zemin yesil 12 yildiz 3 ok sari

  • 10014
  • 33
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

yaşanmadan bitti

sevgililik olayının henüz başındayken ayarı almışların dillendirdiği bir sitem cümlesi.

en sonunda "kaderin kitabında aynı satırda yazılıyız" diyebileceğim kişiyi, "kendimi, kendisine sakladığım" kişiyi bulmuştum.

ne güzel hayallerim vardı.

mesela; ehliyeti vardı ama trafik tecrübesi yoktu. onu raikkonen'in kadın modeli yapacaktım.
mesela; abazaca konuşmasını biliyordu ama kril alfabesini bilmediği için kendi anadilindeki eserleri okuyamıyordu. artık okuyabilecek ve yazabilecekti.
mesela; abhazya'ya gidecek, eğer hoşuna giderse, belki de orada yaşamaya devam edecektik.
mesela; eve ilk getirdiğim gün artık evlilikten sonra mı olur yoksa yeterli güven bina ettiğimi anladıktan sonra geldiği gün mü olur bilemiyorum ama fotoselli bir müzik sistemi kurdurup, evden içeri ayağını attığı zaman cem karaca'dan "hoşgeldin kadınım" çalmaya başlayacaktı.
mesela; "hoşgeldin kadınım" şarkısından sonra çeyizime(!) kattığım gümüş leğende ayaklarını gül suyuyla yıkayacaktım.
heyhat!!! kul kurar kader gülermiş.

vay bee, demek bu acıyı yaşamak, bu derdin dermanını aramak da varmış.

hayatımda "ilk" defa bir kadına "seni seviyorum" dediydim. şu yaşıma kadar daha bir kere olsun bu sihirli 2 kelimeyi birisine sarfetmediydim. bu saate kadar bir kere olsun evliliği düşünmediğim için karşımdaki bütün kadınlara sevgililik yolu ile yaklaşmadım. "madem evlenmeyeceğim ne diye bu keşmekeşe gireyim" diye düşünüyordum. hayatımda, evlenebileceğim birisi olarak gördüğüm sadece 2-3 kişi oldu. zaten onlarda ben kendimi toplayıp niyetimi belli edene kadar kafada bitip "yok olmaz" etiketini yediydi.

dedim ya bu bir "ilk"ti.
ilk defa birisine "seni seviyorum", sana vuruldum", "senin yanındayken eriyip bitiyorum" dedim. ilk defa birisine methiyeler düzdüm. ilk defa birisi aklımdayken okuduğum sayfayı 20 kere okumak zorunda kaldım ve ilk defa birisi için ağladım.

kendimi çok soğukkanlı, gözü kara ve duygusuz görürdüm, değilmişim.

şimdi ise o günleri, o dakikaları unutmam lazım. aklıma aşk ile herhangi bir şey getirmemeliyim. onun için ilk önce müzik listesinin alayını sildim. rusça, ingilizce, kabardeyce, abazaca, türkçe ne kadar şarkı varsa hepsini bir kalemde sildim. bütün şarkılar bir şekilde aşk ile ilintileniyor. şimdi ne kadar değişik dil varsa müzik listemi onlarla dolduruyorum.
ve bir an önce kendime bir meşgale bulmam lazım.
bu da ya futbol ile olur ya da kendini işe vermekle olur. neyse, "bize her sevdadan geriye kalan galatasaray" dedik, ligler devre arasına girdi futbol ile kendini avutma olayı kapandı. şantiyedeyiz, kış şartları yüzünden şantiyede sinek uçmuyor, iş ile avunma olayı da öldü. kaç gündür "ben böyle bir kumpasa nasıl girdim" sorusuna cevap arıyorum.
ne güzel mesnevi'ye başladıydım, yumuşak yumuşak okuyordum. onu da yarıda bırakmak zorunda kaldım.

hayatında ilk defa birisini "kadınım" olarak görüyorsun, onun da tutup başka bir sevdiği çıkıyor. kendime kızıyorum "niye bunu anlamadım?", "nasıl böyle bir yanlışa girdim?" diye. ona sitem ediyorum "niye hayatında birisi olduğunu belli etmedin?" diye. sonra "lan belki kız türlü türlü şekillerde belli etti ama biz öküz olduğumuz için sinyali alamadık" diyorum.
"kapalı dükkâna kira ödemek" neymiş anladım.
"insan bir kere ölürmüş" anladım.
ankara güzelse sebebi oymuş anladım.

şu saatten sonra ne yapalım "gönlümüzde acılara daha çok yer var" diyorduk, işte adam gibi acımızı çekip yolumuza devam etmeye çalışacağız. bakalım bu nasıl olacak. bakalım bu aşamayı nasıl geçeceğiz.
tek dileğim var, o mutlu olsun yeter.

son olarak:

kunc-i firkatte rakiba bizi tenha sanma
yar eğer sende yatursa elemi bizde yatur.

-"ey rakip! ayrılık köşesinde bizi tek başımıza sanma; eğer sevgili senin koynunda yatıyorsa elemi de bizim koynumuzda yatmaktadır."

ben zaten konuşkan biri değilim, ama en çok senin yanında sustum.

devamını okuyayım »
08.01.2015 14:41