şükela:  tümü | bugün
  • savaşa girip girmemek pek osmanlı'nın tasarrufunda değildi. toprakları savaştan çok önce paylaşılmıştı zaten. almanya ile birlik olunmasa dahi o topraklara bir şekilde el koyulacaktı. osmanlı da bunu bilerek almanlar'dan önce defalarca ingilizlerle ve ruslarla anlaşmaya çalıştı. ruslar ve ingilizler buna yanaşmadılar ve bile bile osmanlı'yı almanların kucağına attılar. aslında almanlar da osmanlıyla ittifaka ilk başta yanaşmadılar. osmanlının bitik olduğunu ve kendilerine yük olacağını düşünüyorlardı. daha sonra yaptıkları değerlendirmede osmanlı ordusunu modernleştirerek, kendilerine bir savaş gücü yaratabileceklerini düşündüler ve ittifakı kabul ettiler. bunun yanında halifelik gücünü kullanarak itilaf devletlerinin müslüman sömürgelerini ayaklandırabileceklerini de düşündüler. daha sonra olanlar herkesin malumudur zaten. osmanlı 1. balkan savaşından sonra fiiliyatta bitmişti zaten. bundan sonraki 5-6 yılda uzatmaları oynadılar sadece.
  • fatihten kalan yarım şarabı içmedik.
  • savaşın konusu osmanlı topraklarıdır, girmemek söz konusu değildir, yukarıda arkadaşlar da açıklamış, enver paşa " ne güzeldir almanlık" dediği için almanlarla beraber girilmedi bu savaşa, pek çok siyasi manevra yapıldı, olmadı. hataya gelecek olursak pek göremiyorum çünkü yapılacak pek fazla şey kalmamıştı, ölü bir imparatorluktan yeni ulus devletlerin doğma mecburiyeti vardı, bu tarihsel devinimin, sosyolojik evrimin gereğiydi, oldu. ülkemizin en büyük sorunu bence siyasi tarih eğitimi, "almanya yenildiği için yenilmiş sayıldık" adamları ülkemizin kaderini belirliyor maalesef. sanayi devrimi, fransız devrimi bilinmeden 1. dünya savaşı değerlendirilemez gerçi ne bekliyoruz ki, ülkenin cumhurbaşkanı 1950-1960 civarlarında kendi ülkesinde neler oldu onu bilmiyor daha, imam bu, cemaat bu.
  • rauf orbay hatiralarinda enver pasa’nin “savasi kazanirsak almanlar’a karsi, kazanamazsak ingilizler’e karsi vatani savunmamiz gerekecek” diyerek gizli yerlere silah gomdurdugunu anlatir. bu silahlar daha sonra kurtulus savasinda kullanildi. yani, bu ulkenin evlatlarini bundesliga macina iddaa oynayip son macta yatmis gibi lanse etmeye calisanlara itibar etmeyiniz. ancak basit kafalar icin diger turlusu her daim daha basit. o hain, su aptal, bu alman hayrani... sorun cozuldu.
  • savaşın ana nedeni zaten petrolün değerinin anlaşılması ve ele geçirilmesi gerekliliği idi.
    ortadoğu haritasına bakılırsa cetvelle çizilen ülkeler rahatlıkla gorulmektedir.
    dolayısı ile savaşa girmemek veya itilaf devletleri ile müttefik olmak mümkün değildi.
    trakya'yi zaten balkan savaşında kaybetti osmanlı.
    yapmaya çalıştığı anadolu'yu kurtarmaktı.
    bur ümit de balkanların bir kismini geri almaktı. bulgarlarla müttefiktik, yunanlılar ise çok sonra girdi savaşa.
    çanakkale'de destan yazildi ama cok fazla eğitimli insan kaybetti osmanlı.
    bu durum cumhuriyete de yansıdı.
    sarıkamış tam bir facia idi.
    bunların dışında çok da büyük bir hatası yok osmanli'nin.
    ermeni tehciri her ne kadar acı olsa da gerekli idi. keşke zamanında balkanlarda da uygulansa idi belki o zaman bu kadar toprak kaybetmezdik balkanlarda.
    arap toprağı denilen yerleri savunmak zorunda idi osmanlı. öncelikle kendi topragi idi orasi. sonrasında süveyş kanalı strateji olarak önemli idi.
    ayrıca kutsal toprakların savunulmasi halifeliğin gereği olarak yapılmalı idi.
    1.dünya savasinin en beklenmedik durumu bolşevik ihtilali oldu.
    bu ihtilal açıkçası bizim götü de kurtardı.
    sonradan savaşa giren ve o gazla bati anadoluyu ele geçirmek isteyen yunanlılarla uğraştık kurtuluş savaşında.
    misakı milli topraklarının hepsini alamadık ama anadolu'dan da sürülmedik ve yeni bir devlete kavuştuk.
    bizden daha kötü durumda olanlar bulgarlardi. onlar iki dünya savaşında da yanlış ata oynadılar.
    bunun neticesinde uzun süre demir perde ülkesi olarak kaldılar.
    biz en azından ikinci dünya savaşına girmemeyi başardık.

