*

şükela:  tümü | bugün
  • türklerin en çok haksızlık ettiği devlet, osmanlilar istanbul'u almadan önce onların en yakın müttefiği olan devlet.. cüneyt arkın filmleri gibi değil herşey
  • dogu roma imparatorlugunun oteki anilis bicimi.
  • roma imparatorlugu cografi olarak cok fazla buyuyunce, idari yapinin hantallasmasi uzerine bati ve dogu roma imparatorlugu olarak ikiye ayrilmistir. bizans ismi daha sonra bu donemi ve bu cografyayi arastiran ortacag tarihcileri tarafindan uydurulmustur. yani aslinda bizans imparatorlugu dedigimiz imparatorluk icerisinde yasamis olan halk o zamanlar kendilerinin bizansli olduklarini bilmemektelerdi.
  • batidaki gibi katolik degil ortodoks olan roma imparatorlugu.
  • doğu roma imparatorluğunun ismi. entrikaları ve taht kavgaları ile ünlü.birde hristiyanlığa getirdikleri yorumlarla.örneğin bir dönem ikonalara ibadeti aşırıya kaçırdıkları için imparatorun ikonalara yasak getirerek bunları tahrip ettirmesi gibi ( ikonoklazma hareketi)
  • abbasilerin yükselme döneminde birçok yazılı eserini araplara vermiş olan ve bu sayede islam dünyasının aydınlamasını, farkında olmadan sağlamış olan imparatorluktur. zira onlar ellerinde bu kitapları pek önemsemiyorlardı o dönemde.
  • asıl kullanım dogu roma imp.olmalıdır ancak alman sanat tarihcilerin uydurmasi sonucunda bu yanlış dunya literaturune yerlesmistir.asil byzantion istanbul'da kurulmus bir antik cag devletidir.
  • kavimler göçü ile ikiye ayrılmış roma imparatorluğunun ,doğuda kalan kısmına doğu roma imparatorluğu yahut daha yaygın ismiyle bizans denmiştir.bizans idari bir ayrılmanın dışında aslında kültürel ve sosyal bir farklılığıda ifade eder.imparatorluğun bu bölümünde daha ziyade doğu felsefesi hakimdir.(dinde devlet yönetiminde kültürel hayatta)özellikle bu dönemde batı kilisesi ile doğu kilisesi arasındaki düşünce farklılıkları oldukça keskinleşmiş sonraları onları birbirlerine kafir diyecek bir noktaya getirmiştir.
  • bizans imparatorluğu roma imparatoru diocletianus'un çok geniş olan ülkesinin yönetimini kolaylaştırmak için imparatorluğunu doğu ve batı diye iki bölüme ayırmasından doğdu.

    diocletianus (284-305), roma anayasasını yeniden düzenlerken, iktidarın iki imparator arasında paylaştırılmasını uygun görmüş, imparatorluğu batı ve doğu olarak iki kısma ayırmıştı. batı bölümünü kendisine ortak seçtiği maximianus'a bıraktı; kendisi de doğu kısmını aldı. hükümet merkezini nikomedia'da (izmit) kurdu.

    diocletianus'un yerine geçen büyük constantinus (306-337), doğu imparatorluğunda birliği sağladı ve hükümet merkezini bizantion'a taşıdı. anlaşıldığına göre, imparator batı ile doğuyu birleştiren noktada büyük bir latin merkezi kurmak ve imparatorluğu tehdit eden iç ve dış düşmanlara karşı savunmayı kolaylaştırmak istiyordu.

    bizantion, 11 mayıs 330'da törenle başşehir ilân edildi ve konstantinopolis adını aldı. imparator bizans'ı, doğu eyaletlerini ve roma'yı örnek tutarak yeniden teşkilâtlandırdı. konstantinopolis'teki putperest tapınakları yıkıldı, devlet dini olarak kabul edilen (313) hıristiyanlığın anıtlar! yapıldı. latincenin resmi dil olması emredildi.

    constantinus'tan sonra yerine geçen imparatorlar. roma imparatorluğu birliğini koruma fikrinden vazgeçmediler. büyük theodosius ölünce (395) imparatorluk theodosi-us'un iki oğlu arasında bölümlü ve merkezi bizans olmak üzere batı bölgesi arcadius'a, merkezi ravenna olmak üzere batı bölgesi honorius'a düştü. böylece doğu roma imparatorluğu, kesin olarak kurulmuş oldu (395). yeni kurulan bizans imparatorluğu için kavimler göçü büyük bir tehlike değildi.

    makedonya ve yunanistan'da yerleşmiş olan gotlar (395-408) ise, arcadius zamanında batıya gönderildiler. ancak hun türkleri bizans imparatorluğu için theodosius ii (408-450) zamanında yeni ve çok tehlikeli bir düşman olarak ortaya çıktı; ama bizanslılar para karşılığında hunlarla barısı sağladılar. bu sıralarda din kavgaları da imparatorluğu iyice sarsıyordu. bir kısım hıristiyanlar isa'nın tanrılığını ileri sürmüştü.

