şükela:  tümü | bugün
  • kısaca (bkz: nefret etmek)...
  • kötü bi duygu olmakla birlikte sürekli gün içerisinde sarfettiğimiz kalıp. bir kez cidden yaşadığım -haketti- ve ikincisini asla istemediğim duygu.
  • aşırı sevmek de yol açabilir.
  • ölüm döşeğinde bir bardak su istese dahi, hiç düşünmeden bu isteğini yerine getirmemektir.
  • eski bir hindu inanışına göre bahse konu kişiyi önemsemek anlamına gelir.
  • ruh için büyük bir yüktür.
  • yoğun duygu adamlarının işi. nefret duygusunu şiddetli yaşayanların bu kötücül görünen özelliklerinin, aşkı da aynı şiddette yaşadıklarının bir göstergesi olduğunu duymuştum. iyi bişi mi kötü bişi mi bilemedim. ama hissiz olmaktan iyidir neticede. hissizlerin aşkından da nefretinden de hayır gelmez çünkü. bi de rasyonalist takılanlar var. her türlü olumsuzluğu akıl yoluyla eritip pasifize ederek beynini uyuşturur bunlar. mantığı 'sevme' diyorsa sevmemeyi becerir. duyguları paramparça da olsa nefret etmemeyi becerir. durumu rasyonalize eder.
  • "bir insandan nefret edip ona kin duyuyorsak aslında onun şahsında içimizdeki bir şeyden nefret ediyor, buna kin duyuyoruz demektir. kendimizde var olmayan şey bizi kızdırmaz"

    herman hesse - inanç da sevgi de aklın yolunu izlemez
  • öncesinde o şahsı sevmeyi gerektirir. bir insanı sevmemek fiilinden daha kuvvetlidir. sevmediğin insanı sevme ihtimalin vardır fakat nefret ettiğin insanı tekrar sevmen imkansız gibidir.
  • yanınıza yandaş bulabiliyorsanız gayet deşarj edici, mutlu edici olan eylem..

    bi de fazlasıyla önyargıları olan bir bireyseniz, bazen nefreti kendine döndürebilen his. nasıl bi cümle şimdi bu, şöyle; ilk görüşte çok sevimli bulduğunuz insan sayısı azsa ve selamınız sabahınız olmayan insanlarından durup dururken nefret edebiliyorsanız, önyargılı sayılabilirsiniz. sonra bunun bi marifet olmadığı arada bi aklınıza gelir, kendinize gıcık olursunuz. böyle bişiler işte.karışık.