şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    biryudumkitap.com, e-posta kutunuza her gün 5 dakikada okuyabileceğiniz, en iyi hikaye ve roman pasajlarından gönderir. abonelik için adınızı ve e-postanızı bırakmanız yeterli. 1 aralık 2015'ten itibaren her sabah saat 09:00'da e-postanızı kontrol edin.
    --- spoiler ---

    ücretsiz oluşu ve ücretsiz kalacağı bilgisi en önemli detay bence.
    son zamanlarda duyduğum en harikulade proje bu.
  • her şeyden az az bir şeyler bilen, bir konuyda uzmanlaşamayan bu toplumda, oturup bir kitabı okuyup bitirebilecek güce sahip olamayanların en azından bir iki satır bir şey okuyabileceği için buna da şükür dedirten e-posta servisi.

    okuduğum yerlerden gelirse gülümserim, okumadığım yerlerden gelirse fikir sahibi olur kitabı edinir okurum diyen için de güzel bir fikir.
  • iyi fikir, başarılı proje. okuma alışkanlığı olmayanları* teşvik edici olması vs. bir yana, benim gibi kemikleşmiş okuma alışkanlıklarına sahip okurlar için de tazeleyici.

    kitapçı gezmeyi bırakıp online alışverişe geçeli epey olduğu için, rafların arasında gezinirken kitap-yazar keşfetmeyi unutmuşum. biryudumkitap sayesinde iki gündür o keyfi yeniden yaşıyorum. normalde fark edip almayacağım kitaplardan çerez gibi seçmece birkaç sayfa okumak ilaç gibi geldi. mesela ilk gün gelen ilhami algör'den ikircikli biricik alıntısı bilmediğim bi yazarla tanışmamı, merak etmemi sağladı.

    kim düşünüp hayata geçirdiyse aklına sağlık.
  • güzel fikir. umarım çizgisini bozmadan devam eder.

    mottosu : "insan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir." - goethe
  • güzel bir proje. her gün güzel kitaplardan bir pasaj sunuyor. okuyarak güne başlıyorsunuz.

    tek sıkıntısı öyle güzel şeyler yolluyorlar ki kitap satın alma hastalığı olanlar her gün listesine bir kitap daha ekliyor.
  • bozmadan devam etmesini diliyorum. emeği geçen herkesin eline, yüreğine sağlık.
  • e-posta adresinize her gün beş dakikada okunabilecek hikaye ve roman pasajları gönderen girişim.
    iyi bir şeyler okumak güne güzel bir başlangıç yapmayı sağlayacaktır.
    bugün üçüncü e-postalarındaki günün pasajı: ahmet hamdi tanpınar saatleri ayarlama enstitüsü dergâh yayınları sayfa 115-119 idi.
    kitabı okumuş olanlar için güzel bir hatırlatma oldu. gelen pasajlardaki kitapları henüz okumayanlar da "bakın bu kitap şu şu sayfalar arasında böyle, beğenirseniz tamamını okumanıza vesile olduğumuza seviniriz, yok beğenmedim derseniz ilerleyen günlerde hoşunuza gidecek bir şey buluruz" mesajını alabilir.

    sadece bu e-postaları okuyup ortamlarda "ben de o kitabı okudum" diyecek ve kitaptaki en etkilendiği bölüm orasıymış gibi bahsedecek insanlar da olacaktır lakin okumaya ve okutmaya dair tüm girişimleri sonsuz desteklemenin gerekli olduğuna inanıyorum. hiç okumayan bir insanın her gün beş sayfa okumasını sağlamak da büyük başarıdır.

    maillerin başlarına iliştirdikleri küçük notlar da hoş.
    " 'insanlar da kuyulara benzerler, içlerinde boğulabilirsiniz.' der ahmet hamdi tanpınar. yüreği bu denli derin kimselere bin selam. onlar da var olsunlar. "
    sizler de var olun.
  • yakin zamanda haberdar oldugum uygulama.

