şükela:  tümü | bugün
  • parasızlık adasına derme çatma salım ile mecburen yaklaşırken, kafamda dolaşan tilkilerin belki de en hayırlısı: biyografi yazmak.

    uzun ve güzel bir hayat yaşadığını ama bunu yeterince anlatamadığını düşünen yaşlıları bulup onların hayatlarını yazacağım. çok yaşlılarsa eğer, parada da anlaşırsak ikinci dünya savaşından sahneler de koyarım. kraliyet hava kuvvetleri'nin vurduğu ve akdeniz'in sularına gömülen bir uçakta pilot olmak sonuçta biraz da paraya bakıyor. geçmişi değiştirerek geleceğimi garanti almanın, uyku tutmayan sabahlarımda "ne yapabiliriz"in peşindeyim. uyumak ve tembellik yapmak isterdim ama şu biyografi meselesi şimşekler gibi çaktı kafamda. hayatının kayıt altına alınmasını ve çok matah bir şeymiş gibi torunlarına başucu eseri kalmasını isteyen bir milyon tane insan bulabilirim, aslında sikko furyaların mekke'si facebook'da hazır bulunmuşu bile vardır ama girip de bakmak istemiyorum. insanlar nelere hayran oluyor esteban, görsen inanmazsın!

    sonuçta düzenli bir işin insanı daraltan yeknesaklığına dönme niyetinde değilim, hele dışarıdan bakınca garabetliği daha anlaşılıyor bu "tüm gündüzleri satmak" saçmalığının. parasız da yaşanıyor ama pek gezilmiyor, iddaa'dan da henüz 2 lira kazanmış değilim. 3 ihtimalin hepsine ayrı ayrı oynuyorum, yine tutmuyor arkadaş. koca sistem, bana piclik yapmak için kurulmuş sanki. çoluğumun çocuğumun rızkını kupona, fransa liginin iş bilmez topçularına yatırıyorum. geriye bir tek yazmak kaldı, sıradan insanların sıradan hayatlarını yazmak!

    demirci vahap usta ve onun gizemsiz hayatını biraz önce yazdım mesela, arkalı önlü 4 sayfa sürdü. 2 sayfası hayal ürünü olmasına rağmen, ekleyecek başka bir şey yok. adamın hayatındaki en heyecanlı dönem, askerden geldikten sonraki 3 ay. kumara alışmış, barbut atarmış akşama kadar. biraz içki içmiş. sonra tövbesini edip askere gitmeden önce yaptığı demir işine geri dönmüş. bir tane oğlu var, vahap usta görmeye bile katlanamıyor sanırım. başka tarafa bakarak konuşuyor sürekli, adem gerçekten de antipatikliğinin şahbazı olmuş. bir tane de ufak kızı var, "onun adını da havva koysaydın, ilk insanların tanrısı gibi dolaşsaydın vahap usta ehue ehue" diyemediğimden, sadece yazıya konsantre oldum. buna rağmen büyük puntolarla 4 sayfa sürdü ilk biyografim. ilkokuldaki dev harfli fişler gibi. "vahap demir kes" "kes vahap kes".

    şimdi analiz yaparsak, bu işten para kazanamam. çocuk kitabı gibi ama değil. başlamanla bitirmen arasında 10 dakika var, zaten sürpriz de olmuyor kitapta. sonu ilk sayfadan tahmin edilen kitaplardan oldu. tabi, yazı konusunda ilk tecrübem olduğu için benim hatam da çok büyük. bir entrika, vay efendim ihtiras rüzgarı sokamadık olay örgüsüne. giriş-gelişme-sonuç bağlamından ziyade, sadece sonucu yazdık. yanlış adamla başlamanın cezasını çektik, şimdi hiçbir yayın evi telefonlarıma çıkmıyor. ismimi değiştirdim mecburen, yeni kimlik için başvurdum. bir daha deneyeceğim şansımı.

    şöyle daha bir heyecanlı ve zengin yaşlı lazım, kitabı yazarken avans falan da koparırım. "ilah yapacağım seni dayı, dünya sahnesinde alınan kararların arkasındaki el" diye gaza getireceğim bir adam arıyorum. şenlensin, kahkahaları yüksek tavanlı salonunu çınlatsın. ikinci dünya savaşı'nda uçak da ayarlarım, 68 öğrenci olaylarında en ön sıradan sahne de. woodstock'ta ortam bile yaparım, yeter ki bana bir yazı masası ve kafamı hayatın gereklerine yormayacağım bir çek versin. gerisini ben hallederim.

