şükela:  tümü | bugün soru sor
  • gençlerin kulağına küpe olması gereken söz.

    evlendiğinizde hayatınızı mahvedecek pis bir kezbanı, pastanelerde keşkül yiyerek tanıyamazsınız. bi girsin bakalım eve, 3-5 ay bi hayat arkadaşçılığı bi oynasın bakalım, nasıl çıkıyor foyası ortaya.

    genç dostlarım, neden bütün o kezbanlar, "evlenmeden olmaz" diye diretiyorlar sanıyorsunuz.

    evlenmeden birlikte yaşarsanız, o iğrenç kezbanların gerçek yüzünü görür ve tiksinerek kaçarsınız. sizi kapana düşürmek için, gerçek yüzlerini görmenizden önce nikah defterine imza attırmaları lazım.

    başka türlü kapana düşürüp sizi keriz gibi ömür boyu nasıl yolsunlar?

    ama öte yandan, siz de bu düzene dünden razısınız ya... belki de bunu yaşamanız lazım, çünkü hakkınız budur. sizin için çok da şeetmemek lazım.
  • iki sevgilinin aynı evi paylaşması türkiye koşullarında sık rastlanılan bir durum değildir. zira ülkede el ele dolaşıp öpüştüğünüz zaman bile ahlak bekçileri tarafından cezanız kesiliyor.
    ancak ileride daha sağlıklı ve süreli bir ilişki için gerekli olan bir durumdur aynı evi paylaşmak. çiftlerin birbirlerini daha iyi tanıması için mükemmel bir ortam oluşturur. bakın beraber yaşamayı sadece cinselliğe indirgemeyin. zira karşınızdaki kişi kafede orada burada beyfendi ya da hanımefendi olarak gözükebilir. zira bu ilerisi için yanıltıcı olur. kişinin bir de ev hayatını bizzat tatbik etmek ilerisi için daha sağlıklı olur. en azından karşındaki kişinin ne kadar jön! ya da prenses(!) olduğunu ev hayatında öğrenirsin. mesela dışarıda gördüğün ben, evdeki ben ile aynı değil mesela. dışarıda her ortama uyum sağlarım ama evde kendi sınırlarım vardır. tembelliği, gamsızlığı severim. sınırlarıma müdahele edilmesini sevmem gibi.
    aynı evi paylaşmak, eşler için müşterek bir hayatın provası olur.
  • keşke düzgün bir dilde artısıyla eksisiyle yazsaydınız da başlığa tıklayanlar faydalansaydı.

    o kezban bu meriç demekle olmuyor her şey.
  • en azından bir yılı aynı ev ortamında paylaşmak gerektiğine inananlardanım. her ne kadar şu kadar zamandan beri bir ilişkiniz olsa da aynı şartları ve ortamı paylaşıp bir takım şeyleri ortaklaşa yapmadıktan sonra birden her şeyi yapmak istediğinizde sudan çıkmış balığa dönersiniz. ama deneyimlerden sonra ya orta yolu bulmaya çalışırsınız ya da yol yakınken bitirmeyi tercih edebilirsiniz.
  • şu an tam olarak arkadaşımın boşanmasına neden olan durum.

    kendisi çok severek evlendi, cidden bende kıskandım. dışarıdan çok güzel bir evlilikleri vardı. fakat işler göründüğü gibi değilmiş sözlük. kadın çalışmıyor, tamamdır. sorun yok çalışmasa da evi çekip çevirir değil mi? evi de çekip çevirmiyor. temizlik yok, düzen yok, evde büyük bir kaos var.

    2 senenin sonunda gelinen nokta bu. diyorum abi anlayamadın mı? 1000 yıl daha tanışalım yine de beraber yaşamadan anlayamadım dedi.

    tüm kadınlar böyle değil tabi, kadınlar da erkeği tanımak için yapmalı bunu. seks de önemli, bunu da demiş olalım.
  • kızın varsa ya da olduğunda onun bi adamla, sırf denemelik, bir eve çıkmasını ister miydiniz?