    sabah ise gitmekle, uyanmaya calismakla mesgulken, trafikle cebellesirken posta kutuma dusen naif, kimi zaman duygusal ve her zaman guzel duygular uyandiran hikayeleri barindirmaktadir ayni zamanda.
  • defelarca e posta girmeme rağmen tek bir mail alamadığim fikren hoş oluşum.
    (bkz: postacıdan posta bekler gibi mail beklemek)
    edit: mailler gmail hesabımın 'tanıtımlar' kısmına geliyormuş. gelen kutusuyla spamı arayıp durdum kaç gün
  • mükemmel proje. sayesinde her sabah ilk iş maillerimi kontrol eder oldum. cumartesileri şiire ayırmışlar. çok da güzel şeyler gönderiyorlar. özellikle geçen gün gelen mücella adlı kitabın pasajı beni benden aldı. herkes görsün bilsin istiyorum, o yüzden paylaşıcam;

    --- spoiler ---

    etrafında olup bitenlere, bir çiçeğin açmasına, rüzgârda kapının çarpmasına, sürahiden bardağa suyun dolmasına bir daha eskisi gibi bakamamıştı. bir kuşkanadının esintisinde bile dengesi bozulan bir kalp kalmıştı geriye o günlerden.
    ne garipti yusuf ziya. kendi yarattığı dalgada boğulan zavallı çocuk. önüne çıkan her söküğü belki kendisi sebep olmuştur diye özenle dikmişti. yoluna dikilen her çöpü kendi bıraktığını sanarak toplamış, her kırığı kendi sonucu sanmış, dikkatle yapıştırmıştı. ama sırça bu. azıcık zorlamada çıt diye atıvermez miydi en kuvvetli yapıştırıldığı yerden?
    görünürde bütünüyle kendisine ait bir hayatı yaşarken bile ona sahip çıkmakta ne kadar kendisi olarak kalamamıştı yusuf ziya. mücellâ bile bir kayaya tutunmuş yosun dalı gibi olduğu yerde yalpalarken yusuf ziya rüzgârın önüne katılmıştı. kendi hissiyatından çok “başkaları ne düşünür, ne der, ne hisseder?” bunu hesaba kata kata, suya attığı taşın bile nerelere çarpacağını hesaplaya hesaplaya, hep başka ellerin eseri olan dalgaların önüne bedenini bıraka bıraka işte şu masanın, şu açık defterin başında bulmuştu kendisini. nuh’un gemisine sığınarak tufandan sağ çıkmış yaralı bir kedi değildi. sürekli önüne baksa da arkasındaki avcıya kulak kabartan bir ceylân gibi yorgun düşmüştü sadece. başını satıra uzatmıştı en fazla ve üstelik cellâdıyla kanlı bıçaklı bile olamamıştı.
    kendi kaderinin kuyusuna düştüğünde dahi parmağının ucunu kıpırdatacak güçten aciz, sadece istemişti. göklere kırılırken bile, kalbi erirken bile en fazla “hiç mi kimse benim için ‘allah seni bunaltmasın, darda komasın’ demedi?” diye sızlanmıştı kendi içinde. o hasta yatağında, bir şey olmasını, dışarıdan bir elin gelip kendisini kurtarmasını beklemişti yalnızca. kendi adına karar verecek birini, üzerindeki kördüğümü çözecek, kendisini bin yıllık bir bağdan azat edecek elin sahibini beklemişti daima. mücellâ bile satırları arasından evvelde keder bidayette keder damlayan o mektubu düşününce -o zaman değil ama şimdi- anlamıştı da yusuf ziya anlayamamıştı: öyle bir el yok, o bağı çözecek yine sadece kendi eli. bunu görememişti yusuf ziya. birisinin, kendi mucizesi olmasını beklemişti. ama o mucize hiç gerçekleşmemişti.
    --- spoiler ---

    bir de şöyle bir güzellik var ki, mesela kitap okumayı sevdiğini bildiğiniz insanları kaydederek bir nevi sanal sürpriz yapabiliyorsunuz. her sabah mail kutularına düşüyor ve her sabah sizi hatırlıyorlar böylece. şahane değil mi *-*