şükela:  tümü | bugün
  • kendini bir bok sanan iktidar yalayıcısı bir ailenin mensubu, bisiklet süren size saatte 150km/h sürat ile çarpıp ölmenize neden olsa bile arabasının masrafını ailenizden isteyecek kadar hayatınızı karartabilir. (bkz: öldürdüğü kişinin ailesinden tazminat istemek)

    bu ahval ve şerait içinde bırakınız bisikleti, sarı damperli kamyon kullanmak evlâdır.

    debe editi: bununla debeye girmek şaşırtıcı.
    demek ki herkes tepkilerimizin giderek sivrildiğinde hem fikir.
  • sebepleri şöyle olabilir,
    1.bisiklet aldıktan sonra merdivenler, yokuşlar aşarak ulaştığımız apartmanlarımızda, dairelerimizde onlara yer bulmanın, onları taşımanın zor olması.
    2.sürecek yol bulmanın, manyak sürücüleri olan arabalardan kaçmanın, dar yerlerden geçmenin dikkat ve efor istemesi. her yerde bisiklet yolu olmaması ve halkın bir kısmının bisiklet yolunun bisikletler için olduğunun farkında olmaması...
    3.bisikletinle çıktığında, arkadaşlarınla oturmak istediğinde ya da kapalı bir yere girmenin gerektiği durumlarda bisikletini bisiklet park yerine ya da herhangi bir yere bağladığında, çok oyalanmamış olsan bile, bisikletini döndüğünde bulamayacak olma ihtimalinin yüksekliği...
    (bisikletim kalabalık bir cuma akşamı alsancak kordon'daki bisiklet park yerinden çalındı. bisikleti garajından, apartmanından çalınan arkadaşlarım da var. yani bisiklet hırsızlığı da yaygınlaşmanın önünde engel olabilir.)
    4.veee bisiklet fiyatlarının coşa coşa yükselişi...
  • bisiklet kompleks sahibi insanlar için değildir. delikanlı adamız, kaç yaşındayız vb. şekilde düşünen insanlar iki teker üstünde pedal çeviremezler.

    bisiklet gösteriş yapmaya uygun değildir. statünüzü bisikletle belli edemezsiniz.

    türkiye gibi ülkelerde bisiklet zibidi işidir.
  • motorsiklet kullanicilarini bile gormezden gelen, "niye onume geciyon la" diye doven arac kullanicilarina sahip turkiye de bisiklet suruculerinin can guvenliginin tehlikede olmasiurumuyla alakalidir. ayrica sadece istanbul u baz almayalim. duzce, adapazari gibi duz sehirlerde kullanimi gayet de yaygindir. ıstanbul' da yaygin olmamasi normal. o bisikleti nereye baglayacaksin? bisiklet park yerleri yok, birsey yok. baglasan da vahsi vahsi kesiyorlar kilidi ve bisikleti caliyorlar. kilidi acamasa bile bisiklete zarar veriyorlar. tekerleri patlatip, seleyi goturuyorlar. cok medeni bir ulkeyiz vesselam. ahlak, etik tavanlarda...
  • türkiye bu konuda ilginç bir vaka.

    halk, yakıt pahalılığından, vergilerin ve sigorta masrafının yüksekliğinden, araç satın alınırken ödenen vergilerin maliyetinden şikayetçi. aynı zamanda toplu taşımadaki yoğunluktan, bekleme sürelerinden ve insanların davranışlarından da şikayetçi. tüm bunlarla, halk hiçbir şekilde de bisiklete yönelmiyor. çok ilginç. araştırılmalı...

    edit: aslında bugün bu kadar dikkat edileceğini düşünmeden entry yazmıştım. gündem olması hoşuma gitmedi dersem yalan olur.

    eleştirel kısımlar şehirlerin uygunsuzluğu ve yokuşlar denmiş. hindistan, pakistan, vietnam şehirciliği çok muazzam. yokuş derken farklı örnekler var. yunanistan ve italya dümdüz ovalarla kaplı. dürüst olalım, elbette her yer hollanda değil. test sunsak ve insanları özgürce, hiçbir ön yargı olmadan işaretleyin desek muhtemelen "aşağılanma hissiyatı, eziklik, fakirlik göstergesi, utanma duygusu" duyguları çıkabilir. san francisco'da, mumbai'de bisiklet kullanılabiliyorsa, istanbul'da kullanılabilir. bence yapabilirsiniz bunu. tabii önce komplekslerinden kurtulmak kaydıyla.

    ne zaman ki türkiye'de, kariyerli biri iş görüşmesine veya hoşlandığı kızla ilk buluşmasına bisikletle gider, "oldu bu iş" derim.
  • nasıl yönelmemizi istersiniz?

    yurtdışında çeşitli şehirlerde bulundum. çoğu şehirin mantığı aynıdır. evler şehrin dışında olur. şehrin merkezi çok geniş olmayan bi alandadır. ayrıca şehir merkezleri genelde düzdür.

    bisikletle çok rahat idare edebilirsin.

