şükela:  tümü | bugün
  • evrimin her seferinde küçük bir adım atmasıdır. bu adımla oluşan değişiklik hayatta kalmaya ve üremeye katkıda bulunuyorsa korunur, bulunmuyorsa değişikliğe uğrayan canlı ölür, değişiklik de ortadan kaybolur. bu şekilde olumlu değişiklikler yeni nesillere aktarıldıkça birikir ve karmaşık canlıların oluşmasına olanak sağlar. evrimi anlamayan çoğunluğun sandığının aksine, karmaşık canlılar bir seferde tesadüfen oluşmaz. oluşma ihtimali yok denecek kadar azdır zaten. evrimde tesadüfün rolü, sanılandan çok çok daha azdır.
  • gayesi olmayan bir "mekanizmadır". bilinç söz konusu değildir. tesadüfen küçük bir mutasyon olur, bu mutasyon "o anda" işe yarıyorsa korunur. yaranmıyorsa ölür.

    evrim karşıtlarının en sık kullandığı göz örneğini kullanalım mesela. zamanın birinde bir canlının bazı hücreleri, ışığa hassas hale gelmiştir. sadece bu kadar. ışık var veya yok'un ötesinde bir ayırım yapamasa bile bu canlı, kendisine doğru yaklaşan avcının ışığı azaltmasını farkederek hayatta kalmıştır. o hücrelerin ışığa hassasiyet kazanmasının veya ışığı farkedebilen canlının seçilmesinin sebebi milyonlarca yıl sonra göz oluşturmanın amaçlanması değildir. her yeni mutasyonla bu ışık hassasiyeti artmış ve canlının yaşama şansını arttırmıştır. aykırı mutasyonlar sonucu işe yaramayan örnekler tabi ki oluşmuştur. ama haliyle hayatta kalamamışlardır.

    günümüzde ara form gözler mevcuttur. bir çok solucan türünde ve bazı kabuklularda bir oyuk içine yerleşmiş ışığa hassas hücreler vardır. mesela sağdan gelen ışık, oyuğun solundaki hücreleri uyarmakta ve canlı, ışığın ne taraftan geldiğine bakarak yönünü bulmaktadır. kalamar benzeri yüzen bir yumuşakça olan notilus'da bu oyuk derinleşmiş ve önü küçük bir delik dışında kapanmıştır. aynen ilk kameralar gibi. delik ne kadar küçükse görüntü o kadar net fakat karanlık, ne kadar büyükse o kadar aydınlık fakat fludur. gördüğünüz gibi düz bir yüzeydeki ışığa hassas hücrelerden, bizim karmaşık gözümüze kadar bir çok kademede canlılar var olmuş, bazıları da bu güne kadar varlığını sürdürmüştür. her ilerleme canlının görüşünü biraz daha arttırmış ve rakiplerine karşı biraz daha üstünlük kazanmasını sağlamıştır. bu nedenle de canlı hayatta kalmıştır. canlının veya sistemin amacı modern gözü oluşturmak değildir.
  • "iyi özellikler, "iyi"nin biyolojik-evrimsel tanımının "hayatta kalma yetisini ve üremeyi artıran" olmasının gereği olarak, "iyi oldukları için" seçilip, geleceğe aktarılmakta, kalıcılaşmakta, onunla sinerji yaratacak yeni bir "iyi" mutasyonla karşılaşıp eklemlenmek üzere yüzbinlerece yıl saklanmaktadırlar"

    demek olan

    ilahi totoloji.

    bana tanrının varlığını ispatlarken kullandığımız totolojiyi hatırlatıyor. bir de tüm doğru matematiksel ve anatilik önermelerin totolojik olması gerektiği meselesini.
  • (bkz: #13499569)
  • evrim teorisinin tümüyle rastlantısallık demek olduğunu savunanların hakkında bir şey bilmeden konuştukları mekanizma. bu yüzdendir ki; geniş kitleler tarafından evrim saçmalık olarak nitelendiriliyor. elbette ki bunun birçok sebebi var. aşağıda toplumlarda evrim teorisinin niçin boş ve temelsiz argümanlarla yanlı bir biçimde lekelenmeye çalışıldığının nedenlerini ve birikimli seçilim (cumulative selection) mevzusunu bulacaksınız. kaynak olarak the origin of species ve the blind watchmaker kitaplarından yararlandığımı söylemeden geçmeyeyim.

    çoğumuz kuantum teorisini ya da göreliliği tam olarak anlamasak bile bu teorilere karşı çıkmıyoruz. ancak diğer taraftan evrim teorisine karşı çıkmaya meyilliyiz. burada richard dawkins de belirttiği gibi belki de darwincilikle ilgili olan temel sorun herkesin evrim teorisini anladığını düşünmesi. asla ve asla basit bir konu ve süreç olmayan evrim teorisi büyük yanlış anlamalar ve biaslar ile çok basit ve sığ şekilde değerlendirildiği için, örneğin son derece karmaşık olan kuantum fiziği hakkında hiçbir yorum yapamayan tipler, konu evrim olduğunda uzman kesilip temelsiz savlar ortaya koymakta.

