şükela:  tümü | bugün
  • kendinizi tamamen açtığınız, varlığınızı ayrı göremediğiniz bir kişiyse bu, yapınız, durmayınız. bu kadar kendinizi adamış hissediyorsanız zaten büyük ihtimalle hak da etmektedir.

    lakin...

    doz aşımı durumu pek fecidir. kendini peygamber gibi, seçilmiş kişi gibi, kimsenin kaybetmeye dayanamayacağı birisi gibi hissetmeye başladıysa karşınızdaki çok büyük geçmişler olsun. sizin için değil, onun için elbet... zira yaşayacağı ego depremiyle tekrar ayakları üstüne dikilmesi zaman alacağı gibi, bir yandan da yine kendine tapılmasını bekleyeceği için yaşamı hayal kırıklığıyla geçecektir.

    siz ise sadece "tüh bak naptım çocuğa..." der geçersiniz.

    o ise "neden bana ümmetim tapınmıyor artık..." diye tahtından düşmüş bir tanrı gibi boynu eğik yürümeye mahkum olacaktır.
  • kendinizi o kişi için özel konuma getirmektir aslında.onun da özeli, sabiti olursunuz ona özel davranarak
  • birden fazla kişiye kendisini özel hissettirmeniz ise bambaşka bişeydir.

    yani çok yapayım da daha iyi olsun mantığı burada işlemez.
  • ogrenilen, ogretilen bisey degildir, icten gelen biseydir.. icinden gelmedigi takdirde istedigin kadar ugras beceremezsin... hayattaki en zor seylerden biridir, herkes yapamaz.
    belki de sadece karsindakinin ozel oldugunu dusundugu kisilere yapar, bilemedim...
  • eğer biri size kendinizi yeterince özel hissettiyorsa -nedendir bilmem- o kişiye karşı uygulamak iyice zorlaşan durum...
  • farkında olmadan yapılanı çok değerlidir.*
  • herkesin harcı değildir.zira herkes egosunu yenip de birisine sen benim için şusun busun diyemez.ortada aşka ya da sex yok ise imkansıza yakındır.bu gibi ilişkilerde (dostluk,arkadaşlık vs...) birlikte zaman geçirmek bile özel olma belirtisi olarak saydırılabilir.

    (bkz: cebren ve hile ile)
  • birisine kendini ozel hissettirmek diye bir sey yoktur, birisinin kendini "sayenizde" ozel hissetmesi diye bir sey vardir. bazilari icin, sirf onun icin, agzinizla kus tutup "canim benim, al senin icin agzimla tuttum bu kusu" deseniz yine de ozel hissetmez kendini, yaranamazsiniz bir turlu. kolay gelsin ya da gecmis olsun!

    bir de diger turler vardir, elinizi verdiniz mi kolunuzu kaptirirsiniz. hic kaale almasaniz, argo tabirle siklemeseniz de bu kisi kendisini sizin hayatinizin anlami sanir, sanki yatip kalkip onu dert ediyormussunuz, hayatiniz dusunceleriniz onun ekseninde sekillenmis falan diye dusunur, hatta orda burda sizin icin "ozel"mis gibi (oyle hissediyor cunku) laflar eder, farkedince "nasi ya?" diye sasirirsiniz. bunlarin olmasi icin oyle derin bir muhabbet, bir emek bir sey gerekmez. hapsirdiginda gayri ihtiyari "cok yasa" deseniz de girebilir bu havaya. kardesim umrumda degilsin, dus yakamdan da diyemezsiniz, cunku bu ona kendini daha da ozel hissettirir (bana su verdiii bana su verdiiiii). kendi hayali "[ozel"likleri icinde debelensinler ne diyeyim.

    kus mus demisken, bir keresinde bir arkadasin kedilerine bakiyordum onlarin evlerinde. kedinin teki, yaman avciymis, gitmis bahceden bir yerden minik bir fare tutmus, getirmis onune koymus, mev mev miyavliyor. gittim yanina, ne var canim, mev mev suratima bakiyor fareye bakiyor. sahibi soylemisti, boyle bir sey yaparlarsa sana hediye veriyor oluyorlar diye. iste o an ben kendimi cok ozel hissetmistim, yani kedi bir fareyle bana kendimi ozel hissettirmisti (kediler icin standartlarim bu kadar dusuk!). bu da boyle bir animdi verebilecegim bir ornek olarak.
  • birisine kendini özel hissettirmek diye bişey yoktur, birisinin burnunu yukarı doğru kavislemek diye bir şey vardır.
    obsesyon haline gelmişsinizdir ki, o boyuttadır ki bu, seni iplemiyorum tavırlarına girer kişi. ama yine de iplemiyor ya, cevap vereyim yine de der, biraz kişisel almak hatasında bulunur.
    mesela, siz birinin sorusuna "evet ben bunu yapmıştım" dersiniz. o da kendisinden bahsediliyor sanır, ama yok, halbuki bir sürü insan vardır bu şekilde bildiğiniz; ama nedense yarası olan gocunur.
    ortaokul yıllarımdan hatırlarım, çocukluk ve ergeliğin ilk safhaları bu ya, bir kaç arkadaş kapı önünde durur, önümüzden bir kız geçmeye yazdığında, yanımızdaki kıza dönerek "çok tatlısın ya, yerim ben seni" dememiz neticesinde, önümüzdeki kız da başlardı kıvırtarak yürümeye. biz buna götü kalktı derdik, o da çocuk tabi daha aranıyor ne yapsın.