    "görkemli hayatını, torunlarına başucu eseri olarak bırakacak yaşlılar aranıyor"
  • en güzeli şu olabilir:

    "1977’de istanbul’da dogdu. ilk ve orta ögrenimini antalya’da tamamladi. 1998 yilinda hacettepe üniversitesi güzel sanatlar fakültesi grafik bölümü’nden mezun oldu. yani oldum. özgeçmisi kendim yaziyorum, niye baskasi yaziyomus gibi yapiyorum anlamadim… 17 yasindan beri karikatür çiziyorum. “karikatürler” isimli bir kitap yaptim. çünkü baska isim bulamadim… evli ve iki çocuk babasidir... degilim degilim."

    yiğit özgür/uykusuzdergi.com
  • "küçük bir adamın büyük bir adama ödediği edebi vergi." **
  • bir insanin oldukten sonra altina girilen entrylere verilen isim.
  • bir insanin hayatini ve tecrübelerini hap şeklinde alabileceğiniz eserdir biyografi denilen şey. görüldüğü zaman onlara sarılmalı ve o hapı özümseye özümseye sindirmelidir insan. onlarca yıl yaşamış bir insanın hayatında önemli gördüğü ve öğrendiği şeylerin yer aldığı o uzun zaman süresinden insanlara aktardığı özetin değeri tartışılamaz. sadece biyografiye konu olan insanin kişilik özelliklerini vermez size biyografi, bunların yanında karakterin yaşadığı dönemi, bulunduğu kültürü size küçük küçük örneklerle anlatır.

    kısacası insan bir biyografi gördüğünde üzerine atlamalı, elinden geldiğince anlayarak ve düşünerek okumaya çalışmalı. hele hele hayatındaki idollerin biyografilerinin her satırını yutmalı insan, onlarla birlikte yaşamışçasına hissedebilmek için.

    lütfen okuyunuz, okutunuz.
    ayrıca lütfen: (bkz: nehir söyleşi)
  • charles bukowski şiir yazmıştır bu yazı türü ile ilgili:

    biyografi üzerine

    ölüysen
    önemli
    değildirler.

    biyografi yazarlarının çoğu,
    tabii ki,
    özneleri
    hakkında
    doğru olmayan
    şeyler
    hayal ederler.

    daha da kötüsü,
    şakalarını
    ciddiye,
    ciddi sözlerini de
    şaka olarak
    alırlar.

    ve geçmişindeki
    kadınlarla
    röportaj yaptıklarında
    demeçlerini sorgulamadan
    doğru
    kabul ederler.

    kalın
    edebi dedikodu
    kitaplarıdır
    genellikle
    yazar biyografileri.

    ve hayatta olan
    bir yazara dairse,
    zaten ya
    bedensel olarak
    neredeyse
    ölüdür
    ya da
    çoğu zaman
    ruhsal olarak
    tamamen ölüdür.

    her çeşit övgüyü
    kabul eder,
    her türlü eleştiriyi
    görmezden gelir,
    biyografisinin yazarını
    mükemmel
    bir iş
    çıkardığı için
    kutlar
    ve neden
    bu kadar uzun
    zaman
    beklediklerine
    şaşar.

    ilham perisine oynamak / charles bukowski
  • insana bir sekilde, baska birisinin evinde yalniz kalmak hissiyatini veren eserlerdir biyografiler.. hayatim boyunca onlarca, hatta ellilerce biyografi okudugumu soyleyebilirim; sanatcilar, bilim adamlari, politikacilar, dandik insanlar, ve cok eglenceli insanlar. bunlarin iyi yazilmislari, yani bir sekilde kimseyi kirmamaya calismayarak, kendisiyle bir hesaplasma yaparmiscasina yazilanlari, bir çok iç bilginin, sadece yazarin aklindan gecmis seylerin kagida dökülenleri ve ördeklerden bahsedilenleri (ciddiyim) feci iyi kitaplardir..

    ama gördügüm, tanik oldugum bir yanilsama var insan oglunda. herkes bir sekilde yasaminin essiz oldugunu dusunmekte. yani tanri ona oyle bir plan yapmis, öyle bir kader kilmis ki bir sekilde o tamamen herkesden farkli bir birey olmus.. yalan... cidden yalan.. herkesin hayati bir sekilde eslesiyor.. herkes bir sekilde ayni tepkileri verebiliyor bazi seylere, herkesin yasadiklari özünde ayni.. sadece ama sadece cok ufak farkliliklar var, onlar da yazilmaya deger görülmeyecek seyler.