    nikaia (iznik) ruhani meclisi ise buna karşı baba, oğul ve ruhulkudüs'ten ibaret üçlü bir kutsal sistem kabul ediyordu (325). istanbul patriklerinden nestorius ise, isa'daki tanrılık ve insanlık cevherinin birbirinden ayrı iki varlık olduğunu ileri sürerek isa'nın insanlık cevherine tanrılığından fazla değer verdi. nestorius'a önce iskenderiye patriği kyrillos ile papa coelestinus karşı çıktılar.

    büyümek istidadında görünen din kavgalarına son vermek için imparator theodosius, ephesos'ta yeni bir ruhani meclis topladı ve burada nestorius ile taraftarlarını afaroz ettirdi. fakat az sonra, isa'da yalnız bir tanrı tabiatının var olduğunu ileri süren monofisizm mezhebi ortaya çıktı. istanbul patriği ve papa monofisizmi reddettiler, ama theodosius bunu ortodoks bir doktrin olarak kabul etti (449). bu arada istanbul hıristiyan yüksek okulunu kuran ve istanbul'un yeni surlar ile çevrilmesini sağlayan ii. theodosius çocuk bırakmadan öldü ve kız kardeşi pulcheria, trak asıllı bir general olan marcianus ile evlendi ve onu imparator ilân ettirdi (450-457).

    tahta çıkar çıkmaz attilâ'nın vergi isteğiyle karşılaşan marcianus bunu reddetti. ancak attilâ'nm ölümü ve hun imparatorluğunun dağılması, bizanslıları hun tehlikesinden kurtardı. marcianus, theodosius zamanından beri devam eden dini anlaşmazlıklara son vermek istiyordu. bunun için 451'de khalkedon'da (kadıköy) topladığı ruhani meclis, monofisizmi kötüleyerek, taraftarlarını mahkûm etti.

    khalkedon kararı adını alan bu karar bizans tarihinde çok önemlidir. çünkü bizans hükümeti monofisizme cephe almakla büyük bir kısmı bu inancı benimsemiş olan doğu eyaletlerini, kendinden uzaklaştırmış oluyordu. suriye ve mısır'daki kargaşalıklar, yerli halkın bizans'tan nefreti, bu zengin ve medeni ülkelerin, vii. yy.da, önce sasanilerin. sonra arapların eline geçmesini kolaylaştırdı.

    marcianus'un son günlerinde ve onun yerine gelen illiryalı leo i zamanında (457-474) gotlar problemi ortaya çıktı. leo i bizans sarayında got hâkimiyetini yeniden kurmaya çalıştı, got kumandanlarından aspar'ı isauria'lıların (suriye) yardımıyla öldürtmüş, aspar ve yakınlarının bizans sarayındaki nüfuzuna böylece son vermişti.

    leo i 474'te öldü, yerine torunu leo h (474) geçti. leo ii o sırada altı yaşında olduğu için babası zeno ile ortaklaşa saltanat sürdü. fakat çocuk hükümdar ölünce, zeno tek başına imparator oldu ve çok geçmeden tahtta hak iddia ederek istanbul'u alan basiliscus'u (475-477) devirdi. zeno zamanında italya'da germen ordu kumandanlarının nüfuzu son derece artmıştı. bunlardan odoakar, 476'da son batı roma imparatoru romulus augustulus'u devirdi, sonra senatus adına bizans'a bir heyet göndererek. zeno'dan italya idaresinin kendisine bırakılmasını istedi.

    odoakar, bu isteği kabul edilince, bağımsız bir hükümdar gibi davranmaya başladı. buna karşı çıkan zeno, odoakar üzerine doğu kralı theodoricus'u gönderdi. theodoricus odoakar'ı yendi ve zeno'nun ölümünden sonra, merkezi ravenna olmak üzere, doğu got krallığını kurdu.

    zeno, din anlaşmazlığını ortadan kaldırmak için, henotikon adlı bir ferman yayımladı (482). fakat bu ferman hem ortodokslar, hem monofisizm taraftarlarınca reddedildi; bununla kalmayarak papanın da protestosuna uğradı. böylece bir uzlaşma fermanı sayılan henotikon sadece gerginliği bir kat daha arttırdı. batı ile doğu kiliseleri arasında ayrılığa sebep oldu. bu ayrılık 518'e kadar sürdü.

