zach dawnbringer

  • 1383
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

ingilizce

turkiyede ciddi anlamda, hastalik boyutlarinda bir kompleks haline gelmis -ya da hep oyle olagelmis- dil. dilden ote insan psikolojisini incelemeye yarayan bir olgu, olus. sasilasi bir durum.

simdi hadise nedir? ingilizce bugun dunya uzerinde en cok kisinin konustugu dil degil ama en cok karsilasilan dil. bu herkesin malumu. elbette teknikte, bilimde, teknolojide, sanatta, internette, eglence dunyasinda bu denli baskin olan bir dili ogrenmek, anlayabilmek ve konusabilmek insanin yasam kalitesini arttiracaktir. dogal olarak insanlar bir sekilde bu dili ogrenmek istiyorlar. anne babalar cocuklarini en iyi (!) okullara gondererek -kalitesi tartisilabilecek- bir yabanci dil egitiminden gecmelerini sagliyor. hatta bu da yetmiyor, imkani ve parasi olanlar, cocuklarini, yurtdisina gonderiyor, bazilari daha da ileri giderek ilkogretim ogrencilerine cince ogreten ozel okullara yazdiriyorlar (ki bu ayri bir yazinin konusu). dil okullari, ingilizce dershaneleri, ozel hocalarin da icinde oldugu korkunc karli bir sistem var ortada. simdi buraya kadar da sorun yok aslinda.

ama su var; yabanci bir dil ogrenmek, aynen matematikte basarili olmak, bir muzik aleti calabilmek, hikaye yazabilmek, iyi futbol oynayabilmek gibi bir yetenek isidir en basta. herkes yabanci bir dil ogrenebilir belki ama bunun suresi ve kisilerin erisecegi seviyeler suphesiz farkli olacaktir. hatta dil tek, masif bir yapi olmadigi icin, kimi dilbilgisini yapilarini mukkemmel derecede kavrayip kpdsden 100 alacak, kiminin dinlemesi cok gelisecek listeningde cilgin atacak, kimi de okudugunu eksiksiz anlayabilecektir. ote yandan diger kisimlar eksik kalabilir. bunun kadar da dogal bir durum olamaz.

ama nedense turkiyede, yine hepimizin malumu olan bir durum var: hepimiz ingilizce biliyoruz. bilmekle de kalmiyoruz sakir sakir konusuyoruz. ya da tamam aslinda anliyoruz her seyi ama konusurken biraz zorlaniyoruz. cunku bize gore ingilizce konusma yetisi hepimize dogustan gelen bir ozellik. bizim fabrika ayarimiz, varsayilanimiz. ingilizce bilmemek? aa dusunulemez bir sey. nasil bilmezsin? hem de bu cagda? gel sana bir hoca tutalim. hizlandirilmis (!) kurslarla ingilizceyi 1 haftada, evet yanlis duymadin 1 haftada ogreneceksin. bunu cin tekniklerini kullanarak yapiyoruz.

bu hastalikli dusunce yapilarini ve savimi kanitlamak icin, gelin kompleksin ayyuka ciktigi yerlerden birine, ingilizce konusan konusmacinin geldigi toplantilara, konferanslara gidelim. isim geregi yabanci konuklarin oldugu toplantilara tercuman olarak katiliyorum. toplantilarda dogal olarak konusulan dili anlayabilenler kulaklik kullanmazlar. ama goruyorum ki ozellikle de belli bir makama gelmis insanlar arasinda o kulakligi takmak utanilacak bir sey gibi algilaniyor. sozum tabi ki soz konusu dili eksiksiz anlayip konusabilenlere degil.

ama digerleri icin, itiraf edelim, soylenenlerin yarisini yarim yamalak anlamak pahasina adam o kulakligi takmiyor. ergenlik caginda cevre bana ne der kaygisiyla gozluk, dis teli takmayan bir cocuk gibi takmiyor o kulakligi. ben iste bunu anlayamiyorum. oysa ne alakasi var arkadasim. o kabindeki insan ceviri yapsin diye para aliyor. senin o dili bilmene gerek yok. zaten konusulan konu agir. sen o konununun uzmanisin. bir de kafanda ingizceyle ugrasmasana. otur, tak kulakligini, cikar dil engelini aradan, konuya odaklan.