    mesela kitabinda basina gelen korkunc bir seyden mi bahsettin, mesela ucagin afrikada kimsenin olmadigi bir yerde düstü, ve seni bir kaplan mi yedi? muhakkak ki dünyaya gelmis gecmis 15 milyar insan içerisinde birisi ayni tecrübeyi yasamistir, veya yasayacaktir. bununla ovunmeye, bununla cosmaya gerek yok gercekten. tanri birbirini tanima imkani olmayan insanlara ayni dertleri tasalari sunuyor anladigim kadariyla. ve biyografi yazildigi anda bu "tanimama ihtimali" düsüyor. aliyor okuyor insanlar senin biyografini ve bir yerini, bir anini, bir durusunu bir düsünceni kendilerine benzetiyorlar.. kimi az benzetiyor, kimi cok benzetiyor ama muhakkak benzetiyor..

    bunu anladigim vakitten itibaren cok da sikimde diil bir insanin basina gelen olaylar. benim derdim olan, ilgilendigim olaylar sirasinda orada olanlarin, o olaya baktiklari acidan gördükleri. benim "keske orada olsaydim" dedigim noktada orada olanlarin anlattiklari ilgimi cekiyor.

    bundan sonra biyografiler bu tarz yazilsin istiyorum arkadas. insanlar kendilerini degil, olaylari, karistiklari haltlari, yedikleri boklari anlatsinlar. bana ne kardesim senin icsel dünyandan, yasadigin acilardan, o acilari nasil karsiladigindan. ben olsam farkli bir sey yapmayacaktim ki! özünde kromozomlarimiz ayni, minnacik bes alti molekül farkimiz.. bu da seni cok essiz kilmiyor çok afedersin ama.. einstein olsan dahi..
  • http://www.biyografi.net/ ve http://www.s9.com/biography/search.html adreslerini tavsiye edebilecegim konu.
  • ayrıntılı biyografileri okumaktan derin bir haz almışımdır her zaman. kafam karışsa ya da canım sıkılsa açar meşhur birilerinin hayat hikayelerini okurum.

    yazarların, ressamların, filozofların, müzik adam ve kadınlarının hayatlarını anlatırlarken "annesi küçük yaşta kendisini terkettiği için kadınlarla arası hiç düzelmeyen yazar" "ikiz kardeşi babası tarafından dövülerek öldürülünce erkek düşmanı olan şair" "genç yaşta kaybettiği ablasının hasretini bir ömür boyu çekmiş ressam" "karısı en yakın arkadaşı ile kaçtığı için güven problemleri çeken filozof " "dindar bir ailede yetişmiş bilim adamı" gibi sözler sarfederler. oysa yazara sorsanız kadınları çözdüğünü; şair, erkek egemen toplumdaki haksızlıkları görüp başkaldırdığını; ressam, kendisinden büyük kadınlara olgun tavırları yüzünden ilgi duyduğunu; filozof, insan türünün doğasındaki kötülüğü keşfettiğini söyleyecek; bilim adamı modern teorileri savunanları hayalperestlikle, geçmiş büyük zekalara saygısızlıkla suçlayacaktır. başarılarının ve takipçilerinin çokluğundan da destek alarak düşüncelerinin ve karakterlerinin üzerinde sonsuz hakimiyet hisseden bu insanların kendi kendilerini kavramadaki basiretsizlikleri gözkamaştırıcıdır. böylesine büyük zekaların dış dünya ile derinden etkileşimlerini görememeleri biz sıradan insanların bizzat kendimizi ilgilendiren konulardaki romantikliğimizi; kendi varlıklarını içerisinde yüzdükleri madde havuzundan soyutlayarak algılama eğilimleri, kendi nedenlerimizi tahayyul etmedeki husnu talil'e varan betimlemelerimiz mazur gösterebilir.

    yine bu biyografiler sayesindedir ki, insanların mağaralardan çıkıp bizzat inşa ettikleri evlerde yaşamaya başlamaları ile hemen hemen aynı zamanda filizlendiğini düşündüğüm hayatın doğasını anlamlandırma eğiliminden de kurtulabiliriz.

    (ara: bir tercihtir)
    bonus (bkz: ruhun kısa tarihi)
  • otobiografi'nin ba$kalari tarafindan yazilmi$ hali.