şükela:  tümü | bugün
  • 264'te messina şehri latin birliğine mensup bir grup italyan askeri tarafından işgal edilince, şehrin yunanlı halkı kartaca'dan yardım istemiştir.
    bilindiği üzere kartaca denizci bir millettir. roma'nın bu konuda deneyimi olmamasına rağmen bir donanma oluşturmayı başarabilmiş ve kartacalılara karşı üstünlük sağlamıştır. ancak 240'lı yıllara gelindiğinde roma yıkılma raddesine gelse de toparlanıp kartaca'yı yenmesini becerebilmiştir. bu sayede sicilya, roma'ya bağlı ilk eyalet olmuştur.
  • savaşın başında kartaca amirali hanno'nun "kartaca istemezse roma denizde elini yıkayamaz" lafı deniz savaşı konusundaki dengeleri açıkça ortaya koymakta.kartaca denizde romalılar'ı defalarca yenmesine karşın romalılar deniz savaşını yenile yenile öğrenmiş, her defasında yeni donanma kurup kartaca'yı en sonunda alt etmiştir.kara savaşında da çok farklı bir durum olmamıştır.roma'nın sicilya'daki ilerleyişi lilibaeum şehrinde kartaca'lı general hamilcar barca tarafından durdurulmuş, başarılı gerilla taktikleriyle düşmana büyük kayıplar verdirilmesine rağmen roma kartaca'yı barışa zorlamış sicilya'nın mutlak hakimi olmuştur.kartaca senatosunun tüccar, roma senatosu'nun savaşçı, işgalci zihniyette olması bu savaşın ve hatta diğer pön savaşlarının belirleyici unsuru olmuştur.
  • bu savasta roma, kartaca ile olan deniz gucu dengesizligini ve deneyimsizligini kendi kara gucu ve deneyimi ile cozmustur. bu savasa kadar deniz savasinin taktigi dusman gemisini mahmuzlayarak delip batirmaktir. ozellikle savasin baslangicinda belirgin bir deniz gucu olmayan romalilar ellerindeki sinirli sayida deniz aracina piyadeleri doldurmus, gemilere de portatif kopruler eklemisler. kendilerini mahmuzlamak uzere yaklasan kartaca gemilerini kancali halatlarla yakalayarak, iki gemi arasina kopruyu indirmisler, kopruden gecen romali piyadeler butun isi kurek cekmek ya da denizde seyri saglamak olan kartacali denizcileri perisan etmislerdir. roma bu yolla kartaca'nin deniz savasi taktiklerini etkisiz hale getirmis ve kartaca gemilerini ele gecirmek suretiyle kendi donanmasini genisletmistir. dusman gemisini kancalarla yakalayip bordalama taktigi 16. ve 17. yuzyillarda barut ve topculuk teknolojisi ilerleyene kadar gecerliligini korumustur.

    (bkz: #2255286)
  • efenim hem roma, hem de kartaca, hele kartaca, ama nasıl kartaca, bayağı bir kartaca, akdenizi hakimiyeti altına almak isterdi. e istemek savaşın yarısıdır. bu savaşın yarısılığı da birinci kartaca savaşının yarısılığıdır ki bu iki dengesiz dinamit arasındaki savaşı başlatan nefretin doğum bölgesi cosa nostracı sicilya'dır. malumunuz, iki kedinin birden boynunda duran bir ciğermiş gibi akabe olan sicilya o vakitlerde roma'nın elinde değildi, o yüzden sicilya'nın coğrafik üçgenini siyasi bir köklemeyle ikiye bölebiliriz: güneydoğuda büyümekte olan syrakousai imparatorluğu ve batıda takılan cumburlop kartacalılar.

    syrakousai'nin iç siyasi yapısı biraz sapsızdır, dalgalıdır, kartaca savaşının zamanlarına yaklaşırsak, mö 317'de agathokles, bir isyanla kent yönetiminin başına tiran olarak geçer. kentini korumaya almak için de, italya yarımadasındaki campania bölgesinden gider paralı asker tutar. fakat bir gün(mö 289'da) agathokles ölür, ve agathokles ölünce, bizim paralı asker grubu da emekli olmuş olur.

