şükela:  tümü | bugün soru sor
  • "konu$mamiz lazim" ile tamamen ayni anlama gelir.
  • son zamanlarda sik sik bademcik problemi yasamaya baslayinca doktora gitmeye karar vermemle baslayan surecin su an geldigi nokta budur. bademcigimin hemen altinda olan bir bezeyi tespit ettik, gerci ben yillar once tespit etmistim ama sallamamistim pek. doktor "ne kadardir burada", "bademcik rahatsizligi basladiginda mi oluyor", "acisi varmi" gibi sorular sordu. "bu beze burada var bi suredir, bi acisida yok, bademcikle de bi alakasi oldugunu zannetmiyorum" dedim. once kan testi ardindan ultrason yaptirmami istedi. "tamam" dedim, ertesi gun yaptirdim kan testlerini, sonuclar ertesi gun geldi. doktorla tekrar gorusmeye gittim. bakti, inceledi, bi 'hmm' sureci gecirdi ve bana sevk verip biyopsi yapmami istedi. dedim herhalde sicmaya yakiniz, dur bakalim. bende yillardir bana bisey olmaz lan mantigiyla yasadigim icin aklima sonradan geldi hocam bu nedir ne degildir diye sormak.

    sordugum soru 'cehalet mutluluktur' lafinin tekrar anlam kazanmasini sagladi bunyemde. "birkac secenek var ama biyopsinin sonucunu beklememiz lazim" dedi. "hocam soyle ne olabilir, iyimidir, kotumudur bilmek lazim" dedim. kendim kasindim sozluk. kurcalama iste, birak biyopsi sonucu gelsin, o zamana kadar kafana takmamaya calis. iyimidir, kotumudur sonra ogrenirsin.

    iste buradan sonra baslayan diyalogumuz su sekilde;

    doktor - dedigim gibi birkac secenek var, bunlardan birisi tiroid bezi olmasi ki senin boynunda bulunan bezeler boynunun dis tarafinda, oysa tiroid bezi daha ic kisimda olur.
    ben - kac tane var hocam bu bezelerden? ben birtek sol taraftakini biliyorum.
    doktor - iki tane beze var boynunda, birisi sol kisimda, digeri sag ic kisimda. sol kisimda olan beze 2.9 cm, sag kisimda ki ise 3.1 cm.
    ben - bu kadar buyuk olmasi normal mi hocam?
    doktor - bu kisimda bir bezenin 1 cm den buyuk olmasi normal degildir. sende bulunan bezeler normal boyutun 3 katina cikmis.
    ben - hocam tiroid bezi degil dediniz. o zaman nedir bu beze.
    doktor - iyi huylu, herhangi bir zarari olmayan bir beze olmasi mumkun, diger secenek ise lenfoma.

    kitlendim, kelimeler bogazimda dugumlendi, ne yapacagimi bilemedim. "peki hocam" diyip ciktim doktorun yanindan. geldim eve, kimseye de soyleyemedim.

    1 hafta sonrasina ancak randevu alabildim, bu 1 hafta nasil gecti bilmiyorum, bir 10 yas daha yaslandim sanirim. sacma gelecek belki ama kucukken dua ederdim, "allahim benim omrumden 20 yil al, aileme yarisini bile versen olur, onlar uzun yasasin". belkide duam kabul olmustur diye dusunerek gecirdim bu 1 haftayi.

