şükela:  tümü | bugün
  • genelde çocukken başa gelen üzücü olay. tanımadığınız birisi bi tur atmak için bisikleti ister, verirsiniz, geri dönmez*. su içmek için eve çıkarken bisikleti kapının önüne bırakırsınız, döndüğünüzde yoktur*. akşam eve gelince bisikleti kapının önündeki doğalgaz borularına kitlersiniz, sabah ekmek almaya çıkarken sadece kesilmiş kilidi görürsünüz*. bu kadar şeyden sonra babaya yalvar yakar aldırılan bisikletinize gözünüz gibi bakar, en yakın arkadaşınıza bile vermezsiniz, işiniz bittiğinde eve çıkartır balkona koyarsınız, bir sabah kalktığınızda bisikletin balkonda olmadığını görürsünüz*. etrafta acaba gören oldu mu, kamera var mıdır diye ararsınız kayda değer bir şey bulamasınız, içinize oturmuştur, sinirle polise gidersiniz, senle mi uğraşcaz lan diye kovarlar, ya işte öyle sözlük.
  • bazen de bisikletin üzerinden araba geçmiş ve darma duman olmuş halde dönmesiyle sonuçlanır. annemle misafirliğe gidiyorduk, evde bir şey unutmuşuz, geri döndük. bir de baktık ki komşunun kızı benim bisikleti çıkarıyor. annem bir araba fırça attı, götürüp bisikleti onların evine annesine emanet ettik. döndüğümde bisiklet bizim evdeydi, tekeri yamulmuş, önde tekeri tutan demir kopmuş... daha detay vermeye şu an bile içim elvermiyor. annem bir hışım gitti tabii komşuya. anne olmak zor lan, kendimi bir an koydum da yerine. çocuğu boğamazsın bir kere. annesiyle kavga etsen komşusunuz falan filan. neyse efenim kızın abisi bisikletçide çalışıyordu. bana o zaman 6 ay gibi gelen bir sürede bisikletime parça taktılar. ama heyhaaat, caaanım beldesanıma takılan bmx parçasıyla bisikletim tecavüze uğramış gibi hissetmekten alıkoyamadım kendimi hiç.
  • bir hafta arayla iki kez başıma gelen olay. 2 günlük yepyeni bisikletimi kapının önüne bırakıp gözüm bisiklette annemin sepetle saldığı suyu almaya gitmiştim ilkinde. suyu içmeye başladığımda oradaydı, bitirdiğimdeyse suyu içtiğimle kalmıştım. üzüntüden kahrolduğumu gören babam hemen aynısından bir tane daha almış, altı gün sonra ekmek almaya giderken apartmanın giriş katındaki boruların yanında kesilmiş kilitle karşılaşmıştım. bir daha da bisiklete binmek istemedim.

    (bkz: bisiklet hırsızları/@kitleselbasari)
  • alışkanlık yapabilir. kötü olan da budur zaten. cillop gibi 2 bisikletimi hükümet konağı ve karakolun önünden çaldırdım. evet, bildiğiniz karakolun önünden! lan niye hatırlattınız durup dururken!
  • bide alınan ilk bisikletse çocukluk travmalarından birdir.
  • hollandada bu sekilde yilda milyona yakin bisikletin el degistirdigi soylenir.
  • (bkz: al capone)
    (bkz: emo philips)
  • iki kez çaldırdım. o yüzden al capone'den nefret ederim.
    ikisini de iki ayrı dedem almıştı. bisikletler çalınınca bir dedem daha olsun diye dua etmiştim.
    bu dua, bir annem ya da bir babam daha olması yani yuvamızın dağılması manasına geleceği için vazgeçtim.
    allah belasını versin o bisiklet hırsızlarının.
    bir ara dünyadaki herkese hakkımı helal etmeyi düşünmüştüm.
    sonra o bisiklet hırsızları aklıma geldi vazgeçtim.
    lan bir çocuğun umutlarını neden çalıyorsunuz.
    bir daha alırlar mı bana bisiklet bir düşünün?
    almadılar kardeşim, almadılar.
    hep o cani vampirin yüzünden.
    bir de bisikletin birinin üzerinde dayımdan kalan, artık piyasada bulunmayan bisiklet kilidi vardı, şifreli.
    o da gitti.
    çocukluğumun şoklarındandır.
    kendimi ikinci bisikletim çalındığı zaman hiç olmadığı kadar ahmak hissetmiştim.
    ilk yorumlar "bilen birisi çaldı" olmuştu.
    geçmiş zaman.
  • mahalle cocugununun bogazinda dugumlenir.