    bu paralı asker grubunun adı mamertini'dir, mamertini "mars'ın oğulları" demektir, sanırım tam da bu adlarının hakkını vermek için, campania'ya geri dönerken, italya ve sicilya arasında bir tür köprü kent gibi duran messana'ya yerleşirler. "için" dedik, ama daha sonuçlandırmadık, henüz isim hakkı kazanılmış değildir; isim hakkı, mamertini'nin bir gün(mö 288'de), ansızın, beklenmedik bir şekilde, messana halkının çoğunluğunu öldürüp kenti ele geçirmesiyle kazanılır. bu ismin tekrar ve tekrar ilan edilişi ise, mamertini'nin durmadan etraftaki kentleri tacize girişmesiyle gerçekleşir, yani bizim mars oğulları korsana, sicilya tarihi de byron'un the corsair'ine dönüşür.

    kıl mars kardeşimizin kıl oğulları, 20 küsür yıllık messana hakimiyetinde syrakousai'ya batar durur tabii, bu yüzden yeni syrakousai kralımız hiero messina'yı kuşatmaya girişir; mamertini, syrakousai ve öteki düşmanları ile yarışabilecek konumda değildir pek, bunu longanus nehrindeki yenilgilerinden sonra fark etmeleri bir dost aramalarına sebep olur, e tutuşan götü ancak bir dost söndürebilir. mamertini söz sahiplerinin bazıları der ki, "en iyisi şehri kartaca'ya verelim", ötekileri de der ki, "roma'yı yardıma çağıralım, hem kartaca'dan hem de syrakousai'den kurtulalım", enteresan, interessant!

    dım dım.

    roma campanialı kardeşlerine yardım edecek miydi? yoksa kartaca'yla karşılaşmaktan korkuyor muydu? zamanında borçlandığı syrakousai'ya karşı gerçekten savaşacak mıydı?

    (gerilim müzüyü)

    roma bu durumda bir ikilemde kalmıştı. kartaca'yı kuzu kuzu izlemek doğru değildi, ama onunla karşı karşıya kalmak da senatonun çok hoşuna gitmiyordu. karar aşağı tabakaya, plebse kalmış ve roma kendisini birden(mö 264 yılında) sicilya'da bulmuştur. muhtemelen aç plebsimizin gözü savaş ganimetleriyle ve sicilya'nın zenginliğine(ileriki zamanlarda, antik yazarlarının sicilya'ya 'roma'nın memesi', 'ambarı' dendiğini hatırlarım) boyanmıştı. efenim, appius claudius'un önderliğinde messana'ya varan ordumuz, ilginç bir manzarayla karşılaşır, görürler ki mamertini kartaca'yı çağırmış, şehri ellerine vermiştir.

    e o kadar yol harala gürele gelinmiş, öyle iş mi olur! olmaz; claudius, kartaca generali hanno'yu barışçıl(barutçuldur o barutçul) bir görüşmeye çağırır, ama görüşme sırasında hanno'yu kuşatır ve ondan şehri terketmesini ister, daha doğrusu kanla kılıçla emreder. hanno mecburenen kabul eder ve şehri claudius'a bırakır. roma bu şekilde messana'yı ele geçirmiş ve savaşı roma-syrakousai savaşına çevirmiştir, ve bu savaştan, hiero'nun messana kuşatmasını geri savuşturarak galip çıkmıştır. aslında bu noktada seferin bitmiş olması gerekir, zira messana ele geçirilmiş, kartacalı hanno ve syrakousaili hiero kovulmuştur, ama bitmemiş, 263 yılında yeni konsüller olan messalla ve crassus önderliğiyle savaş nedensizce devam etmiş, onlarca kartaca ve syrakousai kenti gedik olarak kapılmıştır.

    kartacalı gisco, agrigentum'da adamakıllı bir ordu hazırlamaya çalışırken, hiero roma'nın bu genişlemesine bir yere kadar göz yummuş, bir yerden sonra roma'ya dostluk teklifi etmiş ve 200 talentum savaş tazminatı ödemiştir. roma, bakmış ki otobanda yapayalnız, 262 yılında agrigentum'a doğru köklemiş gazı, yakınlarda kamp kurmuş, sağı solu yağmalamış ama asla agrigentum'da direkt olarak bir kuşatma gerçekleştirmemiştir. oyalanılan bu aylar içerisinde gisco, hanno'nun yeni bir orduyla sicilya'ya gelmesini sağlayacak bir yardım ister, yoksa kentte yenilecek bir semer bile kalmayacak, aç aç öleceklerdir; yani işte kartaca'nın amacı, roma'yı bir an önce agrigentum kuşatmasına itmektir.

