yemeden atacagimiz 3 gol turu getirir

  • mülayim ama sempatik (538)
  • 581
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 yıl önce

hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

üniversite 3. sınıftayım.. beraber kaldığım ev arkadaşım okulu bitirmiş, yeni başladığı işte 184 milyon asgari ücrete talim ediyor.. bizim pederin de her ay gönderdiği para santimi santimine o kadar.. batıkent'te giriş katında kalıyoruz ve kirayla aidatı ödeyince bize kalan parayla normal besinleri tüketmemiz imkansız.. her akşam makarna veya pilav, yanında olursa yoğurt, tavuk burger, işte o akşam canımız ne çekerse.. ancak öyle bir içler acısı durumdayız ki evde herhangi bir beyaz eşya yok.. hatta evde elektronik alet namına benim pentium 166 mmx hurdası ile onun 37 ekran 16 kanallı televizyonu var.. bi de ne alakaysa, filtre kahve makinemiz.. çaydanlık yerine kullanıyoruz, arada sırada makine isyan ediyor, çayı demlemiyor.. dedim ya beyaz eşya yok; biz bira alırsak buzdolabı olmadığından, balkona karların arasına gömüp oradan takılıyoruz.. ama allah için evin içi hamam gibi.. bok gibi aidat parası alıyorlar fakat karşılığında iyi ısıtıyor keraneciler..

bir cumartesi (ikimizde evdeyiz, gerçi ben hep evdeyim ama o haftasonu olduğu için işe gitmedi), akşama hamsi kızartalım mı lan dedi? ben de hemen gaza getirici fikirlere balıklama hazırım ya, olur lan dedim.. gittik 1 kilo hamsi aldık.. yanına roka aldık, domates aldık, bira aldık; o ayki bütün sermayeyi bir akşamda yiyeceğiz.. hani bir gece tam doyalım 29 gün aç gezelim mühim değil mantığındayız.. tam o hamsileri temizlemiş, ben salatayı hazırlamışken, işte kızartma aşamasına geçecekken, yağı kızdırmak için tavaya döktüm ve bizim evdeki ocak, yani küçük piknik tüpü bitti.. moral bozmadık tabii, aradık tüpçüyü sanıyoruz ki hemen getirecekler.. bizim oraya bu saatte servisimiz yok, yarın o taraftan sipariş gelirse, arkadaşlar geçerken size bırakır dedi halden anlamaz lavuk.. adama anlatamadık ki ocakta yemeğimiz kalmış, ne yemeği ocakta 1 aylık mutluluk kaynağımız kalmış.. ne yapalım diye düşünürken, ara lan bunların yeri nerdeyse yürü biz gidip alalım dedi; ben de gaza hazırım ya, olur lan hadi gidelim dedim.. aradım taa ostim'de, 3,5 km mesafedeymiş ibnelerin dükkanı.. ankara'da şubat.. kar deli gibi olmasa da hissedilir şekilde yağıyor.. ve biz ikimiz yollarda yürüyoruz, elimizde piknik tüpü.. ama sonunda balık yiycez, bira içecez, mutlu olacaz..

gittiğimizde dükkan kapalıydı.. sorduk akşam 7 gibi kapatırlarmış, o civarda başka tüpçü yokmuş, hem bizim elimizdeki markayı da sadece bunlar alırmış.. kös kös döndük eve.. yolda o bi yandan ana-bacı çekiyor, ben bi yandan ana-bacı çekiyorum.. eve gelince dedim ki balıklar bozulmasa bari, poşete koyup balkona asalım, evin içinde bozulur, o havada deep freeze etkisi yapsın.. o akşam ekmek salata yanında birayla hüzünlü geçti.. üzülme lan dedi, sabah kahvaltıdan önce gidip alırız tüpü, öğlene kızartırız balıkları.. öğlen kalktığımızda ilk iş balıklara bakıyım dedim, bozulmuş olmasınlar, hepsini kedi yemiş.. tam yememiş aslında pezevenk.. bir kısmını dişlemiş, poşetten düşürmüş hepsini, buzlu olanları dağıtmış filan falan.. bir hüzün çoktü, bir hüzün çoktü anlatamam be sözlük.. keşke hepsini yeseydi de balkonu temizlerken o balıkları çöpe atmasaydık..

devamını okuyayım »
11.04.2012 00:06