şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: biopolitics)
  • dünya biyopolitika şampiyonu onur kartal'ın editörlüğünde hazırlanmış iki ciltlik bir kitap serisi. şükelanın da şükünde bir kaynak, edinip okumak şart.

    biyopolitika cilt 1
    biyopolitika cilt 2
  • yalnızca yönetimsel düzenlemenin, siyasal iktidarın alanı olarak görülmemelidir. aynı zamanda yalnızca otoriter, buyurgan iktidar biçimlerini de ele almaz yönlendirmeden, kışkırtmadan, düzenlemeden bahseder ve bu anlamda günlük hayatın en mahrem en özel alanlarına bile iktidarın nasıl sızdığını görebilmemizi sağladığı için önemlidir.
  • yaygınca kullanımına rağmen kullananların ne ifade ettiğinin muğlaklığından, kafa karıştırıcı ve çelişkili bir şekilde kullanıldığından şikayet edilerek başlayan thomas lemke kitabı.

    yazar biyopolitikayı, "egemen iradenin ifadesi değildir; ancak hayat süreçlerini nüfus düzeyinde düzenlemeyi ve yönetmeyi amaçlar, canlı varlıklar olan yasa özneleriyle uğraşır." diye tanımlıyor. ayrıca, "biyopolitika, tarım ürünlerine ekonomik destek, tıp araştırmalarının arttırılması, kürtaja ilişkin yasal düzenlemeler ve hastaların hayatlarını uzatmaya yönelik özel tercihleriyle ilgili gelişmiş yönergelere kadar pek çok farklı meseleye gönderme yapabilmektedir." satırlarını ekliyor.

    lemke biyopolitikanın, politikada bir dönüşüm, bir paradigma kayması haline geldiğini foucault'tan yaptığı şu alıntıyla ifade ediyor:

    "biyopolitika, insan türünün yaşamına özgü olguların bilgi ve iktidar düzlemine, politik teknikler alanına girişidir." foucault'un biyopolitika kavramında, biyopolitikanın nesneleri tekil insanlar değil; ancak nüfus düzeyinde ölçülebilen ve gruplandırılabilen biyolojik özellikleridir. bunun sonucunda hayat, dolayısıyla politika; bağımsız, nesnel ve ölçülebilir bir etmen haline gelir ve bilimsel bir nitelik kazanır.

    "biyopolitika, basit bir biçimde özel bir politik etkinlik ya da politikanın hayat süreçlerinin yönetimi ve düzenlenmesiyle ilgilenen bir alt dalı olarak etiketlenemez. biyopolitikanın anlamı bir yandan politika ile hayatın, kültür ile doğanın, soyutun alanı ile sorgulanamaz olanın, öte yandan da ahlakın alanı ile yasal eylemin arasında daima olumsal, daima kırılgan olan farkı görünür kılma yeteneğinde yatar."

    "foucault, ırkçılığı ne ideolojik bir inşa ne istisnai bir durum ne de toplumsal krizlere verilmiş bir yanıt olarak görür. ona göre ırkçılık, toplumsal bedenin hiçbir zaman tamamlanmayan ve daima süregiden temizlenmesine ilişkin biyopolitik bir düşünce tarafından kışkırtılan, toplum içindeki bir bölünmenin ifadesidir."

    dikkatimi çeken satırlar oldukça editlerim.
  • aklıma hemen foucault düşer; hapishane, tımarhane, okul, mülteci kampları gibi kurum ve yapılanmanın iktidar ve disiplinle arasında olan bağı hatırlarım. modern dünyaya bir nevi 'fırlatılmış' çıplak bedenlerin disiplin edilmesi görevi, adorno’nun “egemenlik mekanizması, yol açtığı acıların görülmesini de önler” sözünü kanıtlar niteliktedir.
  • her türlü canlıyı politik olarak kullanmak
    (bkz: ucuz işçi gücü) (bkz: denek hayvanları)
  • facoult'a göre biyopolitika kavramı şöyle ifade edilebilir; birey siyasal iktidar tarafından üretimin en önemli aracı olarak görülür ve iktidarın devamlılığının sağlanması açısından da birey çok büyük önem arz eder. bu sistemde işlenmiş bir suç iktidara karşı işlenmiş sayılır.

    bireyin iktidarı tehlikeye düşürebilecek her hareketi iktidar tarafından kontrol altında tutulmalıdır.

    hapishanelerin, okulların, akıl hastanelerinin aslında bireylerin ehlileştirilmesi ve siyasal iktidarın devam edebilmesinin gerekliliği olarak görüldüğü söylenebilir.