    hanno geldiğinde, roma'nın herbesos'taki erzak hattını keser ve roma kampını aç bırakmaya yeltenir, roma'dan kopya çeker, ayıptır. roma çok geçmeden karşılık verir ve hemen bir savaş başlar, kartaca'nın filleri roma'nın devlerine yenik düşer; pek tabii hanno'nun amacı savaşmak yerine, roma'yı, açlığın güdülemesiyle kuşatma işine zorlamaktı, ama roma kuşatmaya gidene kadar messana nüfusu açlıktan sıfırlanacak noktaya geldiğinden ötürü hanno savaşa girmek zorunda kalmıştır.

    roma da aslında savaşmak istemiyordu, yeneceğine güvenmiyordu, zira hanno roma'yı atlılarıyla süpürerek gelmişti, ama açlık yok mu o açlık! her ne kadar kartaca numidyan atlılarıyla göz korkutmuş olsa da, roma'nın düzenli kara savaşıyla boy ölçüşememiştir, karşılaştığı yenilginin ardından hanno, heraclea'ya kaçar; gisco ise gece vakti, roma'nın şehrin etrafında kazdığı derin çukurları samanla doldurup kaçar.

    bu iki yıl içerisinde gerçekleşenler, kartaca'nın roma'yı ancak deniz yoluyla yenebileceğine inandırmıştır. sonrasında kartaca gemileriyle sicilya kıyılarını kuşatmış, birçok kenti kendisine boyun eğdirmiştir. bu savaş ya karaya taşınmalıydı, ya da denize taşınmalıydı ki bir nihayete varsın, bu açıdan ilk atağı roma yapmıştır ve savaşı tamamen kara savaşına döndürmeye karar vermiştir, bunu da denize açılarak yapmıştır; denize açılarak kara savaşı yapmak, ecce roma!

    anlatılageldiğine göre, roma'nın o zamana kadar bir donanması yoktu, deniz savaşları falan bilmezlerdi, kartaca ise deniz savaşlarında iyiydi, zira her şeyden önce zengin bir ticaret devletiydi; roma donanma kurma işine kartaca'nın sicilya etrafındaki şovunu gördükten sonra karar verir, ama tabii bu kadar kısa vakitte kartaca'nın gücünde bir donanma yetiştirmelerinin mümkünatı yoktu, bu yüzden gemilerine corvus adında bir yapı takmışlardır, bu corvusun amacı gemileri yakalamak ve iki gemi arasında bordalama sistemi kurmak ve böylece deniz savaşını kara savaşına çevirmekti.

    birinci pön savaşının ilk deniz savaşı, sicilya'nın kuzeyindeki mylae adasında, 260 yılı içerisinde gerçekleşmiştir. kartaca roma'nın mylae'ya saldırdığı haberini alır almaz, bizim kaçak gisco 130 gemisiyle duillius'un başında olduğu roma'ya saldırır. duillius, muhasır corvus sayesinde, koskoca kartaca donanmasına karşı büyük bir zafer kazanıp, gisco beyin yine kaçmasına sebep olur. duillius aldığı zaferin tadıyla segesta'ya geçip, orayı kartaca kuşatmasından kurtarır. bundan önce aslında bir kısmi deniz savaşı daha olmuştur, öteki konsülümüz scipio, lipara adasında 17 gemiyle gisco'nun tuzağına düşüp esir alınır, böylece romalılar arasında "asina(dişi eşek)" lakabını alacak kadar kötü bir üne sahip olmuş olur.

    roma kazandığı ilk zaferin gıdıklamasıyla, sicilya'yı bırakıp diğer önemli iki büyük ada olan korsika ve sardinya'ya sarılır. 258 yılında, bu civarlarda, roma konsülü paterculus ve bizim kartacalı gisco savaşa girişirler, beklendiği gibi paterculus kazanır ve yine beklendiği gibi gisco kaçar, ama bu sefer kartaca tarafından "ehh eytere beaa" denilerek öldürülür, öyle general olmaz olsundur. bu sırada kartacalı hamilcar mesela gitmiş, himera'daki roma kampına dalmış ve 4000 askeri oracıkta öldürmüştür; ama o da bir yere kadar başarılı olmuş, 257 yılında tyndaris'te yapılan küçük bir deniz savaşında regulus'a yenilmiştir. ardından 256 yılında gelen deniz savaşı ise bunun minikliğinin aksine antik tarihteki en büyük deniz savaşlarından biridir ve 700 küsür gemiyle yapılmıştır. vay babasının kozalağı.

