yumkaax

  • 10
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

ortalama bir hayat yaşamak

çocuklukta başlar herşey, hele de devlet memuru bir ailenin evladıysanız kaçınılmaz olandır. ne anneniz ne de babanız riskin kelime anlamını dahi bilmezler, emin olmadan bi işe girmez, gözleriyle görmeden inanmazlar. toplum onlar için koymuştur zaten kurallarını, ahlak - erdem - dürüstlük en muhteşem triodur, hep bir adım ötesine gitmekten korkar, yanlışlıkla gittiyseler de suçluluk duyarlar. hayatın tadını 'ölçülü' çıkartırlar, tutkuyla bağlı oldukları bi'şeyler yoktur hayatlarında çünkü bilirler 'tutku' korkulması gerekendir. ayakları hep frendedir, otobandayken bile korkarlar, 'ya yol aniden daralırsa? ya aniden köpek falan çıkıverirse karşılarına'dır hayat felsefeleri. her adım temkinlidir, her adım önce bi' yoklar basacağı yeri.. hayatı dolu dolu yaşayamamak en büyük pişmanlıklarıdır, hiç uçuk kaçık anıları yoktur hayatlarında, başarı okulda verilen takdir belgesidir ve emin oldukları bir şey vardır popüler olanlar ilerde hep çuvallamıştır, istikrar mutluluktur.. hiç ödün vermemişlerdir hanımefendiliklerinden ve beyfendiliklerinden.. sanattan, müzikten, edebiyattan, spordan, kültürleri keşfetmekten, herşeyden biraz biraz hoşlanıyorlardır ama bi' türlü içine girememişlerdir herhangi birinin, çünkü hayatta hep daha önemli öncelikleri olmuştur, toplumun beklediği şekilde yaşamak ya da çocuklarını hayırlı bir evlat olarak yetiştirmek gibi. hayat en başından rotası belli bir maratondur, yaşanılan irili ufaklı acılarsa tuzu biberidir işte hayatın. öğütlerin en büyüğüdür 'hayattan beklentin çok olmasın ki sonra hayalkırıklığına uğrama!', belki de bu yüzdendir hiç hırslı olmayışları.. ve sen.. farkında olmadan şekilleniverirsin ellerinde.. uyandığındaysa çok geçtir artık, toplum kurallarıyla yetişmiş ortalama bir insan olarak kök salmışsındır olduğun yere.. kurtulmayı istemek bile suçluluk duygusuyla yakar içini.. tek yapabildiğin yaşayamadığın hayatlara özenmektir..

devamını okuyayım »
26.06.2011 22:19