şükela:  tümü | bugün
  • sekizinci henry ile aynı mezara gömülen charles'ın tabutu, daha sonra uzun süre bulunanamıştır; 1813 senesinde, kraliyet cerrahı sir henry halford tarafından yapılan otopsi ile teyid edilirken, cerrah, charles'ın idam esnasında kesilen omurlarından birini çalmıştır. 30 sene boyunca omuru evinde muhafaza eden cerrah, bunu evinde tuzluk olarak kullanmıştır. haber yayılınca, kraliçe victoria'nın emri ile, kemik, charles'ın tabutuna iade edilmiştir.
  • cromwell adlı filmde sir alec guiness tarafından en muhteşem şekilde canlandırılmış olan kraldır. guiness 'ın cromwell filmindeki kral birinci charles rolüne cukk oturmuşluğu hayret vericidir. rubens 'in ve van dyck 'in charles i portrelerine bakıyorum; sonra alec guiness'ın filmdeki haline, mimiklerine filan bakıyorum....aynı yahu! charles'tan daha fazla charles olmuş. o filmdeki hem otoriter olmaya hem insancıl olmaya çalışan ama karısından şövalyelerine kadar hep çevresinin etkisinde kalan zayıf kral rolünü çok harika kotarmıştır. ha bu sürpriz mi? değil. kwai köprüsünü izleyen bilir.
  • adını carolina eyaletine vermiş müteveffa kral.
  • bundan tam 365 yıl önce 1649'da, doğuda monarşilerin höt diyenin kafasını uçurduğu dönemde ingiltere'nin kralı olan bu şahıs meclis kararı ile idam edilmiştir. neden bu konudan çok bahsedilmez, bu konu çok fazla bilinmez bilemiyorum ama bence tüm insanlık tarihinin gördüğü en önemli olaylardan birisidir. ingiltere tarihine ve hatta toplumların günümüzdeki demokrasi algılarındaki farkılığa ilişkin mükemmel nüanslar vardır 1.charles döneminde, bu dönemin sona ermesinde ve sonrasında.

    olayın önemini daha iyi kavramak için biraz ingiltere'nin tarihi perspektifine bakmamız gerekiyor bence. ingiltere'de hiçbir zaman bizim buralarda alışık olduğumuz gibi devlete sınırsız, koşulsuz biat eden bir anlayış olmadı. dükalıklar ve hanedanlıklara çalışan köylü kitle bizim buralarda alışık olduğumuz gibi "efendi"sine sınırsız biat etmek zorunda olan insanlar topluğu değildi. lordlar, dükler(artık toprak sahibi diyeceğim çünkü bir sürü sıfatları var bunların) ve köylüler arasında yazısız bir sözleşme var gibidir. köylüler toprak sahibinin hasatını toplar; toprak sahibi de köylülerin yeme, içme, barınma, sağlık gibi ihtiyaçlarını karşılar. bu ihtiyaçları karşılanmadığı takdirde başka bir toprağa bağlı olarak çalışabilir(elbette bu konuda çok katı olan toprak sahipleri de vardı ancak isyanlar neticesinde büyük oranda bu hak elde edilmişti ancak hala bu hakkın kavgasının verildiği topraklar vardı tabi ki). ingilizler uzun süreli ayaklanmaları ile bu hakları elde etmişler ve bu anlayışı gelenekselleştirmişlerdir(benim götünün üstüne oturup her şeyi başkasının halletmesini bekleyen halkıma selam olsun). eskiden(şu anda 1649'dayız ona göre konuşuyorum varsayın) sadece toprak sahibi olanları ve din adamlarını içeren artık yavaş yavaş ticaretle uğraşan kesimin de dahil olduğu "asiller" sınıfı da aynı şekilde kralla çıkar ilişkisine sahipti. dükalıkların, hanedanlıkların yanında büyük çaptaki şirketlerin bile kendi savunma kuvvetleri vardı. bu nedenle ingiltere'de değil doğuya kıta avrupası'na göre dahi oldukça enteresan fakat "çağın koşullarına göre" oldukça demokratik bir sistem mevcuttu. bu durum günümüze fazlasıyla sirayet etmiştir.

    normanların 12.yüzyılda ingiltere'nin hakimiyetini ele geçirmesinden sonra kurulan curia regis(kral'ın meclisi) önceleri krala devlet yönetiminde tavsiye niteliğinde kararlar alırken. köylü isyanları, iç savaşlar ve özellikle çatışmaların akabinde gelen 1215 magna carta'dan sonra asillerin ve din adamlarının da hakimiyetine geçmeye başladı ve bu sözleşmeyle kralın yetkileri sınırlandı. 15.yüzyıla gelindiğinde ise kralın artık hem meclise, hem toprak sahiplerine, hem asillere, hem din adamlarına karşı önemli sorumlulukları vardı ve yetkileri baya kısıtlanmıştı.

    1. charles ise "demokrasi falan bana sökmez kral benim akıllı olun" manasına gelen hareketler yapmaya başlayınca sonu kendisi için hayırlı olmadı. avrupa'yı kasıp kavuran mezhep savaşlarında(otuz yıl savaşları) meclis onayı olmadan savaşa girdi, üstüne bir de vergileri artırarak savaşın finansmanını "asiller" sınıfına yıkmaya çalıştı. 1628 yılında her iki meclis tarafından da (lordlar kamarası ve avam kamarası) kabul edilen petition of rights kralın daha önceki sözleşmelerle de yetkisinin sınırlandırıldığını, meclis kararı olmadan savaş açamayacağını, vergi toplayamayacağını belirtiyordu. 1. charles kendisine karşı yapılan bu harekete karşı meclisi fesh etti. daha sonra 1641 yılında meclisi "vergi amacıyla" yeniden toplaması ve vergileri asillerin yanında irlanda ve iskoç halklarına yıkma çabaları kopma noktası oldu. 1641 yılında irlanda'da başlayan isyan dalgası uzun süren iç savaşa yol açtı. general cromwell komutasındaki asillerden büyük destek alan ordu 1648 yılında 1. charles'a karşı yapılan savaşı kazandı. 5 aralık 1648 yılındaki meclis oturumunda tarihi bir karar alınarak 83'e karşı 129 oyla birinci charles'in idamına karar verildi. karar 1649 yılında infaz edildi. bu sayede meclisten hiçbir gücün üstün olmadığı mesajı tüm kraliyet ailesine net bir şekilde verildi. tüm ingiliz sömürgelerini kapsayan, yönetim şekli cumhuriyet olan commonwealth kuruldu. o günden sonra kraliyet git gide sembolik bir nitelik kazanarak yürütmeyi meclise devretti diyebiliriz.

    ancak değişimin aşırılığı her toplumda olduğu gibi ingiliz toplumunda da hoş karşılanmadı. "devlet koruyucu lord" cromwell cumhuriyeti sözde getirmiş uygulamada ise kendisi kral gibi ülkeyi yönetmişti. 1658 yılında cromwell vefat edince ülkenin karmaşaya sürüklenmesinden korkan general monck darbe yaparak 1660 yılında 1. charles'ın oğlu 2. charles'ın krallığını iade-i itibar yaparmışçasına ilan etti. ancak 1. charles'tan sonra kimse yetkilerini aşmaya ve meclisi yok saymaya cesaret edemedi. o nedenle birinci charles'ın idamını "meclisin yürütme yetkisinin kralın yetkilerinin üstüne geçmesini sağlayan olay" olarak tanımlayabiliriz.
  • (bkz: james i)
    (bkz: charles ii)