    malumunuz kartaca bir afrika şehri olduğundan ötürü, roma savaşı afrika kıtasına taşıma peşindeydi, bunun için koca bir donanma hazırladı ve gemilerini üçgen oluşturacak biçimde denize saldı(dolayısıyla donanma 3+1 filodan oluşur); bu üçgenin ortasında ise süvarilerle dolu nakil gemileri vardır.

    roma eknomos burnunda kartaca gemileriyle karşılaştığında, kartaca(hamilcar) ilk önce dört filosundan iki merkez filosunu geri çekip kaçıyormuş izlenimi verir; roma üçgeninin ön iki kenarı, kaçan kartaca gemilerini kovalamaya başlayınca üçgen bozulur ve nakil gemileri korumasız kalır, kartaca(hanno) diğer iki filosuyla bu nakil gemilerine kanattan saldırır, ama hanno'nun filoları corvus'tan korktuğu için nakil gemileri hedef olmaktan kaçmayı başarmıştır. bu sırada hamilcar'ın filoları yenilmiş, peşinden giden roma filoları da geri dönmüştür ve hanno'nun filoları hem öndeki iki filo, hem de üçgenin arka kenarını temsil eden üçüncü filo tarafından ham olmuştur.

    bu büyük savaştan sonrası çok gariptir, mö 255 yılında roma afrika'ya girmiş ve kartaca insanları devletinin yıkımına hazırlanmıştı bile, ama eğer roma kazansaydı ikinci pön savaşından falan bahsetmiş olmak mümkün olmazdı; ikinci ve üçüncü pön savaşından bahsedebildiğimize göre, roma bir mallık yapmış olmalıdır! gavur afrika kıtasına ayak bastığında, roma'nın ilk karşılaştığı kartaca şehri aspis'tir; her ne kadar yenilgileri kartacalılar için belliydi desek de, bu şehir kolay kolay pes etmemiş, roma'yla savaşmıştır, ama sonuç bellidir tabii ki. roma'nın ana mallığı, savaşı kazandıklarını varsayıp afrika'daki orduların birçoğunu geri roma'ya çağırmasıdır; afrika'da sadece regulus kalmıştır ve regulus'un altında da 15.000 piyade ve 500 süvari vardır.

    regulus tüm ordusuyla aynı yıl adis'i kuşatır, kartaca burada aptalca(ya da belki zekice, bilemedim; kısa vadede aptalca) bir taktik uygular, askerlerini dağlık bir yere konuşlandırır, halbuki kartaca'nın karadaki en iyi kartları süvarileri ve filleriydi. kartaca o yüzden bu savaşta lava düşmüş tereyağı gibi erir, buna rağmen regulus'un kılına zarar gelmez. eh böylesi bir sonuçtan sonra regulus kibirlenir, bu da roma'nın ikinci mallığıdır, kibir ordunun "koy götüne" moduna girmesine sebep olur. roma tunus'a kadar "minare götüme" ilerlemesi yapar, gitgide kartaca'ya "dünya sikime" yaklaşması yapmaktadır, tunus'ta durup ağır şartlarla kartaca'ya "my çük is rollin'" kıvamında bir barış teklifi eder.

    kartaca her ne kadar barış görüşmesini kabul etse de, barışı şartlar dolayısıyla kabul etmemiştir. ne şans ki kabul etmemiştir, çünkü tam her şey bitti derken yunanistan'a paralı asker toplamak için gönderilmiş bir vekil, yanında ksantippos ve bir orduyla kartaca'ya döner. kartaca, son zar hakkını spartalı ksantippos'a verir, tüm ordunun başına geçirir. halihazırda regulus tarafından ele geçirilmiş tunus'ta, ksantippos bir kamp kurar ve savaş sinyallerini yakar. regulus hemen karşılık verir ve savaş başlar, ksantippos emrindeki filleri kartaca'nın beceriksizliğini yüzüne vururcasına güzel kullanır ve regulus'u çabucak güçsüz duruma getirir. roma sonunda yenilir, savaşın sonunda regulus ele geçirilir ve kartaca'ya götürülür.

