şükela:  tümü | bugün
  • http://odatv.com/…tayliya-dur-desin-1409161200.html

    "artık gerçek kimliğini veren ilhan selçuk’la hiçbir ilgisi kalmamış, resmen el konulmuş ve ölmeye yatmış bir gazetenin çalışkan muhabirine sürekli saldırıyor “ilber hoca”. neden? cumhuriyet’te ciddiye alınabilecek birkaç kültür muhabirinden biri olan ceren çıplak, neyi yanlış yapmış acaba? söylediklerini açıkladığı için mi saldırıya maruz kalıyor? yoksa büyük tarihçi, prof. dr. ilber ortaylı sürekli bir yerlerden özür mü diliyor?

    bir şeyi açık söylemek gerekir: son yıllarda türkiye’nin neredeyse gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi unvanı verilen bir tarih araştırmacısı, ki yeteneklerine ve çalışkanlığına bakarak bu alanın önde gelen isimlerinden olmaya hak kazandığını elbette söylemeliyiz, prof. dr. ilber ortaylı, aydın olmanın gereklerini yerine getirmeyeceğini ısrarla söylüyor, hatta bağırıyor, ama bunu biz kabul etmiyoruz. neden?

    doğrudur, işini gereğinden fazla ciddiye alan bir tarihçi karşısındayız. pek beğendiği ayrıntılarda, herhalde hazret herkesi cebinden çıkardığına inanabilir. iyi de bu, sayısız alanda mümkündür ve her alanın uzmanları/dehaları insanlığın yüzde 99.99’unu zaten cebinden çıkarır. peki, bir aydın karşısında mıyız?

    aydın ve teknokrat

    önce aydını tanımlayalım da, “teknokrat” ile arasındaki farkı vurgulamış olalım: bugün aydın, aydınlanmanın izinde, ama onu aşan bir entelektüel hırsla, ileri, eşit ve özgür bir dünya yaratmak üzere “bilgi üreten ve dağıtan” insandır. bu tanımda piyasa denilen ve emeğinmetalaşması üzerinde yükselen kurumun “aydın yaratamayacağı”, en fazla “pekyetenekli teknokratlar” üretebileceği bilgisi gizlidir.

    söyleyeceğimiz, bundan daha ileride: ilber ortaylı’nın bir korku abidesi olduğunu, bu açıklıkla olmasa da başka yerlerde aktarmaya çalışmıştık. aydın, elbette korkan, ama bu korkuyu mücadelesine engel saymayan insandır; ilber ortaylı ise, sosyalist deneyimlereve türkiye sosyalistlerine neredeyse düşmandenebilecek kadar muhalif bir çalışkan teknokrat olarak, en çok bu konuda hassastır. bu hassasiyetini türk egemenlerine karşı gösterdiğine hiç tanık olmadık. ortaylı, 1980’lerin başından beri, türkiye’nin ana aydın malzemesini hiç önemsememeyive devrin ricaliyle bir biçimde iyi geçinmeyi, onları kabullenmeyi, hayatının ana yönelimi yapmıştır.

    örnek için, bir utanç belgesi olarak kitaplıklara girmesi gereken, ismail küçükkaya adlı gerçekten küçük, “eylülist liyakat” gereği yükseklerde kendisine hep yer bulabilen bir medya “kaya”sıyla yaptığı söyleşi kitabı verilebilir: kalemi ve üslubu olmayan bu çalışkan tarihçinin, sevimli bir konuşma yeteneği vardır elbette, ama çok da hesaplıdır: kitaplarının timaş gibi bir gericilik merkezinde basılması dönemin havasına uygun ve “ricale” de bir mesaj değil midir? ama tarih çalışmaları dışında, ki tarihsel belgelerin ayrıntıları bizim gibi ölümlüleri çok az ilgilendirir, kim bir aydınla, kendine ait geliştirilmiş görüşleri olan, bunlarla birçok kapıyı kapatan ve yepyeni kapılar açma hırsından vazgeçmeyen, türkiye’nin ilerici pınarlarının ise üzerine titreyen bir insanla, insanın insana kulluğunu reddeden bir “bilgi üreticisi” ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilir.

    ana yakıtı: sola hakaret

    ilber hocamız, türkiye soluna hakaretleriyle, üstelik bu alanda son derece bilgisiz ve yetersizken, bir yerlere gelebilmiştir. belki de bu nedenle gelebilmiştir. ama bizim asıl anlayamadığımız mesele, ortaylı’nın bu saldırılarının solumuzda fazla kolay ve sevimli yankılanmasıdır. korkuyu lügatinden silmiş, destanlar yazabilmiş türkiye aydınına, bir korku abidesi olarak, hadi çalışkan bir tarihçi olduğunu yineekleyelim, bu ortaylı hiç ama hiç yakışmıyor.