    neticesinde eğer kafanıza göre takılsanızda laf çarpıtsanız da bunu kişisel alan biri varsa, gerçekler acıtır tabiriyle "gocunuyorsa", ya da argo tabiriyle "götü kalkıyorsa"; bunu yapmaya devam edin, çünkü gerçekten yarattığınız portre bir süre sonra çok eğlenceli olmaya başlar. kişi "seni iplemiyorum" der ve devamında iplediğini salık verircesine çaktırmadan* "kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" şeklinde konuşmaya, laf transportation'a ya da laf sokmaya başlar. hani o boyuta gelir ki, siz "dalga geçiyorum olm seninle" ya da argo tabiriyle "ta.ak geçiyorum anla artık anla" desenizde "beeen seei iplemiyom ki" der ve yine söylediği sözler, yaptığı konuşmalar sizi hedef alır, bir nevi can sıkıcı bişey yani.
    eğer karşınızdaki erkekse, bu hal ve tavırlardan bir müddet sonra sıkılıp yakanızdan düşebilir; eğr bir bayansa, son sözü söyleyen hep o olmalıdır ya, konuştukça konuşur, konuştukça konuşur. işbu dalaleti, bayanlarda tavsiye etmeyiz.

    şimdi yaraydı gocunmaydı kızdı falan dedik ya, bunun için çok güzel bir örnek belledim şimdi şu saniyede:
    benim kızım gibi sevdiğim dünyalar tatlısı, sizden sevimli olmasın bir köpeğim var. dedim ya çocuğum gibidir, gözümden sakınırım. köpeği olan bilir, eve geldiğimde beni karşılayışı, dünyanın hiçbir şeyine değişilmez, o samimilik, o içtenlik hiç bir insanda bulunamaz, bir nevi karşılıksız sevgi. gün içinde uğraştığım bir sürü gereksiz ve egolarıyla idleri birbirine girmiş kısaca küreselleşmenin en büyük getirisi olan sosyo-manyak tarzdaki insanların içinden sıyrılıp gün sonunda anahtar deliğindeki tıkırtıdan sonra havlamalarını duymak ve sizi gördüğü zamanki heyecan ve mutluluğu görmek gibisi yoktur. en basitinden insana kendisini o kadar özel hissettirir ki, dünyasında siz olmasanız ölür gider sanırsınız. evet kimileri bir kediyle kimileri bir hamsterla, kimileri de ölü bir fareyle tatmin olur. teyzem mesela, evden kovduğu kedisinin bir gün sonra salonun orta yerine bıraktığı ölü bir fareden büyük haz duyar. "görüyo musun chemsuk, bu benim için çok önemli bişey, kendimi çok farklı hissettim şimdi" ne diyeyim üzüldüm kadıncağıza, zaten berbat bir hayatı var da eniştem ya da herhangi biri arkadaşı hiç mi hediye almamış da bu kadar özel hissetti kadın kendisini, çok şaşmıştım, şaşmaktan öte, acımıştım. zaten evmezdim kadını artık görüşmüyoruz. bu da böyle bir anımdı.
  • ayrıca, en kısa tabiriyle bir bay veya bayana kendisini özel hissettirecek hal ve hareketlerde bulunmaktır. zira insan bir bay olarak bayana yönelik olarak takındığı hoş ve güzel tavırlar o bayanı bayanlığından alıp götürebilirken, ters tepmesi de muhtemeldir. aynen bir beyefendi içinde geçerli olan bu eylemi ceteris paribus faktörünün saklı kalması kaidesiyle bir kişinin sizden kopmaması ve sağlıklı bir ilişkinin devamı için ilgi ve kendini özel hissettirecek hal ve hareketler gerekir.