    kara haber roma'ya gitmekte gecikmediğinde, afrika'ya gönderilmek üzere bir donanma hazırlanır; kartaca bu süre içinde bir türlü roma'nın kalan ordusunu afrika'dan temizleyemez. donanma 255 yılında afrika'ya geldiğinde, ilk önce kartaca'yla hermaeum burnu'nda savaşır, ardından clypia'da toplanmış ordularını gemiye alıp sicilya'ya geri çekilir; ama yolda büyük bir fırtına çıkar ve roma gemilerinin neredeyse tamamı yerle bir olur. ertesi yıl savaş sicilya'ya taşınmış olur, roma yeni hazırladığı büyük donanmayla panormos'u hakimiyetine alır; bu büyük bir olaydır, zira panormos pek de alınabilir bir kent gibi değildi. bu şanslı başarıdan sonraki yıl, yani 253 yılında roma tekrar gözünü afrika'ya diker ve cıbıl cıbıl saldırılar gerçekleştirir.

    sonra meninx'e ilerlemek gibi bir salaklık yaparlar, buranın suları sığdır ve roma karaya oturma tehlikesiyle başbaşa kalır, ancak gemideki ağırlıkları denize bıraktıklarında buradan çıkabilmiştirler. roma'nın doğayla savaşı onu tekrar geri çekilmeye iter ama bu sefer yine fırtınaya yakalanır. bundan yararlanan kartaca, general hasdrubal'ı sicilya'ya gönderir, iki düşman burada birbirlerine iş atıp dururlar ama tam anlamıyla savaş bir türlü başlamaz.

    üslubunda bir savaş 251 yılında panormos'ta gerçekleşir, hasdrubal filleriyle panormos üzerine yürür; roma ordusunun başında olan metellus, şehrin etrafına çukur kazdırmış ve bu çukura hafif birliklerini yerleştirmiştir, bu birliklerin amacı kargılarla filleri taciz etmekti. hasdrubal'ın sözünü dinlemeye pek niyetli olmayan fil birliği, bu çukurlara doğru ilerlemek gibi bir hata yaparlar, sonucunda filler saldırılardan doğan korkudan hızla geri kartaca ordusuna dönerler ve kendi ordularını yıkıma uğratırlar. bu kargaşadan yararlanan metellus, ordusunu şehirden çıkarır ve kartaca ordusuna son darbeyi vurur.

    son savaştan zafer çıkan roma, "artık şu sicilya'yı alalım da afrika'ya geçelim, roma'ya dönünce havamız olur" düşüncesiyle, kartaca'nın sahip olduğunun 10 katı bir orduyla, 250 yılında, lilybaeum'u kuşatır. lilybaeum'daki piyade azlığına hannibal yetişir, aniden çıkan bir yelden yararlanıp roma donanmasının önünden geçerek, hiç kayıp vermeden şehrin limanına girer. bundan önce, şehirdeki paralı askerler şehre karşı bir entrika planlarlar ama kartaca bunu gözden kaçırmayıp bir sadaket ortamı yaratmayı başarır. 249 yılında roma ordusunun başına publius claudius getirilir, bu adam öküzün tekidir. hannibal şehre girdiği gibi, gece de şehirden çıkıp drepanum kentine süvariler taşır, kuşatmayı oradan dürtmeyi planlar. claudius başa geldiğinde, yönünü drepanum'a yöneltir.

    dendiğine göre, claudius bu deniz savaşına girişmeden önce, tanrıların savaşı onaylayıp onaylamadığını görmek için gemisindeki tavuklara tahıl vermiş, tavuklar bu tahılları yerse demektir ki tanrılar savaşa onay veriyor, ama tavuklar tahılların tınlamayınca claudius "bibant, quoniam esse nolunt"(madem ki [yemeye]direniyorlar, içsinler!) diyerek tavukları denize attırmıştır. ardından claudius düzensiz bir düzenle, drepanum kentinin limanına hücum eder; bu sırada kartacalı adherbal saldırıdan önce gemilerini kentten dışarı çıkarmıştır, böylece claudius kente saldırdığında arkasından gelmiş ve filosunu kent ve kartaca filosu arasına sıkıştırmayı başarmıştır; iki tarafın da eşit gemiye sahip olmasına rağmen kartaca kılına zarar gelmeden roma'yı haşat etmiştir derler.

    neymiş, yarınki kartacadan, bugünkü tavuk yeğdirmiş.