    ilber hocamızın bize saldırıları korkusundan ve başka hesaplarından kaynaklanıyor olabilir. fakat türkiye solunun böyle hocalara ihtiyacı yok! peki ilber ortaylı’nın?

    başka bir meseleye dikkat çekelim: şu 15 temmuz darbe girişiminden sonra, ağustos ayı ortasında, ilber hoca ile onu gölgede bırakacak kadar gerici yetiştirmesi erhan afyoncu’nun neredeyse apar topar cnn türk’e çıkmasına hiç kimse anlam verebildi mi? “valla biz onlardan değiliz!” mesajı için oradaydılar ve halka değil, egemenlere dertlerini anlatmaya çalışıyorlardı. buradaki cisim halini almış korkuyu ve diz çökmeyi, kendisinin bu işlere bulaştırılmamasını rica eden düşüşü görmek isteyen oldu mu? isteyen internette tekrar izleyebilir. son olarak ahmet hakan nam gerici ve sığ plütokrat beslemesinin cnn’de önceki gün gerçekleştirdiği sohbeti de böyle görmek zorundayız.

    ödleri kopuyor, gericilikte başa kim gelirse ondan özür dilemeyi ve “çalışmalarını engelsizce sürdürmeyi” tek iş biliyorlar. o hırsla ve hınçla da önlerine çıkan her türlü genç merakı, kendilerine yaramıyorsa, ezip geçebiliyorlar.

    şimdi, genç bir gazeteci arkadaşımızın, üstelik korkunç bir operasyonla gerçek kurucusu ilhan selçuk’un her gün kemiklerini sızlatan bir gazete ölüsünün muhabiri olarak, üzerinde tepinmeye çalışıyor prof. dr. ortaylı. ama biz bu işlerle ilgilenen biri olarak söyleyelim: ceren çıplak’ın iyi bir kültür muhabiri olmasının dışında bir suçu yok. ya da belki tek suçu var: ilber hocamızın ağzından her nasılsa kamuoyu önünde yanlışlıkla çıkmış “görece muhalif” bir sözünü başlığa çekmekle ölümcül bir hata işlemiştir. öyle görüyorlar.

    aydın, egemenlere kafa tutan insandır.

    tarihimiz nâzım’dan behice boran ve mahir çayan’lara, doğan avcıoğlu ile yalçın küçük’lere, onlardan da son dönemin genç ve parlak aydınlarına kadar, elbette ilhan selçuk-uğur mumcu çizgisini de içeren bir aydınlar galerisidir. böyle korku abidelerinin o galeride ne işi olabilir?

    kavga korkağı hoca’dan hakaretler

    ilber ortaylı hayatında hiçbir egemene kafa tutmamış, kafası iyi çalışan, işinden zevk alan, ama türkiye aydınlanma tarihine yabancı, hatta işlerine engel olacaksa ona düşman, kendi alanında gerçekten yetenekli bir tür flaubert’tir. istersek buna herbert von karajan, karl böhm, wilhelm furtwängler gibi isimleri de ilave edebiliriz: ortaylı, böyle bir çizginin, işini yapabilmek için nazilerle de geçinebilecek kadar ferah bir teknokratın türkiye versiyonudur. değil midir?

    herkesi, bu arada kürt, arap veya orta anadolu ağzıyla türkçe kullanan ve kendisine soru yönelten genç insanları bile televizyonlarda açıkça aşağılama gücünü, bu hırstan alıyor olmalıdır. bu, bir yanıyla ormandaki yangının farkına varan hayvanların korkusunu andırmıyor mu?

    türkiye aydınının bu korkuya ihtiyacı yok, hocamızın el yazmalarında bulduklarını elbette kayda alır, ama aydın dediğimiz “kurum, “teknokrat” denilen piyasa uşağı bilgi taşıyıcılarından çok farklı bir şeydir. bu 100 yıldır somut olarak böyle.

    korkunun üzerine yürüyen, ilerici ve eşitlikçi olanın, özgürlükçü olanın, egemenlere rağmen savunusunu ömrüne ve çalışmalarına yayan cumhuriyetçi insanlarımıza aydın diyoruz. bu insanlar piyasadan nefret ediyor ve korkuyu hayatlarından siliyorlar.