hadi buraya kadar yine olabilir diyoruz ama asil komedi konusmaciya soru sorma kisminda ortaya cikiyor. tabi ki burada da kompleks kendini gosteriyor ve iki kelimeyi yan yana getirip de gunluk olaylardan bahsedemeyen insan, cok karmasik terminolojiye sahip bir konuda konusmaciya ingilizce soru sormak istiyor. ama sorun ingilizce soru soramamasi degil. bunun kadar dogal bir sey yok. aksine, bu ne ayiplanacak ne de utanilacak bir durum. sen sor ana dilinde sorunu, kendini daha rahat ifade et, birak cevirmen cevirsin. isinin adi ne? ceviremezse de o yansin.

kendi gozlerimle defalarca gordugum icin soyluyorum, soru sorup da ingilizcesini gostermek icin soru soranlar var. ama ne oluyor, konsmaci anlamiyor o soruyu, tercuman- bu kez zorunlu olarak- tekrar devreye giriyor. sunu soyleyeyim ki, insanlar kabinde gulmemek icin zor tutuyorlar boylelerine. cok belli oluyor yani halleri.

peki neden turkiye turkiye diyorsun baska ulkelerde yok mu boyle bir sey diye sorarsaniz, yine bir ornekle durumu aciklayabilirim. cok farkli bir meslege sahip bir grubun katildigi ve ingilizce ile ilgili olmayan bir kursta cevirmenlik yaparken yabanci hoca gruba hangi ozelliginizi gelistirmek istersiniz diye bir soru yoneltti. kast ettigi ise mesleki becerileriydi. ama katilimcilarin neredeyse hepsi de yabanci dilimizi gelistirmek istiyoruz dediler. yabanci hoca ise mantikli bir sekilde soz konusu meslekte ilerlemek icin yabanci bir dil ogrenmenin "temel" sart olmadigini, ondan once daha bir suru etkenin soz konusu oldugunu acikladi. bu durum sanirim anlayis farkini yeterince acikliyor. belki bu durumun var oldugu baska ulkelerde vardir ama kendi gozlemlerime dayanarak konustugum icin ben yalnizca bu kadarini ortaya koyabiliyorum.

sonuc olarak, samimiyetle inaniyorum ki bu kompleksten kurtuldugumuz vakit her alanda cok daha ileriye gidecegiz.

konuyla ilgili ileri okuma: (bkz: fatih terim ingilizcesi)

edit: biz sadece isin konusma kismindan bahsetmisiz ama bu kompleks ingilizce yazma konusunda da mevcutmus meger. aslinda bugun duzeltilmesi icin ofise gelen "ingilizce" metni nete yukleyip buraya da linkini verebilsem, baska da bir sey yazmama gerek kalmazdi. ama boyle bir sey yapamadigimiz icin kisaca gorunce gozyaslarinizi tutamayacaginiz, tamamen turkce dusunulmus ve kafada ingilizceye cevirilmis bir eser diyelim. isin aci kismi ise her zamanki gibi bu mukkaddes eseri yazan yeni yetme akademisyenimizin super ingilizce bildigini kanitlamak ister gibi olur olmadik yerde boyunu asan kelimeler ve suslu zaman yapilari kullanmasi. eminim bitirdikten sonra eserine bakip "off be su kelimelere bak, ne yazdim bee!" diyerek boburlenmistir. canim arkadasim, sevgili kardesim, allah askina, neden kendini de bizi de yoruyorsun? neden yapamayacagin halde turkce yazmiyor, iyi bir cevirmenden ingilizceye cevirmesini istemiyorsun? neden artik gidip sunun tedavisini olmuyorsunuz? neden?

devamını okuyayım »
23.06.2008 10:25