şükela:  tümü | bugün soru sor
  • insanı hayata bağlayanlardan.
  • aynı anda hem güldüren hem de ağlatan şey.
  • "if you get lonely, have sex. but if you think you meet someone who really means something to you, then you're doomed."

    olivier castro-staal
  • hakkında yazıldığı, çizildiği, üzerine düşünüldüğü sıklık ve miktarda içi boşalan -ya da belki de aslında içi pek de dolu olmayan-, belirli bir süreyi kapsayan eylem.
    sürenin uzaması/uzatılması "seven" ve "sevilen"in stratejik veya aptalca hamlelerine ve bir sürü abuk sabuk değişkene bağlıdır.
  • birini sevmek... onu geçmişiyle, belirsiz geleceğiyle kabul etmek. değiştiremeyeceğin birçok şeyini sevmek. sorgusuz sualsiz, yüreğinde mahkemeler kurmadan, suçunu, cezasını ona bile unutturup onu ondan çok sevmek. birini sevmek, onu en başta ona sevdirmek. o seni seviyor diye kendini sevmek. akşamüstlerini anlamlı kılan biri. yıllarca beklemekten gocunmayacağın biri. seni her halinle sarıp sarmalayacağına yürekten inandığın biri.

    sevin!
  • tüm detaylarıyla onu kabullenip, söylediği her sözden, her bakıştan, konuşamadığınız anlardan, çantasından mızıka çıkmasından keyif almaktır. öyle büyüleyici bir şeydir ki; bazen söylenen ya da söylenebilecek şeylerin üstüne çıkar bu durum ve bir bakış oradaki her şeyi çözümlemeye yeter. bazen suskun geçen dakikalar boyunca sadece onu izlemektir.

    tüm zıtlıklardan keyif almaktır. zıtlıkların hayatlarınızı nasıl tamamladığını görmektir. beklentisizce yanında olmaktır. ifade edemeyeceğiniz duyguların onun yanında yavaş yavaş büyümelerini izlemektir. tüm mimiklerinin yüzüne yansıttığı gölgeleri izlemektir. gözlerini kocaman açıp size baktığı anlarda sessizce gülümsemektir.

    suskun geçen zamanlarda onun ne düşündüğünü anlamaya çalışmaktır. sessizliğin içinde beraber geçirilen zamana yapılan övgüdür.

    yıllardır unuttuğunuz duyguların bir anda sizi sarıp sarmalamasıdır. yapmam dediğiniz her şeyi yapmaya başlamaktır. diğerlerinden nasıl ayrıldığını tüm detayları ile farketmektir. tebessümünün verdiği huzuru hissetmektir. yanınızda olduğunda zamanın su gibi akıp geçmesidir.

    buluşma yerine ondan dakikalar önce gidip, kapıdan girişini tüm zerafetiyle izlemektir. kendinizi her zaman net ifade edebilirken onun yanında bocalamaktır. beraber uçurtma uçurtmayı istemektir. tanıştığınız süre çok az bile olsa yıllardır tanıyormuş gibi hissetmeden duramamaktır.

    hayatın içindeki canlıların uyumundan haberdar olmaya başlamaktır. doğayı onun baktığı gibi görmeye çalışmaktır. onu anlamaya ve tanımaya çalışarak, gün boyu kafanızda sadece onun imgesinin dönmesidir.

    çantasındaki iplerle oynarken, yüzünü örten saçlarının arasından yüzünü görmeye çalışmaktır. giydiği her şeyin ona çok yakıştığını düşünmektir.

    defalarca saçmalamaktır. msn de saatlerce onun girmesini beklemektir. tuzlu gıdalar severken, hayatınıza şekerin her türlüsünün girmesidir. onunla yürürken yolu uzatmaya çalışmaktır. yolu bildiğiniz halde onun sizi götürmesini istemektir. aranızda geçen küçük anlamsız diyaloglardan keyif almaktır.

    birini sevmek beklentisiz olmayı öğrenmekle, sabretmekle başlar. olumlu ya da olumsuz cevaplardan ziyade yanınızda olduğunu bilmektir. beraberce saatler harcayıp, yüzündeki gülümsemeyi defalarca görmeye çalışmaktır birini sevmek. akşam ayrılırken hayatın ne kadar güzel olduğunu düşünüp, birlikte geçirilen zamandan alınan hazdır...
  • kötülük gördüğünde azalmayan, iyilik gördüğünde artmayan şekilde sevmektir.
  • (bkz: sevmek/@altay)
  • aslında kendini tanıma yolculuğuna çıkmaktır.
  • benliğin aynadaki yansımasının kaybolup yerine sevilenin belirginleşmesi.