zirvelerin ozgurlugu

  • azimli
  • mangal yürekli rişar (507)
  • 3109
  • 547
  • 84
  • 0
  • dün

ilk buluşmada hesabı kıza ödeten erkek

henuz universite talebesi oldugum yillar , yari ac yari tok geziyorum , bazen yattigim kalktigim yeri bile hatirlamiyorum , ev sahibine baskin vermemek adina.

kantinde bir kizla tanisiyorum , bir iki muhabbet derken yemege cikmayi teklif ediyorum , amma kendime cok da guvenmiyorum kiz benim gibi alti patlak kundura ile yayan degil , son model otomofiliyle geliyor okula , bir soforu eksik o ne asalet ; kizin , ust baş gicir gicir yesyeni , oysaki ben durer in resmettigi maden iscileri gibi binperisan bir kilikta...

tabiatimca insanevladi , < bakin efendiler insanoglu deyip sovenistlesmiyorum , insan hem disidir hem erkek > neyse , tabiatimca bir ise giriseceksem bittabiki en iyisini yapmak isterim , misal salatamı yapcam oturur , tek tek sebzeleri yikar dograr rendeler , limonunu sikar , baharatini hazırlar , kirmiziyi yesili adeta usta bir dekorator gibi saga sola ozenle serpistirip goz ahengi katar , son olarak da binbir zorlukla buldugum halis sizma yag ile salatami şenlendiririm , diycegim o ki bir isi yaparken ozenerek , sevgi ile yapmaya gayret gosteririm , insan denen mahluk bence en iyisine layiktir ve şahsımda bu cizgi doğrultusunda , varlikta da yoklukta da basimi egmeden yurumeye gayretkeş bir tavir gosteririm.

böyle bir ahval içinde , eşden tosttan uc bes borclanarak , gucumun yettigine darp ederek burjuvazi icin gereken sermayeyi temin ediyorum ; ardi sira donanima gecip , bir kac arkadasdan da kilik kiyafet uydurup , muharebe icin tum hazirliklarimi temin eylemiş vaziyette , rapunzel’in karsisinda bitiyorum.

sehrin klas bir semtinde , goze batmayan ama oldukca naif , damak zevki gelismis bir lokanta da aliyoruz solugu , kapida bir hostes kapiyi acip buyur ediyor , vestiyere gecip , mevsim kis , ustumuzdeki palto , bere , atki dokundukten sonra masamiza tesrif ediyoruz.

sef garson abuzittin efendi , buyuk bir ihtimamla menuyu sunup , neler yemek istedigimize gore bize tavsiyelerde bulunarak siparisi aliyor ve ortadan kayboluyor.

yemekler geldi afiyetle hupletildi , o esnada artik biz , muabbet kart sanki sinirsiz erisim vermiscesine , cenelerimiz bir dusmus pir dusmus konusuyoruz da konusuyoruz , sohbet artik kirk yillik dost seviyesinde ah biz neden daha once tanismamisiza donuyor hadise , adeta bir elmanin iki yarisi birbirini bulmus , ne uyum ne uyum.

efendiler , simdi gozlerinizi dort acin , oykunun dugum noktasina geliyorum ;

kahveleri de luplettikten sonra , havanin iyice sogumasi ve hatta yagisin tipiye donmesi , gecenin ilerlemesi neticesinde hesabi istiyoruz.

simdi ben size burda hesabin ne kadar saplama , kopekbaliginin testere disleri kivaminda oldugunu , yada hesap mi pirana dolu bir havuz mu deseler hangisini secerim ,onu ince ince anlatip sikmayacagım , anlayan anladi.amma sahsim muharebeye , tam tesekkullu hastane gibi hazir ve nazir , 90 dakkanin tamami top kosturacak donanimlarla sahaya ciktigi icin endiselenecek bir hal yok.

masa zaten ufak bisi , romantik bir ortam yaratmak adina , kelli felli dekore edilmis bir ortam , nerdeyse kizla masada kucak kucaga oturuyoruz , o derece de yakiniz.hesabi alip soyle bir bakinir gibi yapiyorum.

ve , "elimi" , pantolonumun sol arka cebine atiyorum , soyle pat pat vuruyorum kicima , galiba cep buyuk cuzdan asagiya kaymis ama yok , sonra sag cebe geciyorum , cuzdanin yerinde yeller esiyor ,
bu arada bir iki dakkadir sef garzon abuzittin iki metre otemde tikelmekte ve beni sanki bir komedi filmi seyredercesine şevkle izlemektedir.

rapunzele bakiyorum , tik yok cantasini acmis bir seyleri kurcaliyor , bu sefer ayaga kalkiyorum , oraya bak buraya bak yok oglu yok , sandalyemi soyle bir cekip masanin altina giriyorum , cuzdan muzdan hak getire , ayaga kalkiyorum bizim rapunzel'in ipinde bile degil , ben de panik atak yoktur ama belirtilerini okumustum bir mecmuada : ates basmasi , bas donmesi , kalp atislarinda suratlenme hepsi bende mevcut , safak 4,5'tan 5 atıyor, şaha kalktim kişniyorum tutabilene aşkolsun.

bu sirada rapunzel , ben bir kahve daha icicem diyor , bense artik dis uyaranlari algilayamiyorum bile , duyu organlarim tamamen korlesmis , dudaklarimdan bilincsizce şu sozcukler dokuluyor , “ simdi bittim”.

hatunun kahve geliyor , bana ne ariyorsun ne oldu filan demek yok , ne de bir bakış , ben öldüm de mezara girdim , ayaklarimin uzerinde duramiyorum artik , amuda kalkip parende aticam , yok cuzdan yok iste.

kiz bir ilgilense durumu aciklasam , ona gore bir strateji yapsak ama karsimda sanki bir duvar oturuyor.sonra duvar , ben makyajimi tazelemeye gidiyorum deyip kalkiyor masadan.

kafamda binbir fikir tepişip dururken , kalkip paltomu giyiyorum ustume , adamlara durumu anlatip eve gidicem para bulucam geri gelicem , yerse !!! , derken cuzdanimi , arkadastan aldigim oldukca fiyakali bogart kesim paltonun ic cebinde buluyorum , hesabi odeyip , soguk kis gecesine kendimi atiyorum.

devamını okuyayım »