    ancak böyle ömrü hep korkular içinde geçmiş, bazı entelektüel yeteneklere sahip hırslara da en fazla teknokrat adını veriyoruz. patrisyen bir bayağılıktır bu. ilber ortaylı muhteşem bir teknokrat olduğunu, devleti ve zenginleri karşısına alabilen her solcuya,türk olsun kürt olsun, “gerektiği gibi çemkirerek” kanıtlıyor. sorun, solumuzun, bu teknokratı,liberal ve satılmanın da ötesine geçmiş karşıtlarına, örneğin birikim çevresi ve murat belge türü cahillere bakarak, sineye çekmesidir. yobaz doğu’ya bakıp yobaz batı’ya yaltaklanmak veya tersi, yobaz batı’ya bakıp yobaz doğu’ya yüz sürmek, aydınlığa yabancıdır.

    hiç gerek yok oysa. muhabir ceren çıplak, kalitesiz gazetesindeki kaliteli işlerine devam etmelidir. böyle teknokrat hırsıyla üzerine gelen her yaştaki ikbal avcılarını da fazla önemsememelidir.

    sosyalizm, zor bir iş ve ilber ortaylı, hepimiz gibi, emr-i hak vaki olup aramızdan ayrıldığında, eğer gerçekten yeni ve ileri bir türkiye cumhuriyeti kurulabilirse, kendisinden en fazla yahya kemal kadar bahsedileceğini bizlerden duymuş olsun. oradadır artık. biz bu sinirli korkuyu, “her yola gelme” mesajlarını başka türlü anlamlandıramıyoruz."

    osman çutsay

    odatv.com
  • (bkz: vur)
  • işin ilginci yazıda ''aydın'' olarak görülen bir kesim var. *
  • sosyalistten sonrasını okumadım.

    edit: azmettim ve yazıyı okuyabildim zor da olsa. adam resmen ilber ortaylı egemenlerle iyi geçinerek bir yerlere gelebildi, diyor. varın siz düşünün. ha bir de biraz kürt, ermeni, rum diyim de büyük solcu desinler; egemenler, aydınlar sosyalizm diyim de büyük aydın desinler diye de eveleyip gevelemiş.
  • temel dilbilgisinden aciz bir kiytirik yazisi. bizim de dil bilgimiz mukemmel degil elbette ama gazetede kosemiz yok zaten. ortayli'ya sallayacak haddimiz de yok.
  • bu cetin kimdir, anadili nedir merak ediyorum.
  • sosyalistlerin, sadece kendilerine uyan -ve sadece kendilerinin kabul ettiği- kendi tanımları ve kavramlarıyla, kendilerine uymayan birisine çıkıştığı bir diğer yazıdır.
  • odatv'de çıkan bir yazıda doğru noktalar bulabilmem bana da çok acayip gözüktü, ama sahiden doğru noktalar var.

    "ben öyle bir laf demedim" diyeceksin, karşına ses kayıtlarını koyacaklar, sonra utanmadan hâlâ senle söyleşi yapana saldıracaksın? yok yaa? kusura bakmayın ilber ortaylı fan'ları, ama adamın dediğini yazmaktan başka bir şey yapmamış ceren çıplak. buyrun ses kayıtları http://www.cumhuriyet.com.tr/…ini_yayinliyoruz.html

    söylediğiniz sözlerin manşete çıkmasından korkuyorsanız o sözleri söylemeyeceksiniz. hem "yobazlara saldırayım iyi ekmek geliyor burdan" diyeceksin hem kitaplarını timaş'tan çıkaracak onlara para kazandıracaksın hem de "lan hükümet ağzıma sıçar dur şimdi başıma iş almayayım" deyip geri vites yapacaksın ve bunca tutarsızlık içinde hiiiç tepki çekmemeyi isteyeceksin? oldu, başka?

    haksızsınız, tutarsızsınız ilber bey.

    ekleme: "hoca'ya saldırıyollaa yaa ne var söylemedim diye yalan söylediyse?" diyenlere kozmos akıl fikir versin. ben gazeteci olacağım, söyleşi yaptığım kişi bana yalancı diyecek, ben ses kayıtlarını ortaya koymayıp yalancı diye bilinmeyi göze alacağım öyle mi? karşısındaki yalan söylerse ceren çıplak da ses kayıtlarını ortaya kıymakta gayet haklıdır, çünkü bir gazeteci için olmamış lafları yazdığı iddiası çok ciddidir. bir daha kim ona söyleşi verir ünü öyle yayılırsa? kısaca akp'li stayla "bizden olan yanlış yapsa da üstünü örtelim"cilik yapmayın. "severim sayarım ama yanlış yapmış" diyenleri tenzih ederim. ayrıca egemenlerle, iktidarla arasını her zaman iyi tuttuğu, rüzgara göre konum aldığı eleştirileri de gayet hakkaniyetli. eleştiriyi yazan kişi ve yayımlanan yerden hayır gelmez o doğru, ama bu eleştiriler de doğru, yiğidi öldürün hakkını verin.