    -evet ise güzel başlık
  • maleaef bizim toplumumuzda (ben dahil) gençler aynı evde kalınca sadece seviştiği için geleceğini kurtaracak karşı cins gözlemini yapamayacaktır. olsa olsa ten uyumunu farkeder. evlendikten sonra karşında osurunca ayılır artık.
  • frege'yi severim, çünkü a'ya b demeden açıkça dile getirir fikirlerini. fikirleri bazen fazla abartı gözükebilir siz değerli meriç kardeşlerime. mgtow akımının türkiye'deki nadide üyelerinden biridir.

    konumuza dönmek gerekirse bu gerçek karşısındaki yorumunun hakkını yiyemeyiz. son pişmanlık neye yarar? karşımızda gold digger'lığın piri şeyma subaşı ve aldanmışların şahı acun ılıcalı gibi bir ikili varken hem kadın açısından hem de erkek açısından karşılıklı çıkarların saf(ideal ilişki-aşk) bir düzeyde tutulması önemlidir. yoksa paşa paşa her ay gelirinize oranla astronomik miktarlarda ödeme yapabilirsiniz şark kurnazlarına. bir erkek olarak bu sizi hem maddi hem manevi sömürücü sistemin bugunu kullanmak tamamen sizin elinizde. yoksa ingiliz sömürgelerindeki bir hintli gibi perişan, derbeder eyler bu durum.

    evlenmeden önce birlikte yaşamamak gerçekten de evliliğin her iki üyesi için sonrasında geri dönülmez hatalara sebep oldu, oluyor ve olacak. nitekim batı dünyasından evlenmeden çocuk sahibi olan insanlar da var, aşklarını öldürmemek adına. bizde ise tüm gerçekler evlilik kurumuna adım atmaz önümüze seriliyor. bir insanı tanımanın en net ve kesin yolu bence o insanla yolculuğa çıkmakta. yolculuktan kastım aynı evi paylaşmak. nitekim bu, bireylerin evdeki sorumluluklarını ne derecede yerine yetirdiğini kavramanıza yardımcı olacaktır. oysa yan yana dahi gelmemiş, adlarından başka bir şeyi bilmeyen iki yabancının görücü usülü evlenmesini imajine edelim şimdi. direkt evlenmiş bir çiftin birbirini tanıma oranı yüzde kaçtır? bunun yerine kişiyle arkadaş olun, nasıl bir arkadaş olduğunu kavrayın. evlilik dediğimiz kurum zaten resmileştirilmiş hayat arkadaşlığıdır.

    konudan bağımsız olmak üzere verebileceğim birkaç örnek daha var. aristo kadını tanımlarken erkeğe oranla 'yetersiz' diye nitelendirmiştir, bence bu tanım yanlıştır. aksine kadın, erkekten onlarca gömlek üstündür diyebiliriz; zihinsel anlamda. çünkü hormonlarından bağımsız olarak soğukkanlıca kararlar alabilir ve bu kararlar bazı saf erkeklerin hayatını mahvedebilir. kadınlar, erkeklerin aksine zihinlerindeki rasyonelite ve irrasyonelite çarpışmasının her iki yönünde de karar alabilirler. ve bu onları sadece daha zeki yapmaz, aynı zamanda daha da tehlikeli yapar. aslan sürülerinde avlanan neden dişidir? doğada baskın ve gizli güç kadınlardadır. her riske atılan erkeğin arkasında erkeğini yönlendiren, manipüle eden gizli bir el, bir kadın yok mudur?

    burada kadınlar şöyledir, böyledir vesaire diyerek zaman kaybetmek gibi bir niyetim yok. genelleme yapmanın da hiç mi hiç anlamı yok. kadınlar, erkekler için anlaşılamaz varlıklardır. ingilizlerin bu konuda bir atasözleri vardı. okşamadığın kedi kucağında bitermiş tarzında bir şeydi ki gayet de aynı ters mantıkla değerlendirebiliriz kadın ve erkek arasındaki ilişkiyi. sevmediğiniz kadınların size musallat olması, sevdiğiniz kadınların ise asla size ısınamaması bundandır.

