şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • "bir bıçak saplı durur göğsünde,
    hangi su tasına uzansan boş;
    hangi pencereye koşarsan koş
    aynı siyah güneş gökyüzünde."

    pencerenin altı bataklık. su tasının dibi pas. aynı siyah güneş gökyüzünde. gece doğmuş, gece aydın, gece karanlık. bitmez tükenmez iç sıkıntısı. pencere camında zifiri karanlık. pencerenin dibi bataklık. kapının kilidi pas, kolu pas, önü ardı pas. sobada kömür, parmakta parlamayan elmas. siyah güneş, siyah çatı, siyah kapı, abanoz karyola ve simsiyah halı..

    "aynı siyah güneş, aynı siyah,
    aynı susayış, aynı koşuş, aynı ...
    of ... hep aynı şey, aynı şey, aynı şey,
    aynı, aynı, aynı, aynı, aynı ..."

    aynı siyah, aynı karanlık, aynı bataklık, aynı sızı, aynı simsiyah çaydanlık, aynı katran duvarlara bulalı. aynı zifir dışarıda, içeride, içinde. aynı simsiyah sandalye, otur! bıçağın sapı siyah, oltu pranga boynunda, acı zeytin tabakta, aynı bataklık pencerenin altında, aynı, aynı, aynı, aynı, aynı..

    "..kara gecede kara karanlık ve kara gözlerin, kara gecede kara karanlık ve kara saçların.."* kara taşlar, kara banyo, kara sabun, muslukta katran. karanın tüm tonları ruhunda katman, katman. dünya güneşsiz, çaydanlık susuz, pencere sımsıkı kapalı, karyola sessiz, simsiyah halı tüysüz. katranı duvarların, kupkuru..
  • çocukluğumda çok yaşardım bunu. annem sıkı can iyi olur çabuk çıkmaz diyerek her karşılık verdiğinde daha çok sıkılır sonra ağlar sonra da uyurdum.
    öyle çok tekrarını yaşadım ki bu olayın aynı kısır döngü devam ediyor.

    önce sıkılıyorum, sonra ağlıyorum, en son sarılıp yastıklara uyuyakalıyorum...