yeaboy

  • çetrefilli (381)
  • 500
  • 6
  • 1
  • 0
  • geçen hafta

akademik camianın özel sektöre olan düşmanlığı

özellikle teknik mühendislik dallarında bu durumu üniversitelerde doktora/yüksek lisans farketmeksizin, yüksek öğrenim mülakatlarında çok rahat bir şekilde gözlemlersiniz. bir grup hocanın karşısında mülakat yapılırken, neredeyse hepsi tek bir ağızdan "ama sen çalışıyorsan buraya nasıl gelmeyi düşünüyosun acaba?", "sana bi proje verilse çalışırken bunu nasıl yapmayı planlıyosun?", "iş yeri için mi yoksa akademik kariyer için mi buraya başvuruyosun?" gibi soruları sormaktan, teknik bilginizi ölçmeye, kendinizi anlatmaya fırsat vermezler. çünkü arka planda asıl düşünülen şeyler akademi tarafının kendi menfaatleridir, sizin kişisel gelişiminiz 2.sırada gelir.

peki bunun sebebi nedir? piyasada pratik anlamda daha çok şeyi daha kısa sürede öğrenip pratikte kullanabilmeye karşı olan sinir mi? yoksa öğretilen ağır teorilerin çoğunun sonunda unutulacak bilgiler olduğunun içten içe bilincinde olmak mı?

üniversite-sanayi iş birliği denen geyiği duymuşsunuzdur. geyik diyorum, çünkü hakikaten geyik. böyle bir şey kısmen yapılıyor evet, ama sırf akademideki şu tutum yüzünden hiçbir zaman isminin hakkını veremeyecek bir oluşum. hani diyoruz ya ilk 500'de türk üniversitesi yok vs. diye, yurtdışındaki iyi okullara baktığınız zaman irili ufaklı firmalarla ortaklaşa olarak tez öğrencileriyle, hocalarıyla harika projeler ortaya çıkarırlar. bugün otomotiv, sağlık, havacılık vb. alanlarda kullandığımız çok şeyin arka planında öğrencilere veya hocalara tez olarak verilmiş çalışmalar yatar. sonunda da hem okul hem de firma kazanır. he ama hakkını da verelim şimdi, diğer tarafta da bariz bir (bkz: özel sektördeki akademik kariyer düşmanlığı) gerçekliği mevcuttur, bu ayrıca bi başlıkta konuşulur.

yani ne kadar konuşulsa önemi yok aslında. çünkü bundan sonra yine söylenecek şey, "hmm evet, tezinizde güzel şeyler yapmışsınız, ama bir firmada tam zamanlı çalışıyorsunuz o nasıl olacak?...." sorusu. çünkü bu tavırdan anlaşıldığı kadarıyla bekledikleri şey, 22-30 yaş aralığında bir insanın evinde oturup sadece yüksek öğrenim için yaşayıp taş yiyerek, part time çalışarak ya da hocaların köleliğini yaparak yaşaması.

gireriz ilk 500'e 10 üniversiteyle, aynen.

devamını okuyayım »
27.06.2018 22:16