    diğer yandan insan beyni, darwinciliği yanlış anlamaya kodlanmış gibidir. özellikle şans konusu kör şans olarak dalga geçer bir biçimde dile getirilir. zaten teoriye saldıran insanların çok büyük bir kısmı sürekli olarak teorinin "rastgele şanstan" ibaret olduğu şeklinde yanlış olan bir fikirle karşımıza çıkarlar. canlıların mükemmel derecede olan karmaşık yapısı ve iyi tasarımlı hali, şans ve rastgelelik kavramıyla taban tabana zıt göründüğü için teorinin safsata şeklinde değerlendirilmesini kolay olarak bulurlar. aslında darwin'in de açıkladığı gibi, teori özünde "kalıtsal çeşitlenmelerin olduğu rastgele olamayan bir üreme eğer değişimlerin birikmesi için yeterli zaman varsa, çok yönlü sonuçlara yol açar" şeklinde bir manaya gelmektedir. insan beyni yaşam uzunluğu gereği yıllar ve on yıllar sürecek bir zaman dilimini anlamaya meyillidir. fakat tam aksine evrim teorisi, tamamlanması on milyonlarca yıla dayanan yavaş birikimli süreçlerin teorisidir. neyin olası olup neyin olası olmadığına ilişkin sezgisel fikirlerimiz bu zaman dilimlerinde yetersiz kalır.

    evrim'i yanlış anlamadaki diğer bir sebep de, içinde bulunduğumuz dünyadaki yapıların bir mühendislik ve sanat harikası olduğu yönündeki fikrin beynimizde temellenmiş olmasıdır. yani zarif ve mükemmel tasarım fikrine tamamen alışkınız. bu da kesinlikle "mutlaka gerçeküstü bir şeylerin olması gerektiği gibi" bir yanlılığa neden olur. bu noktada, büyük bir paradigma değişimi ile darwin ve wallace büyük bir sıçramaya yol açtılar. burada olan şey tam olarak büyük bir düşleme ve düşünme becerisiydi.

    birikimli seçilime (cumulative selection) gelince, öncelikle rastgelelik ve mutasyon kısımlarından başlayalım. çakıllı bir kumsalda yürüdüğünüzde çakılların rastgele dağılmadığını fark ederiz. daha küçük çakıl taşları ve daha büyük çakıl taşları kumsal boyunca farklı kuşaklar oluşturacak şekilde dağılmışlardır. ilkel bir kabilenin bunu doğa üstü bir etkene bağlaması normal görülebilir. ancak diğer yandan daha makul bir şekilde dalgalar gibi fiziksel kuvvetlerin bu düzene neden olmuş olduğu öne sürülebilir. bu çok basit bir anti-rastgelelik örneğidir. ya da gökyüzündeki bulutların rüzgarların etkisiyle şekilden şekile girmesi örneği gibi. konu canlılar dünyası olduğunda sistem çok daha karmaşıktır. biraz önce bahsettiklerimiz tek basamaklı seçilimdir. canlılar dünyasındaki karmaşık moleküller mesela hemoglobin molekülü tek seferlik bir seçilimle oluşamayacak kadar karmaşıktır. hemoglobin molekülü 4 aminoasit zincirinden oluşur. her bir zincirin 146 amino asitten oluştuğunu ve canlılarda genellikle 20 çeşit aminoasit bulunduğunu düşünürsek, olası 146 halkalı zincir sayısı 20 üzeri 146 olup, bu ihtimal şok edici büyük bir ihtimaldir. diğer bir örnek de, yarasaların yönlerini ve avlarını belirlemek için kullandıkları muazzam güzellikteki ekolokasyon (kısaca ses ile yön ve hedef belirleme) sistemi, tek basamaklı bir seçilimle oluşamayacak kadar girifttir.

    birikimli seçilimde ise, varlıklar ürerler veya başka bazı yollarla bir eleme işleminin sonuçları onu takip eden eleme işlemine girer ve bu şekilde uzayarak birbirini takip eden birçok nesil boyunca seçilime uğrarlar. bir birikimli seçilimin son ürünü, bir sonraki neslin seçilimin ana kaynağıdır. yani darwinci evrim rastgele değildir. tam tersi şans darwinciliğin çok ufak bir bileşenidir (mutasyonlar). en önemli faktör birikimli seçilimdir. birikimli seçilim ise anti-rastgele bir kavramdır. gerçek hayatta genlerdeki küçük rastgele değişimler yani mutasyonlar, aslında birikimli seçilimin çok küçük bir kısmıdır. darwin'den alıntılarsak:

    "we cannot suppose that all the breeds were suddenly produced as perfect and as useful as we now see them; indeed, in several cases, we know that this has not been their history. the key is man's power of accumulative selection: nature gives successive variations; man adds them up in certain directions useful to him. in this sense he may be said to make for himself useful breeds."

    "the great power of this principle of selection is not hypothetical. it is certain that several of our eminent breeders have, even within a single lifetime, modified to a large extent some breeds of cattle and sheep. in order fully to realise what they have done, it is almost necessary to read several of the many treatises devoted to this subject, and to inspect the animals."

    kısaca meali: tüm ırkların birdenbire şimdi onları gördüğümüz kadar kusursuz olarak üretildiğini düşünemeyiz; gerçekten de bunun onların tarihi olmadığını biliyoruz. burada kilit nokta, insanın birikimli seçilim gücüdür: doğa ardışık varyasyonlar verir; insanlar ona yararlı olan yönleri üzerine ekler. bu anlamda kendisinin yararlı ırklar yapacağı söylenebilir. bu seçilim ilkesinin gücü, hipotetik değildir. bazı seçkin yetiştiricilerimizin ömürleri boyunca büyük ölçüde bazı sığır ve koyun ırklarını değişime uğrattığı açıktır. tam olarak ne yaptıklarını anlayabilmek için hayvanları incelemek gereklidir.

    kaynaklar: kör saatçi, richard dawkins-kuzey yayınları ve on the origin of species by charles darwin