zamane yazari

  • 720
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

ekşi öykü

uzun metrajlı bir kovulma

eskiden de böyleydim. olur olmaz rüyaları bir karnaval şenliğinde karşılardım. karşılar mıydın? neleri karşıladın bu zamana kadar? sonrasında insanları koşuşturan iplik iplik bir yağmur yağar ve ne varsa alır götürürdü. nereye? şimdilerde de böyleyim galiba. ihtimalli cümleleri sevmediğim zamanlar kendime bir alışkanlık edinmiştim. yalnız kaldığım ev ikinci kattaydı. neden ikinci kat? ara kat sıcak olur demişti memur emeklisi babam. işten beş gün izin aldım. ne iş yapardın? fabrikada muhasebe departmanında şeftim, maaşım oldukça iyiydi. interneti kopartıp attım o gün. bu devirde?! televizyonun antenini tornavidayla bozdum. şarteri indirmen gayet iyi olurdu dostum gayet iyi. bazı şeylerin çok kısa kısa yolları var. telefonun hattını kırdım. teknolojiyle, iletişimle alakalı ne varsa ilişiği kestim. onu anladım zaten, başka başka neler oldu? kapıyı kilitledim. apartmanın arka bahçesine bakan odadan anahtarı savurdum. kaçmayı deneyeceksin sonra, kendinden bile kaçmayı deneyeceksin. alt komşunun zıpır çocuğunun ön lastiği patlak bisikletinin yanına düştü anahtar. zincirleme isim tamlamalarını sever misin, bir önceki cümlen ağlıyor da. hem bunları yapmana da gerek yok, daha kestirme yolları var bunun biliyorsun. evden çıkamayacaktım. bunu sormam gerek, bazı fabrikalarda, işçilere asgari ücrettten bile az para veriliyormuş, doğru mu? ben o konulara girmem. etliye sütlüye karışmadan yaz bakalım, evet. çıkmadım da. sonra bu alışkanlık haline dönüşmeye başladı. evden beş günün sonunda çıkmak için yapmadığım şey kalmadı. itfaiye geldi. polis geldi. muhtar geldi. patron geldi. patronla aran iyi olduğuna göre muhasebeyi iyi tutmuş olmalısın, vergi konusuna girmeyelim, girsek mi? annem geldi. birkaç arkadaş geldi. babam gelmedi. işten nezaketin sınırlarını zorlayacak biçimde kovuldum. şu son cümlen... söz sende. evet.

sonra evden kovuldum kirayı ödeyemediğim için. sevgilimle görüşmediğim için onun hayatından da kovuldum. babamın yüzüne karşı "seni sevmiyorum ben!" dedim, babamın evinden de kovuldum en nihayetinde... babanla aranda ne oldu ki böyle? sana ev buluyor, ara kat olsun diyor ama sen, ama sen hala adama giydiriyorsun öykücü. ilginçtir en acı olan kovulma da oydu galiba. sonra meteliksiz sokaklarda dolaşmaya başladım. yani parasız. hani yolda sokakta yatılan cinsten. "nereden nereye..." diye bilinen o soruyu daha kendime sormamıştım. sormamalıydım da.

bir iş yapmalıydım. mesaisi olmayan. sorunun belli oldu. sabah erkenden kalkılmayan; ona buna yağcılık çekilmeyecek bir iş. kısacası düzensiz. düzene karşı bir hassasiyetim var benim. bunu yazmana gerek yok. cümlelerin dağınık olsa da okuma yazmayı bilen biri bunu çıkarabilirdi. böyle bir işi bulmak zor olmadı. yalnızca gitarı alacakken çok zorlandım. üç dört müzik aleti satan yere gittim. sokak müzisyeni olacağımı, bu yüzden bana bir gitar vermelerini, parayı kazanınca geri ödeyeceğimi söyledim. kimisi sokak müzisyeni ne, der gibi baktı. kimisi de "geri ödeyeceğim," cümlesini duyunca dükkandan bir siktir edip kovmadığı kaldı. sonrasını çok merak ediyorum, deli gibi hem de. o kadar para kazanıp nasıl bir tane gitar alamadın ki?

mehmet abiyle o günlerde tanıştım. hiçbir şey yokken. hiçbir şeyken. sokak müzisyenlerinin ne yaptıklarını izlerken tanıştım daha doğrusu.
"her gün buraya geliyorsun, çalabiliyor musun bir şeyler bari?" dedi.
"şey... evet," sesim o ara titremiş. mehmet abi hala anlatır durur. öyle yüzüme çaresizliği bam güm vurmak için değil "ne hüzünlüydün sen be," der. ben hüzünlüydüm; hayatsa kovulmalarla dolu hüzünlerden kendine bir elbise yapıyordu. lacivert... jilet gibi ütülü, hayatın üstündeki lacivert bir takım elbiseydi sanki. şiirlerden fırlamış bir lacivert. görse cemal süreya kıskanırdı.

sonra....

dostum bu hikaye burada bitsin. sonra falan diye devam etme. böyle iyi. gayet iyi. oldukça kafi.

devamını okuyayım »