    son olarak, sol frame'de yeterince cinsiyetçi yaklaşım, iğrenç başlık ve entry varken umuyorum ki ilişkiler konusundaki bu naçizane görüşlerimi içinizdeki kötülükle okumuyorsunuzdur. umuyorum ki kendisini nefretten arındırmış iyi erkekler ve kadınlar hala yeryüzünde vardır.
    sizlere birbirinizin kurdu olmadığınız, evliliksiz, mümkünse çocuksuz ve bol aşklı; bilinçli ve güzel günler, yaşamlar dilerim...

    eğer bir kadın sizi gerçekten seviyorsa, zaten sizinle her yola gelecektir. evlenmek olayın tuzu biberi. insan olmaya bakalım.

    sonsöz: bir erkeğin 'nafaka' ödemesi kadar mide bulandırıcı pek az şey vardır. 'nafaka' kelimesi bile başlı başına irite edicidir. erkek nafakayı gönülden vermelidir. gönülden ödeme yapabilmesi için de evliliğin ortadan kalkması gerektiği gerçeğiyle karşılaşırız. eğer ben bir kadınla evlenip boşanmışsam, eski hayat arkadaşımın yaşamını idare ettirebilmesi için gerekli ödemeyi yapacaksam devlet zoruyla değil bilakis kendi isteğimle yapmak isterim. şeref kırıcıdır, devlet zoruyla bu ödemenin gerçekleştirilmesi. bir süreliğine bile olsa yapamayacak bir duruma düştüysem de bunu kendisine belirtir anlayışla karşılamasını beklerim. anlayışsızsa gerçekten de "iyi ki boşanmışım." derdim.

    edit: bazı yazarların olayı yanlış ele aldığını düşünüyorum. kız babası ya da kız kardeş sahibi olmanız konuya bakışınızı değiştirmemeli. bir kız babası olduğunuzu varsayalım ya da bir kız kardeşinizin olduğunu. bu kız dört duvar arasında varlıkla yokluğun arasında ölümü mü bekleyecek? hiç mi insan ilişkileri kurmayacak? bu bağnaz ve geri kafalı fikirleri ne zaman bırakacaksınız? bir erkeğin nasıl biri olduğunu az çok önyargılarla temellendirebilirsiniz. tabii ki denk gelebilecek ofansif/agresif erkekleri saha dışına itmeyi istemek hepinizin hakkı.
  • sonuna kadar doğru olsa da, sevgili ile birlikte yaşamamış olanların anlamakta güçlük çekebilecekleri önerme.

    dört yıllık ilişkimin bir yılını aynı evde geçirdik ve bizden olmayacağını anladık.
    üç yıl boyunca sadece haftasonları görüşüyorduk. okuduğum şehirden memlekete dönüyordum haftasonları. zaten az görüşüyoruz, bari tadını çıkaralım diye ikimiz de hem kendimize, hem de ilişkiye özen gösteriyorduk. ailesi çok muhafazakar olduğu için, sokakta görünmemeye gayret gösteriyorduk - evet, her haftasonu 'merve' oluyordum o dönem.

    üç yılın ardından işinden ayrıldı ve o da benim okuduğum üniversiteye başladı, tatlış bir çift olarak üni hayatımız muazzam olacaktı hesapta. fakat gel gör ki kazın ayağı hiç öyle değilmiş be sözlük. kız meğer beni tanımıyormuş, ben de kızı tanımıyormuşum. tatlışlık yalan oldu, sevişme rafa kalktı. bacı kardeş yaşadık bir yıl boyunca - ki bunun son yedi ayını ben kendi rızamla deri koltukta yattım. sonra da ayrıldık zaten.

    "aman elalem ne der?!" diyerek kızlarını tanımadıkları bir herife verenler bir daha düşünsünler! gizli kapaklı buluşmalarda psikopatlık da gizlenebiliyor, kötü alışkanlıklar/huylar da - ama sen de haklısın, elalemin ne düşündüğü, kızının istikbalinden daha önemli neticede, değil mi?!
  • kismen dogrudur. pismanlik yerine kumar olarak nitelenmesi gerekir. ayni sey seks icin de gecerlidir.

    hadi kadinlari anladim da siz nasil oynuyonuz beyler bu kumari? etmeyin eylemeyin.