    ve bugun bu biyopsi denen seyi yaptirdim. korkmamak mumkun degil gerci ama mumkun oldugunca kendimi sakinlestirmeye calistim. hemsire ustumu cikartmami, hani o gotu acikta birakan hastane kiyafetleri varya, onlardan giymemi istedi. degistirdim ustumu, uzandim yataga. hemsire omzumun altina bir yastik koydu ki boynumu iyice geriye atabileyim. ardindan doktor girdi ve o andan sonra gozumu kapadim. yana yatmami istediler, hemsire ultrason ile bezenin yerini buldu, doktor hanim ise "i'm gonna put the needle in 3, be ready" dedi. gozumun onune house md de ne kadar biyopsi sahnesi varsa gelmeye basladi. ignenin battigini hissettim boynuma, dedim herhalde bu kadardir, acimadi. demez olaydim. doktor igneyi bir saga, bir sola gezdiriyor, one arkaya sanki vakumlarmis gibi bir seyler yapiyor sonra bir anda bitti, doktor cikartti igneyi. hemsire hanim "kalkabilirsin, ama yavas" dedi. oturmak icin dogrulurken, gozlerim karardi, beynime bir sicaklik yerlesti, sanki bayilacakmis gibi oldum ama sagolsun hemsire hanim hafiften destek oldu.

    neyse bitti hersey, giydim ustumu, buz paketi verip her 1 saatte 10 dakikaligina boynumda tutmami istediler ve 2-3 gun icerisinde sonuclari doktoruma yollayacaklarini soylediler. velhasil kelam, biraz acili bir operasyon bu biyopsi. insallah korktugum basima gelmez ve yakinda kemoterapi basliginda yazmiyor olurum.
  • zamanında boğazıma yapılan işlem. 10-12 santimlik bir iğne sokmuşlardı ve boğazımdan parça almışlardı. allah kimsenin başına vermesin, neyse ki sonuç temiz çıkmıştı fakat o hissi birkaç hafta unutmamıştım. acı değil bakın, his. acı geçiyor hemen onu takmasın kimse kafasına.. kimse böyle dertlerle karşılaşmasın..
  • sonucunu beklemek elinde pimi çekilmiş bomba ile beklemek gibi.
    kimsenin eline düşmez umarım bu bomba. çok trajik.
  • tanı için; canlının bedeninden küçük bir doku parçasının alınıp incelenmesi.
    grekçe bios**ve opsy* kelimelerinin birleşiminden oluşur. biyopsi materyalini almak için çeşitli yöntemler vardır. temel olarak; hasta uyanıkken çeşitli tekniklerle alınabileceği gibi, operasyon sırasında, genel anestezi altındaki hastadan da alınması tercih edilebilir. vücutta varlığı belirlenen kitlelerin ya da diğer yapıların histopatolojik incelemesini yapabilmek için kullanılan bir yöntemdir.

    cansız bedende yapılan doku alma çalışmaları için:
    (bkz: otopsi)
    (bkz: nekropsi)

    kelimenin cümle içi kullanımları için:
    (bkz: biyopsi almak) (bkz: biyopsi yapmak)
    (bkz: biyopsi aldırmak) (bkz: biyopsi yaptırmak)
    (bkz: biyopsi örneği)
    (bkz: ben karaciğer biyopsisi gördüm)
    (bkz: ben bilmem beyim bilir)
  • bugün gördüğüm manzaraları büyük ihtimalle çok zor unutacağım. annemden nodül için iki parça aldılar. annem geldiğinde rengi beyazdı evet suratı resmen beyaz olmuştu! yaklaşık bir saat yatırdılar sonra ultrason sonra da çıkış yaptık. 25 kişi bir oda içinde sırasını bekledi. yaş aralığı 18 - 65 bu insanların. kimse konuşmuyor ama çoğu kanser miyim acaba diye düşünüp duruyor. büyük çoğunluğu tiroid kaynaklı biyopsi, geri kalanlar meme kanseri riski taşıyor. tekrarlayan kanserlerin hikayesini dinledim durdum. bugünü atlattık gerisi sonuç bekleme stresi! 2 ay içinde içe doğru yayılma yapmış bu meretler. annemi nefes alırken feci zorluyor. çok fazla stresli bir süreçmiş. annem sonucundan korkuyor, ameliyattan ayrıca korkuyor. ben daha çok korkuyordum. ama gördüğüm insanlar ve yaşadıklarını duyunca inşallah en kötü sadece ameliyat oluruz, sonra atlatırız gider diyorum. herkesi teselli edeyim derken yakında ben hasta olmasam iyi!
  • konu komşudan kulaktan duyma bilgiler dolayısıyla korkutan işlem.

