şükela:  tümü | bugün
  • amerika birleşik devletlerinin 1920'li yıllardan sonra takip ettiği dış politikadır.

    birinci dünya savaşının sonlarında ve antlaşmalarda aktif rol alma politikasını izleyen başkan wilson'un seçimi kaybetmesiyle amerika tekrar yanlızcılık politikası izlemeye başlar. bu politikanın temelinde dünyanın geri kalan kısmının (yani avrupanın) ciddi bir kokuşmuşluk içinde olduğu ve amerika'nın bu durumdan uzak kalmasının tek yolunun dünyanın geri kalanından uzak durmak olduğu fikri yatar. 1920 yıllarında yapılan seçimlerle iktidara gelen başkanlar bu politikayı izlerken 1929 yılında çıkan ve bütün dünyaya yayılan ekonomik kriz 1932 yılında yönetime gelen roosvelt'in daha da kapalı bir politika izlemeye başlamasına yol açar. bu süre içinde senato ilerleyen dönemlerde gelebilecek başkanların da dışarıya kapalı bir politika izlemeleri için, amerikan ticaret gemilerinin savaş bölgelerinde gezmesinin yasaklanması, amerikan başkanının dünyada istediği bir ülkeye silah ambargosu koyabilmesi için yetkilendirilmesi gibi yasalar çıkartır.

    roosvelt ekonomik kriz döneminde amerikayı tekrar ayağa kaldırmakla birlikte, bu ülkenin yeni bir ekonomik model üzerine (daha sonradan bu modele "new deal" adı verilecektir) inşa edilmesini planlamaktadır. ekonomide çarklar tekrar dönmeye başlarken, büyük bir hızla savaş içine sürüklenen avrupanın, yeni model üzerine inşa edilmiş amerikaya zarar vereceği korkusu baş gösterir. eski dünya'nın yeni dünyaya zarar vereceği endişesiyle senato savaş malzemesi üreten şirketlere kredi verilmesinin yasaklanması gibi yeni yasalar çıkartıp ülkeyi dünyanın geri kalan kısmından tamamen soyutlamaya çalışsa da japonyanın 7 aralık 1941'de "uyuyan devi uyandırması"yla, amerika yanlızcılık politikasını terkeder ve dünya siyasetine hakim olmaya çalışan aktif bir dış politika anlayışına kapılarını açar.
  • abd bağımsızlık savaşı sonucunda kurulduğu tarihten birinci dünya savaşı'na kadar olan sürede farklı partilerden farklı görüşleri olan başkanlar tarafından yönetilmiştir. bu başkanların tek ortak yanları izledikleri izolasyon politikasıdır.(bkz: monroe doktrini) avrupalı devletlerle askeri ve siyasi bağlamda ilişki kurmaktan kaçınılmış fakat ekonomik yönden ise böyle bir kısıtlama güdülmemiştir.(bkz: open door policy).

    siyasi ve askeri konularda avrupa ile ilişki kurmaktan kaçınılmanın sebeplerinden biri ülkenin devlet tarihi göz önüne alındığında yeterli olgunluk ve güce sahip olmaması olarak görülebilir. 20.yy'ın başına gelindiğinde ise sessiz bir şekilde büyüyen abd özellikle thedore roosevelt gibi yayılmacı politika izleyen bir başkanın güdümünden çıkıp w. wilson gibi daha demokratik görünen bir başkan önderliğinde birinci dünya savaşı'na girmiş olsa bile amaç artık bir gövde gösteri yapmak ve bu zamana kadar sadece ekonomik açıdan ilişkisi olan avrupa'ya siyasi ve askeri yönlerden de kendisini gösterme isteğindendir.
  • (bkz: isolationism)