    birinci dünya savaşının en önemli sonucu ise gerçek bir yıkım olacak olan ikinci dünya savaşına yol açması oldu.
  • tek hata harbin sonuna doğru dağınık ve az sayıda güney cephesinde bulunan osmanlı ordularını, sayıca üstün ingiliz ve sömürge ordularına karşı filistin yemen gibi yerlede meydan savaşı yaparak telef etmek. bölgede bulunan yıldırım ordularına geç de olsa atanan mustafa kemal bey ise ordunun suriye ırak taraflarına geri çekilerek daha küçük alanda savunma yapılmasını istemişti. bu olsaydı muhtemelen ileri ki dönemler de musul kerkük konusunda elimiz güçlü olurdu.

    edit: imla.
  • radikal islamcı , kökten dinci ne kadar pislik varsa savaş sonrası kafasını almamamış olmak.
  • arap yarımadasını savunmaya çalışmak. bir sürü türk genci/askeri arapların ingilizlerle işbirliği sebebiyle öldü/öldürüldü. kaybedilen askerler çok daha önceden anadolu'ya çekilselerdi, kurtuluş savaşı çok keskin bir zafere dönüşürdü( misakı milli tamamlanabilirdi).

    almanya'nın yanında savaşa girmek bir tercih değil zorunluluktu; osmanlı, savaş sonrasında iki rakibi (ingiltere ve rusya) tarafından zaten parçalanacaktı (osmanlı'nın o dönem nüfusu 25m; ingiltere'nin 400m rusya'nın 190m civarlarında, öyle düşünün).
  • lanetlenmiş ırk araplara ve onların dinlerine güvenmek.
  • geleneksel plansız programsız yönetim ve iş yapış tarzımızla savaşa girmek. bu topraklarda iş yapmış olmak için iş yapıldığı için savaşa hazırlık ve sonrası savaş lojistiğinde de aynısı yapılmıştır.

    bakmayın burada enver, padişah veya mustafa kemal güzelleyenlere. hepsi birbirinin benzeri hatalar yapmış adamlar. tabi mustafa kemal’in yeri biraz ayrı. savaşta onun çok belirleyiciliği yok. sonlara doğru 7. ordu komutanlığı haricinde savaşın seyrine, stratejik kumandasında ve kurmaylığında ciddi katkıları yok. mesela ismet inönü mustafa kemale oranla genel kurmay subayı olarak savaşta daha belirleyici bir kişidir.

    neyse uzatmayayım, dün neysek bu günde aynı bokuz işte. dün istibdat yıkılırken hürriyet kahramanı ilan ettiği envere övgü düzen toplum, sonrasında hain diyerek mustafa kemal paşa ya kahramanlık payesi biçti. günümüzde aslında işin arkasında vahidettin vardı diyerek mustafa kemale olmadık laflar söylüyor. ama aradan geçmiş 100 sene devlet idaresinde, yönetimde, sevk ve idarede hiç bir şey değişmemiş. arada 1925 ve 1940 arasında biraz planlı programlı bir toplum olmuşuz işte bugün hepten bitik değilsek bunun ekmeğini yiyoruz.

    özetle götümüzdeki boka, halkın rezil durumuna, çıkarcılığımıza, plansızlığımıza bakmadan cihan harbine sürüklendik, eldeki kötü kumaştan da tarihsel sosyal ve ekonomik olarak bir don çıkmazdı. donsuz kaldık.