    bu nedenle asistanlık döneminden itibaren 1000 civarı biyopsi işlemi gerçekleştirmiş biri olarak tecrübelerimi paylaşayim. daha sonra soru gelirse, vakit oldukça güncellerim;

    önce en çok yapılan tiroid biyopsisi ile başlayalım. yapılan ultrason işleminizde, şüpheli bir nodül ya da benzer bir durum görüldügünde istenen bir işlem. çoğunlukla normalde kan almak ya da ilaç enjeksiyonu için kullanılan basit enjektörler aracılığı ile yapılır. ultrason eşliğinde alınması uygun. bazıları işlem öncesi çok ince bir iğneyle (diş hekimlerinin kullandıklarından) o bölgeyi hafifçe uyuşturur (bence rutin olmalı). işlem sonrası kontrol ultrason sonrası evinize gönderilirsiniz. sonucu patoloji yaklaşık bir hafta içerisinde değerlendirir. sonuç gelmeme ihtimali yaklaşık %20'dir ki bu durumda işlem tekrarlanır.

    sonucun kötü yani habis olması durumunda cerrahi işleme yönlendirilirsiniz. tiroidin habis kitlelerinin çoğu sadece ameliyatla dahi iyileşebildiğinden çok telaşlanmamanızı tavsiye ederim.

    ikinci sıklıkla yapılan işlemimiz meme biyopsisi. her 8-9 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanseri olacagına dair istatistikler var elimizde. bu nedenle meme biyopsisi çok önemli. şüpheli görülen yere, tiroid biyosisine göre daha kalın bir iğneyle girip parça alınıyor. çıkan sonuca göre takip veya cerrahi ve diger işlemlere yönlendiriliyor. tekrar söylüyorum. meme kontrollerini ihmal etmemek gerekiyor.

    daha nadir yapılan karaciğer biyopsisi de tomografi, mr veya ultrasonda şüpheli bir durum görülmesi halinde gerçekleştiriliyor. meme ve tiroid biyopsisine göre daha zor ve ihtimam gerektiren bir işlem. biyopsi sonrası bir süre takip edilmeniz gerekiyor. kanama olmaması durumunda aynı gün taburcu işlemi gerçekleşiyor.

    saydığım biyopsiler dışındaki işlemlerle ilgili soru olursa burda cevaplarım. sağlıklı günler.
  • bugun basimdan gecti.

    uyusturucu ignenin girdigi anda hem stresten hem acidan bagiran beni tam bir simarik gerizekali sanan doktora sevgiler...

    hakikaten acayip birsey...

    ameliyat izlemeyi seven biriyim. o yuzden baya bi cesit ameliyat izlemisligim vardir. kadinlar canli canli cocuk doguruyor, bazen kisilere uyaniklarken beyin ameliyati yapiliyor. lokal ile abuk subuk islemler yapilanlari var... kabul ediyorum, biyopsi bunlarin yaninda is degil. simarikligin luzumu elbette yok. daha ne dertler var pek tabi.

    ama yok, eger benim gibi her cerrahi operasyonu gozunuzu kirpmadan izleyebilen ama konu igne ve turevlerine geldim mi ici bir hos olan biriyseniz yandiniz...

    kan aldirmada falan sikinti yasayan biri degilim, aldiriyorum ama o demirin damara ince ince sizisiyla birlikte sanki dizlerimin hidrolik sivisi bosaliyor... icimden birseyler akip gidiyor resmen.. sonra islem bitiyor ve ben kaldigim yerden devam ediyorum.

    ama bu islemde ne giren igne igne gibi ne de islem suresi o kadar kisa...

    uyusturulduktan sonra aci yok, okey. ama insanin inanasi gelmiyor ki...

    lokal anestezi o kadar garip birsey ki... doktor batikon suruyor, dokundugunu hissediyorum, batikonun islakligini hissediyorum, ama aci hissetmiyorum.

    doktor aci var mi dedikce oraya bakmadigim ve dolayisiyla acitacak birsey yapip yapmadigini da bilmedigim icin surekli olarak adama bilmiyorum acitacak birsey mi yapiyorsunuz ki? dedim.

