şükela:  tümü | bugün
  • öteki canlı organizmalara dogustan gelen bir sevgi duymaktır.nekrofilinin tam tersidir.(bkz: hayat sevicilik)
  • ilk olarak edward wilson tarafindan ortaya konulan ve insanin bilincaltindaki hayatini devam ettirmeye olan inanci azmi olarak aciklanabilecek terimdir.
  • kendisini ısıran sineği öldürtmez insana.
  • (bkz: hayat sikicilik)

    serbest çağrıştım kusura bakmayın.
  • dünyanın en güzel iç güdüsüdür. bu içgüdü yüzünden 90 kilo cüssenizle 100 gramlık hayvanın yanında yapmadığınız şebeklik kalmaz. biyofili hipotezine göre canlılar hayatlarını devam ettirme iç güdüsüyle birbirinin küçük yavrularını çok sever hepimiz yaşayalım kapışmaları büyüyünce yaparız diye düşünürler. koca gözlü şirin yaratıklar yaşamı çağrıştırır. hatta bir düşünceye göre hoşlandığımız kızın hayat dolu oluşunun, beğendiğimiz çocuğun kaslı olmasının bize çekici gelmesi kendi neslimizin daha kolay devam edeceğine dair inancımızdandır. yalnız anladığım kadarıyla bu sadece memeliler alemi için geçerli bir durumdur. hanimiş mini mini gövdeli, koca gözlü hamam böceği denmiyor kolaylıkla.
  • (bkz: erich fromm) tarafından "biyofili, canlı ve yaşamsal olan şeyler tarafından cezbedilme yolundaki psikolojik saplantıdır." diye tanımlanmıştır.

    genel olarak insanda soyunu devam ettirme içgüdüsü olduğundan yaşama sansı yüksek hayat dolu olan canlıya karşı bir saplantı oluşur. bunun sonucunda bebekleri koruma içgüdüsü, onları sevimli bulma ve değer verme gibi tepkiler oluşur. aynı şeyler hayvan ve bitkiler içinde oluşur. doğal yaşama olan sevgi insanı ayakta tutar denir.
  • canlılara karşı duyulan sevgi. wilson'un aynı adı taşıyan kitabında ileri sürdüğü, insanlarla diğer canlılar arasındaki içgüdüsel bağ..
  • yaşama duyulan işlevsel sevgi
  • insanlar "sosyal bir hayvandır" önermesine ilave getirmiş ve bu yargıyı "sosyal ve doğal bir hayvandır" seviyesine çıkarmış bir edward wilson teorisidir. ayrıca bazı bilim çevrelerince buna özel bir denge ve huzur histerisi de deniliyor. çünkü bu eğilim insan genlerinde bulunduğu için insanların, hayatı olan her şeye karşı çekim, merak ve ilgi hissetmelerini sağlayan bir tür “codification” olduğunu varsayıyor.
hesabın var mı? giriş yap