zzggmnioioaenubrbyesaieideltbmiceberg

  • prezentabl (581)
  • 618
  • 2
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

çocuk

dünyanın en güzel şeyi. dün en sevdiğim yerde olduğumdan bahsettiğim bir yazı yazmıştım. şimdi buranın benim için ne kadar büyülü bir yer olduğunu bir kez daha görüyorum güzeller güzeli bir kız çocuğu sayesinde.

herkes gitti, gün batımında denize girmek için ben kumsalda kaldım. saatin gelmesini beklerken gözlerim kapalı güneşleniyordum. yakınlarıma bir kadınla bir adam oturdu. sevgili olduklarını ve benim gibi gün batımını kaçırmak istemediklerini düşündüm. sonra adamın henüz yeni yeni konuşan ve paytak paytak yürüyen bir kız çocuğuyla denizden çıktığını gördüm. şaşırdım çünkü çok genç görünüyorlardı. gözüm kapalı anne ve çocuğun muhabbetini-daha doğrusu annenin henüz yeni konuşan bebeğiyle sohbetini-dinlerken çocuğun güneşlenmek istediğini ve çocuk sesiyle "abla" dediğini duydum. gözüm kapalı da olsa beni işaret ettiğini anladım. sonra yanımda güneşlenmek için ağlamaya başladı. bunu duyunca yattığım yerden kalkıp yanıma gelebileceğini, hiç sorun olmadığını söyledim. annesi özür dileyerek ilk defa böyle bir şey yaptığını söylerken havlusunu yanıma serdi, bezini bağladı ve birlikte uzandık. sonra bana baktığını görünce gökyüzünü gösterdim ama hâlâ bana bakmaya devam ediyordu, bu sefer doğrulup taşları göstererek ilgisini çekmeye çalıştım. bir yandan "bu büyük, bu da küçük taş" diyordum fakat o yaştaki bir çocuğun bu ayrımı yapıp yapamayacağını bilmediğimden yaptığım saçma mı acaba diye soruyordum kendime. sonra hasırın üzerindeki kitabımı ve kalemimi gördü. ilgisi onlara kaydı. kitaplarımı canım gibi korurum ama onun dokunması beni rahatsız etmedi. kalemle çizebilmesi için günlüğümün boş bir sayfasını açıp kalemi nasıl tutacağını gösterdim. şimdiye dek günlüğümden tek bir sayfa koparılmasına tahammül edemeyen ben onun sayfaları çizmesinden hiç rahatsız olmadım, aksine çizdiği yere tarih bile attım, saklayacağım. sonra elimden tutup beni ayağa kaldırdı. denize girmek istiyormuş meğerse, annesi olmaz deyince beni kendi havlusuna oturtup çantamı karıştırmaya başladı. telefonumu bulup birkaç ayarımı bozduktan sonra annesinin uyarısıyla telefonumu geri verdi. çizmesi için kağıt bulup bir süre daha onu izledim. sonra ayağa kalkıp önümde durdu. ne yapmak istediğini çözmeye çalışırken "sarılmak mı istiyorsun?" diye sordum. yüzümü okşamaya ve gülümsemeye başlayınca inanılmaz mutlu oldum, ben de onun yüzünü, saçlarını okşadım. sonra bana sarılıp saçlarımla oynamaya başladı. onun saçları da benim saçlarım gibi bukle bukle olmuştu. bu haliyle benim bebekliğimi andırıyordu ama onun bukleleri altın sarısıydı. ikimizin de saçlarının kıvırcık olduğunu ama onunkilerin çok daha güzel olduğunu söyledim. sonra yine sarıldık, yine yüzümü okşayıp gülümsedi. o kadar minicik bir beden size sarılınca çok acayip hissediyorsunuz. neredeyse ağlayacaktım mutluluktan.. gitme vakitleri gelince anne ve babası yanıma gelip teşekkür ettiler, ilk defa böyle yapmış, beni rahatsız ettiğini sandılar ama onlara esas teşekkür etmek isteyen bendim. onlar yanımdan ayrıldıktan sonra ben bu yazıyı yazmaya başladım. seslenmeleriyle arkama döndüğümde bana el sallayan altın bukleli kız çocuğunu gördüm. öpücük göndererek ben de ona el salladım, aynı şekilde karşılık verdi. burası büyülü dediğimde bana inanmıyorlar, bir süre önce ben de buranın büyüsünü kaybettiğini düşünmeye başlamıştım. artık inanıyorum, burası sahiden büyülü ve çocuklar çok güzel varlıklar.

şimdi gün batımını kaçırmadan denize girmem gerekiyor. güneş inanılmaz güzel renklere bürünmesini sağladı sahilin. şaşırtıcı derecede bugün dalgalar oldukça az, dün bahsetmiştim buranın denizinin çok sevdiğim değişkenliğinden. yine de korkuyorum ve bu yüzden benden önce giren bir grubun yanından gireceğim. hoşça kalın!

devamını okuyayım »