    claudius savaştan kaçıp roma'ya döndüğünde, tavuklara atar çektiği için sürgüne gönderilmiştir. adherbal, carthalo'yu lilybaeum'a, kalan romalılara saldırmak için gönderdikten sonra, roma'nın yeni göndermekte olduğu donanmasının yolunu kesmek için herakleia'ya gönderir. carthalo'nun gelişini duyarak öngören roma, hemen limana sığınır, kartaca saldırmayı tercih etmez; bu sırada syrakousai'den de bir roma donanması gelmektedir, carthalo bunları da bir sahile iter. akabinde, kartaca'nın deneyimli denizcileri, bir fırtınanın geleceğini sezerler ve cim karnında bir nokta roma'yı cahillikleri ile başbaşa bırakıp çekip giderler. sonuçta fırtına roma'nın ağzını burnunu kırıp telef eder.

    248 yılında kartaca politika değişimine girer, sicilya'da artistlik yapmak yerine ispanya'da ayaklarını uzatıp yayılma işlerine girişir, orayı bir üçlü koltuk haline getirme planları kurar. o vakit, bu vakit, vakit 247'de kartaca'nın belki de en aklı başında generali hamilcar barca ortaya çıkar ve sicilya sorununa el atmayı dener. sicilya'ya geldiği gibi heirkte'yi alır, ve, muhtemelen roma'nın müttefiklerinin saf değiştirmesini sağlamak için, italya kıyılarına çimdik atmaya başlar.

    roma her gün yapılan saldırılardan illallah edip lilybaeum'u terkeder; 249 yılında, o rezil deniz yenilgisinden sonra, roma kalan iki üç adamıyla eryx dağını ele geçirmişti; hamilcar 244 yılında bu dağı, drepanum(bu kent o sırada roma tarafından kuşatılıydı) ve yağmalamaları için iki üç el hareketiyle alır ve heirkte'yi bırakır. hey yavrum, kung fu panda, işte kung fu panda kendi ideolojisiyle hamilcar gibi dalga geçince, ideoloji yaşamaya devam eder. heh işte, olan budur, kung fu panda rolündeki hamilcar'ımızın bu döngüsel alayı sayesinde, kartaca'nın sesi ve ideolojisi sicilya kırlarında sürmeye devam eder.

    anlaşıldığı gibi, hamilcar, sicilya'da bulunduğu sürece, tüm sicilya'da gerilla gibi dolanıp roma'yı bir orada bir burada küçük küçük yenmektedir, fakat bu sırada kartaca'dan gerekli desteği alamaz. bu son yıllar boyunca adam gibi bir savaş çıkmaması, ama roma'nın da bir türlü ilerleyememesi, hatta içten içe gerilemesi, hamilcar'ın amacına başarıyla dokunduğunu gösterir. en azından bir süre.

    daha da illallah eden roma, artık ele gelen bir donanma hazırlayıp şu işe bir son vermek ister ve çalışmalar başlar; catulus, 241 yılında drepanum ve lilybaeum kuşatmasını sürdürmeye koyulur. bu sırada kartaca da hamilcar'a destek vermeye karar verir ve hanno'yu gönderir, o da aegates adalarına pusar ve lilybaeum'daki roma kuşatmasını püskürtmek için an kollar. hanno an gelip de yola koyulduğunda, catulus çoktan hanno'nun pustuğunu fark etmişti bile, hamilcar'la buluşmamaları için falto'yu görevlendirir ve hanno'nun yolunun kesilmesini sağlar. bu son deniz savaşını roma hızlı bir şekilde kazandıktan sonra, catulus kuşatmalarını sürdürür ve eryx dağına da yönelir.

    artık son kozlar oynanmıştır. kartaca'nın sicilya'daki son iki kuşatmasını koruyacak bir donanması kalmamıştır, hamilcar yeni catulus ordusuna karşı gelebilecek konumda değildi. sicilya'nın son kartaca izleri olan lilybaeum, drepanum ve eryx tek tek düşmüş, dolayısıyla da catulus galip olmuştur. sonrasında, savaşı afrika'ya taşımak yerine hamilcar ile barış antlaşması imzalar, şartlara göre sicilya roma'ya bırakılacak ve kartaca 20 yıl içerisinde 2.200 talentum ödeyecekti. ödeyecekti.. ödeyecekti...