    şimdi istanbulu ankarayı geç. medeni şehir dediğimiz izmir için soruyorum??

    ben bostanlıda oturuyorum. şimdi bisikleti nerde kullanayım? bostanlı sahilde başka gitcek yer var mı? izmirin merkezi tam olarak neresi? bornova mı? alsancak mı? konak mı merkez? (idari olarak sormuyorum şehircilik anlamında soruyroum)

    bizim şehirlerimizin yapısı farklı. merkez diye bir şey yok. downtown mantığı dahi yok. her şey başka başka yerde.

    türk şehirciliği bisiklete uygun değildir. ha şehirde araba yasaklanır. ya da benzin 20 tl olur. herkes hindistan, tayland vs gibi mecbur kalır o zaman ayrı.
  • avrupada tam aksi olan durum. insanlar işine bile bisikletle gitmeyi tercih ediyor. bizim ülkede olmamasını da normal karşılıyorum. bisiklet yolu yok, güvenlik yok.. neden hayatını riske atsın ki insanlar.

    bir dakika lan, türkiye'de güvenlik hiç kimse için yok ki?!
  • bugün (aslında dündü*) şahit olduğum bir olayı anlatmak istiyorum:

    bir kafede 2 yudum çay içip muhabbet edelim diye eski bir dostla sözleştik. otururken trafikten bağırış çağırış sesleri yükselmeye başladı, bir anda desibel yükselince dışarı çıktık ne oluyor diye ve bir jip sürücüsü ile 2 bisikletli (karı-koca) tartışıyordu ve otomobil sürücüsü adam bisikletli adama ağza alınmayacak laflar ederken aynı zamanda çenesini de tutup itmeye çalıştı bisikletli vatandaşı. bisikletli arkadaş ise, "abi bi' dinle istersen, sana ne dedim ki, aracını üzerimize sürdün yanımda karım var ve az daha altına alacaktın bizi, biraz dikkat et dedim diye saldırmaya çalışıyorsun" dedi, otomobil sürücüsünün karısı ise yine ağza alınmayacak küfürler ederek bisikletlilere sözlü saldırıda bulunuyordu. bir anda 7-8 kişilik bir grup oluştu orda ve bisikletli arkadaşlara hadi bin de git bisikletine ortalığı karıştırma tarzında söylemlerde bulundular. bi' tane işgüzar da otomobil sürücüsünden yana olup bisikletliye sataştı ve araya girmesek muhtemelen olaylar daha da çirkinleşecekti.

    velhasıl, bisikletli arkadaş polis çağırmaya çalıştı ve araç sürücüsü bir anda kayboldu karısıyla birlikte ve ortamı yatıştırdıktan sonra biraz bisiklet sürücüsüyle sohbet ettim, babayiğit de bi' adamdı vesselam. biri dedi ki, "madem o kadar erkeksin polisi arama, vur ağzına bi' tane de erkekliğini görelim." bisikletli adam da, "erkeklik ağza vurmakla mı alakalı kardeşim, ben milli güreşçiyim, 8'iniz gelse sererim hepinizi ama kavga etmek mi çözüm? üzerimize arabasını sürdü ve dikkatli olmasını söyledim diye de kavga çıkardı, haklıyken haksız mı olalım güç gösterisi yapmak adına" dedi.

    bisiklet kullanımının yaygınlaşmaması işte tam da bu şehir magandaları yüzündendir. 2 senedir ben de profesyonel bi' şekilde bisiklet kullanıyorum ve birçok kez şahit olmuş durumdayım aynı magandalığa ve saygısızlığa. sanırım bu ülkenin birçok şeyi yakalaması için yüzyıllarımız var ne yazık ki...
  • simülasyondaki karakterinizi tekrar satın alırken yaşamak istediğiniz ülkeyi danimarka, isveç, norveç, almanya gibi ülkelerden seçiniz. böylelikle bisikletin yaygın kullanıldığı ülkelerde trafikte saygı çerçevesinde güvenle bisiklet kullanabilirsiniz. zira türkiye simülasyon kuralları çerçevesinde bir çok ülkeyi gezip karayollarında bisiklet sürerken ölme ihtimalinizin çok yüksek olduğu ülkelerdendir.
  • dün eve gelirken bindiğim taksici "hükümet trafiği sorun olarak görmez. vatandaş dur kalk yapsın, 10 liraya gideceği yere 12 liraya gitsin, yakıt sarfiyatı artsın, daha çok vergi alsın. buna bakar" dedi.

    sanırım dünyanın en bilge taksicisi ile karşılaştım dün. akşamdan beri düşünüyorum da, adam haklı beyler. en büyük vergi gelirlerinden biri akaryakıttan geliyor ve hayvani pahalı akaryakıt fiyatlarına rağmen pahalı yollar, köprüler, otobanlar inşa ediyorlar, insanlar da mal gibi araba almaya devam ediyor. siz de bu ortamda "bisiklet neden yaygınlaşamıyor, yok şehir coğrafyası müsait değil, yok bisiklet pahalı, yok bisiklet yolu bilmemnesi yok" diye saçmalıyorsunuz.

    afedersiniz de, adam enayi mi size bisiklet yolu yapsın? bedava bir şeyi niye desteklesin ki devlet? çok naifsiniz. toplu ulaşımın ucuz, düzenli ve yaygın olduğu, bisiklet ve motosiklet kullanımın yaygınlaşıp desteklendiği, trafik sorunu olmayan şehirler, vatandaşını sağmal inek olarak görmeyen ülkelerde vardır. türkiyede yaşıyorsanız bunu unutun. şu istanbul'da 14 milyon nüfusun sadece 100bini bisikletle gidip gelmeye başlasa, bizden hayvani bisiklet vergisi kesmeye başlarlar. utanmasalar burnumuza sayaç takıp aldığımız nefesten para alacaklar.