zeenogr delorange

  • 2055
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

disleksik

disleksi, sağı solu karıştırmakla ya da yönleri hafızada tutamamakla ilgili bir şey değildir. disleksik kişi, disleksik olmayan birçok kişinin de yaptığı gibi, verileri, geleneksel olmayan yöntemlerle bellemeye eğilimlidir. bu eğilim her zaman gözle görülür disleksiye neden olmaz. çünkü kişi, dışarıdan görülebilen şeyleri, örneğin harfleri ya da ayakkabı bağlamayı dünyevi bir challenge olarak almayı akıl edip diğerleri gibi olmasa da bir şekilde alışkanlıklarına katabilir. bir insan disleksik olsa bile, q, p, d, b harflerini birbirine karıştırmasının nedeni yön kavramının olmayışı değil, sadece, bu harfleri kafasına kabaca imgeler olarak kaydetmiş olup, o kabacalıktaki, o "hissi-görsel" kayıtlar birbirinin hemen hemen aynısı olduğu için hangisinin hangisi olduğunu karıştırabiliyor oluşudur. peki verileri o şekilde kaydetmek tek başına disleksi nedeni midir? hayır. disleksi, aynı zamanda dünyaya uyum sağlamaya karşı düşünsel bir tembelliği de gerektiriyor olmalıdır -eğer akli bir yetersizlik olmadığını düşünürsek-. çünkü, verileri dislektik şekilde kaydeden birçok kişide disleksi görülmez. neden? çünkü, örneğin, aslında, q, p, d ve b, her ne kadar birbirine benziyor gibi görünseler de, çok ama çok farklı unique "hissi-görsel" izler bırakabilirler kafada. disleksinin, harf karıştırmanın çok ötesinde işaret ettiği -ama harf karıştırma kısmı ile popüler olan- bu farklı bellekdizim, disleksik kişinin asıl sorunlar yaşadığı konularda daha iyi anlaşılır yapısal olarak. örneğin küçük yaştaki disleksikler, çeşitli markaların imajlarını birbirine benzeterek bellerler. öyle ki, herhangi bir ürün türündeki markaları kullanarak, adeta artikel verir gibi ve hiç düşünmeden şak diye tüm objeleri sınıflandırabilirler. işte bu, disleksiye de neden olabilen bir farklı belleme biçimine işaret eder, ki aslında bu durum, her zaman disleksiye neden olmaz. çünkü bazen kişi kendi yöntemlerini geliştirip, geleneksel yöntemlerin beklentilerini de karşılayabilir. farklı bellekdizim yöntemlerine alışkın kişi, disleksik olmak zorunda değildir; yani disleksi olarak tanımlanabilecek hiçbir sorun yaşamayabilir. sınavlara çalışmadığı halde, algoritmik değil heuristic yöntemler kullanarak ortalamanın üzerinde başarı elde edebilir. kimsenin kurgulayamayacağı karışıklıkta cümleleri, kendisi hiç kurgulamadan, akışına bırakarak kurup tamamlayabilir. herhangi bir konudaki fikrini, geleneksel bellekdizimini kullananlardan duyulabilecek sınırlı ve tekdüze cümleler olarak değil, adeta sonsuza dek farklı farklı açılardan anlatabileceği şekilde bir heykel olarak kafasına koymuş olduğu fark edilebilir. birbiriyle çeliştiği düşünülebilir farklı zamanlarda aynı düşüncesini açıklamak için kullandığı farklı sözleri. oysa o sadece farklı açılardan ele alıyordur kafasındaki düşünceyi. ve bu şekilde, aslında çok daha tutarlı ve kendi içinde ayakta durabilen, gözle görülür, elle tutulur düşüncelere sahip oldukları düşünülebilir. ancak bunlar disleksiyle değil, disleksiye de neden olabilen farklı bellekdizim alışkanlıklarıyla ilgilidir. elbette eğer kişi düşünsel tembellik, özgüvensizlik ya da zeka geriliğine neden olan herhangi bir şeyle karşı karşıyaysa, ya da basitçe bir şekilde dünyadaki düzene kendi yöntemiyle kafa tutmaya koyulamamışsa, o kişide disleksi görülebilir. hastalık olan, disleksinin temelindeki itkiler ve farklı eğilimler midir, yoksa kişinin kendi özelliklerini farklılığına rağmen kullanamayışı mıdır sorusunun yanıtı kişiden kişiye değişir. kim hangi haliyle başarılı oluyorsa o hal onun sağlıklı halidir diye düşünürsek durum böyledir. kimisi geleneksel yöntemlere shift olup düzelirken, kimisi de kendi yöntemlerinde ustalaşıp düzelir. kimisi için ise bu eğilimler hiçbir zaman dışarıdan bakılıp disleksi tanısı konulacak kadar litaratüre girmiş belirtilere neden olamaz; ki onlar kendi farklılıklarının bu gibi detaylarını da hiç fark edemeden ve diğerleri gibi dışlanmadan kendi yöntemlerinde çok daha rahatlıkla ustalaşabilirler ve yaşamlarının hiçbir döneminde disleksik olmazlar.

devamını okuyayım »
20.03.2007 09:15