şükela:  tümü | bugün
  • genel olarak restaurant ile bar arasında olan, hoş bir müzik çalınması gereken yemek mekanı
  • (bkz: castro)
  • (bkz: distro)
  • ne menem bi sey oldugunu anlayamadigim ama sonra fransizca ogrenmeye basladigimda anlamina vakif oldugum cafe-restoran tarzi, hos bi mekan
  • birahane,meyhane tipi yerlerin fransızcadaki argo söylenişi
  • rusça’da “çabuk, hızlıca” anlamına gelen sözcüktür aynı zamanda bistro. rivayet odur ki, -henüz kızıl olmayan- rus ordusu’nun 1812 savaşı’nda napolyon’u yenmesinin ve paris’i işgal etmesinin ardından (ki aslında nüktedan birileri bir zamanlar bu savaşın tek galibinin çaykovski olduğunu iddia etmişti) rus askerlerinin fransız barlarına, kafelerine akın edip orda eline ayağına çabuk hizmet talep etmeleri, “bistro, bistro!” diye bağırmaları bu günümüzün bir nevi alafranga fast-food’ları olan mekanlara “bistro” denmesine sebebiyet vermiştir.
    nasıl ki operalarda erkek sanatçılara bravo, kadın sanatçılara brava diye bağırmak eski ve köklü bir gelenekse, bistrolarda garsonlara karşı kabalaşmak, çıkarabildiğiniz en yüksek tonlarda “bistro, bistro!!” diye bağırmak ve hatta gerekirse rusça küfretmek de muhafaza edilmesi gereken önemli bir kültür mirasıdır. bu vazifeyi yerine getirmekten katiyetle çekinmeyin.

    not: birtakım etimologlar, bistro kelimesinin fransız diline 1884’den önce girmediğini, köklerinin muhtemelen rus askerlerinin küstahlığından başka şeylere dayandığını iddia etmektedirler ama bunlar neşesiz insanlardır, anlatacak yukardaki gibi ilginç hikayeleri yoktur.
  • ankara'da büyük migrosun en üst katında bulunan leziz restaurant. süper bi mutfağı var. etleri, salataları* ,tatlıları vs. herşeyi çok leziz olan nezih fakat pahalı mekan.
  • (bkz: bistrott)
  • (bkz: bistro fedon)
  • teknik olarak, yemek masaları yaklaşık 110 cm. yükseklikte olup ya ayakta durarak ya da bar sandalyesine oturarak bir şeyler atıştırılan, bir şeyler içilen aslında fast food ama genellikle daha şık ve pahalı restoran türevi.