kadar müdahale etmeli mi?

özsaygısı olan bir insan olarak özgür yazılım kullanmaya karar verdiniz diyelim şimdi de. ama o kadar iyi mi ki? veya windows'a işiniz gereği bağımlı mısınız? şimdi bu konuda muhtemel duymuş olabileceğiniz genel karşıt argümanlara cevap vereyim, nasıl çözümler üretebileceğinizi açıklamaya çalışayım.

- özgür yazılım işletim sistemleri/programlar yeterince iyi mi?
+ evet iyiler. standart ev kullanıcısı mısınız? sadece internette geziniyor, dizi/film izliyor, ofis dökümanlarıyla uğraşıyorsanız bu noktada windowsta yapabildiğiniz her şeyi yapabilirsiniz. windows'a alışık olduğunuz için geçiş dönemi sıkıntılı olabilir. unutmayın, sistem zor değil, sadece siz alışkın değilsiniz. ayrıca kazanacağınız onca özgürlük karşısında, bir haftalık alışma sürecine katlanmak o kadar da zor olmasa gerek. power user mısınız? windows kullandığınıza göre muhtemelen değilsiniz, herhangi bir açıklama yapmaya gerek duymuyorum.

- ofis programları çok kötü.
+ belki beş sene önce katılabileceğim bir argümandı. artık değil. piyasada birçok program var. isterseniz gelin alternatiflere bakınalım. bunun dışında, mesela microsoft, office ürününü linux'a da çıkartabilir, fakat bunu yapmayacağını biliyoruz. dediğim gibi, piyasa hakimiyeti.

- işim gereği x programını kullanıyorum ve linux versiyonu yok.
+ yapabileceğiniz bir şey yok. alternatiflerine bir göz atın, geçiş yapılabilecekse bir deneyin derim. değilse de boş durmayın. kullandığınız yazılım firmasına bir mail atın mesela. hatta o firmanın sağlam bir müşterisiyseniz, kendi çalıştığınız firmanın yazılım firmasına baskı yapmasını dahi sağlayabilirsiniz. neden olmasın? ben kimseden para almadım bu yazıyı yazmak için, siz de ufak bir iki lobi çalışması yapabilirsiniz.

- kod yazmak gerekiyormuş.
+ gerekmiyor. neredeyse her şeyi arayüz ile halledebilirsiniz. fakat internette insanlar size 20 tıklamayla yapacağınız işi bir satırı kopyala/yapıştır yaparak halledebilmenizi sağlayan kodlar sağlıyor olabilir. zaten burada kod yazmanız da gerekmiyor, sadece kopyala/yapıştır yapıyorsunuz ve inanın işiniz daha kısa sürede halloluyor.

- kullanışsızlar.
+ windows'a en son baktığımda ayarlar için iki farklı arayüz vardı. huehuehue. sonra diyorsnunuz ki gnu/linux kullanışsız. windows'u kullanabilmenizin tek sebebi, yıllardır onu kullanıyor olmanız. bir sistem bu kadar kötü tasarlabilirdi. normal kullanıcı için, kullanım deneyiminde dağlar kadar fark olacağını söylemiyorum elbette fakat power user için değişen şey çok olacaktır.

- başka sorunlarım var.
+ söyleyin, çözüm üretelim.

aklımdaki birçok şeyi yazıya dökemedim fakat yazı anlamsız derecede uzun oldu zaten. son söz olarak, sizleri, kendini önemseyen birer birey olmaya davet ediyorum.

devamını okuyayım »