    ıslemin yapildigi sey sarjli dis fircasi boyutlarinda bir alet... aletin mantigi seker hastalarinin olcum yapmak icin parmaklarini deldikleri tabancayla ayni. cat... ve aliyor ornekleri.

    ve ben gerizekalisi ne halt yemeye yaptiysam izledim. girecegi cikacagi bildigim icindi stresim. uyusturunca hissedilmiyor elbette ama iste uyusturduktan sonra batikonu matikonu hissettigim icin dedim sictim, kesin hissedecegim... uyusturmadan tarammul edilecek is degil. oha... 4 numara sis sokuyorlar resmen. daha neler... doktorun stresinizi anlayaniyla yapilinca 4-5 ornek alma asagi yukari yarim saat suruyor (15 dakikasi pamugudur, ignesidir, batikonudur, ultrason makinesidir onlari hazirlamakla gecti teknik hemsireyle)

    aksam ustu 4'te yaptirdigim islemin agrisi simdi simdi gelmeye basladi. agri sedigim de nefes aldikca orada birsey yapildigini hissediyorum. oysa hastaneden cikinca avm'ye gidip alisveris yapmistim.

    agrisi falan degil de en buyuk sikintisi 1 gun dus alamamak... hergun dus yapmaya aliskinim ben, suan kendimi leeess gibi hissediyorum ki zaten oyleyim... butun gogsum batikon icinde...

    sanirim kendimi umursadigim falan yok benim. sonucunun ne olacagini pek dusunmuyorum. sadece eger sonucu kanser cikarsa yasayacagim sosyal baski beni endiselendiriyor hepsi bu. sonucu 1 haftaya cikacakmis. rahatim 1 hafta daha. hos ben su stresime uzuntume kanser cikarsa da sasirmam. bi yerimden birgun patlak verecek ama hayirlisi...

    yani genel olarak konusmak gerekirse troidini falan bilmem de meme biyopsisi hiiic oyle gozunuzde buyuteceginiz birsey degil. ben ettim siz etmeyin. cat cat ses duymak disinda islemin yapildigina dair hicbir sey hissetmiyorsunuz. gerci hala ayni fikirdeyim, keske endoskopi yapar gibi bayiltsalar bizi... zira narkoza bayilanlar vardir illaki aramizda...

    narkoz kafas oleeeyy!!
  • işlemin kendisi 10-15 dk olup az acılı. biyopsi yapılacak bölgeyi iğneyle uyuşturma kısmında biraz acıyor sadece. sonra tabancaya benzeyen bir aletle ultrason yardımıyla 3-4 defa parça alıyor. doktorunuz sizi neler olabileceğine dair önceden bilgilendirmiş oluyor ve sonuçları beklemeye başlıyorsunuz.
  • kendisiyle bugün tanıştım. araştırmacı kişiliğim sayesinde öncesinde epey araştırma yaptım. zira esasen ben buna gerek olduğunu düşünmüyordum (tabi tus türkiye birincisim ya!) ama yani benim şikayetim, birkaç sene evvel başka vesileyle gittiğim bir doktorum da belirttiği üzere, tiroid bezlerimin çok çalışmasıydı. ben sadece kan tahliliyle falan ne kadar fazla çalıştığını öğrenip ona göre ilaç olur, radyasyon olur, ameliyat olur (üç düzeyde tedavi edildiğini de öğrendim) tedavi edip şikayetlerimden kurtulmayı planlıyordum.

    ki elhak, sevgili eyüp devlet hastanesi doktorları da kan tahlil aldılar, bir de ultrason yaptırdılar (bu vesileyle ultrasonun sadece hamileler için bir uygulama olmadığını öğrendim. bakınız, tus türkiye birincisiyim ya!) fakat bunlar bittikten sonra doktor "bir de biyopsi lazım" demez mi!

    o an araştırmalarımı yoğunlaştırıp bunun, boğazdan cart diye parça almak şeklinde tarifleyebileceğim korkunç bir işlem olduğunu öğrendim. bonus olarak da herhangi bir uyuşturma işlemi olmaksızın yapıldığını!!! (bu esnada tecrübelerini paylaşan pandoraninkutusuacildihanima teşekkürlerimi iletirim)

    neticede bugün sevgili barkodumla gittim, sıraya girdim. benden önceki iki hanımefendi paşa paşa girdi çıktı. hatta bir tanesi, parmağını boğazıma dayayıp "bundan fazla değil, kan için iğne batırdıklarında hissettiğin kadar bile hissetmiyorsun" diyerek beni rahatlatmaya çalıştı. bir miktar başardı da; bir miktar zira işlemden önce elimize verilip imzalatılan formlar "höst n'oluyoruz?" hissiyatıyla beraber kalp çarpıntısını artırıyor. zira form; işte bu işlem, tamamen benim rızam, onayımla olmuştur filan gibisinden bir şey. yani bayağı bayağı ameliyat gibi masadan kalkamazsan sıçtın gibi bir durum!

    ben bunu algılayınca kendi kendime "hadi ruhuna fatiha" gibisinden bir zevzevklik yapıp kendimi rahatlatmaya çalıştım, pek yemedi. çünkü üstüne bir de sırada bekleyenlere, oradaki görevli teyze "kim var yanında, hangi yakınınla geldin?" diye soruyor. biri, kocamla diyor; biri, ablamla. bense ömrüm boyunca olduğu gibi sap sap, tek başıma, kazma gibi oradayım. "ölsem kimseye haber bile veremeyecekler yani" diye bir de dramaya bağlıyorum.

    haksız olmadığımı içeri girince anladım. yatırdılar, yine ultrason cihazını dayadılar boğazıma. ben de cesaretten ölüyorum ya, çevirdim kafayı yukarı, doktorla beraber ekrana bakıyorum. o da yanındaki hemşireye "hmmm çok kanlı bir bölge" gibisinden bir şeyler söylüyor.

    anlamını az sonra kavrıyorum. zart diye boğazıma geçirdikleri iğneyle içeriden sıvı almaya çalışıyorlar çalışmasına ama kan da geliyor sıvıyla beraber. "olmaz bu" diyor doktor, "biraz bekleyin, kımıldamayın, yutkunmayın" diyor hemşire ve doktor, ikinci bir iğneyle gelip onu saplıyor bu defa.

    ömrümde gördüğüm en korkunç filmi seyrederkenki nefes alıp verme hızımı, 10'la çarpmışçasına nefes alıp veriyorum. doktor "yok, olmuyor, damara kayıyor" diyerek biraz daha cebelleşiyor boğazımla, sonunda o da pes edip "neyse olduğu kadar" diyor.

    "kalkabilirsiniz" ikazıyla doğruluyorum ama baş dönmesi, göz kararması, o kadar da kolay yapmama izin vermiyor bu hareketleri. sürüklenerek kapıya çıkıyor, bulduğum ilk sandalyeye oturuyor, bayılmamak için direniyorum. yutkunayım dediğimde sırtımdan ter boşanıyor, konuşmak zaten imkansız.

    sonuçlar 10 gün sonra verilecekmiş, biyopsi böyle bir şeymiş işte.