    zeno'nun ölümünden sonra karısı ariadna saray muhafızlarından anastasius ile evlendi ve onu tahta çıkardı. anastasius i (491-518) zamanında, bulgar türkleri ve islavlar makedonya, tesalya ve trakya'ya akınlar yaptılar. doğuda sasaniler 502'de erzurum'u (theodosiopolis) [502] ve amida'yı (diyarbakır) zaptettiler fakat bizanslılar bu yerleri kısa zamanda geri aldı. din kavgaları anastasius zamanında da sürdü; imparator, istanbul patriğine verdiği söze rağmen, monofisizmi tutan bir siyaset güttü ve bu yüzden büyük karışıklıklara yol açtı.

    anastasius'tan sonra yine tahta, saray muhafız kıtası kumandanı olan justinus i çıktı (518-527). justinus, ortodoks idi, papa ile barıştı ve böylece doğu ve batı kiliseleri arasındaki anlaşmazlığa son verdi (518).
    justinus'un yeğeni justinianus i'in uzun süren hükümdarlığı (527-565) bizans tarihinin ilk parlak devridir. o, eski roma imparatorluğunu yeniden kurmak istiyordu. önce istanbul'da çıkan nika ayaklanmasını bastırdı (532), sonra sasanilerle «ebedi barış» yapıldı (532). kuzey afrika'da vandal krallığı fethedildi (533-548).

    italya'da ostrogot (doğu got) krallığına son verildi (535-554). bütün bunlardan sonra justinianus ispanya'yı da almak için bir deniz seferi açtı, ama bu ülkeyi ellerinde tutan batı gotların (batı gotları) direnmesi karşısında yalnız iber yarımadasının akdeniz kıyısında küçük bir parçasını alabildi (550).

    justinianus'un açtığı savaşlarla bizans imparatorluğu çok genişledi. sicilya, italya, dalmaçya, balear adaları, sardinya, korsika, güneydoğu ispanya ve kuzey afrika'nın bir kısmı imparatorluğa katıldı ve akdeniz yeniden bir roma gölü oldu. buna rağmen imparatorluk eski roma imparatorluğunun önemli parçalarını içine almıyordu. aynı zamanda hem kuzeyden gelen türk ve islavlara, hem de iranlılara karşı çetin savunma savaşları yapmak gerekiyordu. nitekim, sasani hükümdarı hüsrev i (531-579) «ebedi barış»a rağmen, ostrogotlarla anlaşarak suriye'yi aldı ve antakya'yı yakıp yıktı (540).

    justinianus, hüsrev ile para karşılığında beş yıllık bir ateşkes anlaşması yapmayı (545) ve barışı sağlayabilmek için, vergi ödemeyi kabul etmek zorunda kaldı (562). islavlar ise hemen her yıl tuna'yı geçerek bizans topraklarına saldırıyorlardı. bizans orduları bu akınlara kesinlikle son veremedikleri için, islavların bir kısmı balkan yarımadasında yerleştiler. islavlardan başka, gepidler ve kuturgurlar da balkan yarımadasının kuzeyini ele geçirdiler.

    558-559 kışında kuturgur'ların bizans'a karşı yaptıkları büyük akın püskürtüldü. bu olaylar sırasında doğu avrupa'da yeni bir türk kavmi olan avarlar ortaya çıktı. justinianus, avarları kuturgurlara karşı kullanmak ümidiyle, bir anlaşma yaptı (558). çite yandan kiliseyi hükmü altına almak, aynı zamanda devlet ve kilise başkanı olarak, din meselelerini de devlet işleriymiş gibi kararnamelerle yürütmek üzere planlar yaptı. her şeyden önce papayı kazanmak için henotikon'dan vazgeçti. karısı theodora'nın koruduğu monofisizm taraftarlarını memnun etmek için de khalkedon ruhani meclisinin monofisizme karşı olan kararlarını hükümsüz saydırdı.

    istanbul ruhani meclisi (553) imparatorun görüşlerini ortodoks doktrini olarak kabul edince papa da bunlara boyun eğdi. bununla beraber beklenilen sonuç yine elde edilemedi; suriye-filistin ye mısır'daki monofisizm taraftarları, justinianus doktrinine karşı birleştiler. justinianus. putatapanları, yahudileri ve batıl sayılan mezheplere mensup kimseleri ya zorla hıristiyan yaptı veya yok etti. 529'da putataparlığın son kalesi olan atina felsefe okulunu kapattı ve hocalarını kovdu.

    justinianus memleketin imarıyla de çok uğraştı. istanbul'daki ayasofya kilisesi onun en önemli eseridir.

    justinianus'un devri uzun sürmedi. yerine justinus ii (565-578) geçti, onun zamanında longobardlar italya'nın büyük bir kısmını aldılar (568). sadece güney italya, napoli, sicilya, roma ve ravenna elde kaldı. hazar denizi yakınlarında yaşayan göktürklerden bizans'a bir heyet geldi. bunlar iran'ı en büyük düşman sayıyorlardı. çin-bizans ipek ticaretinde iki ülke arasında aracı olmak ve bu ticaretten iran'ı faydalandırmamak için bizanslılara yeni teklifler getirdiler. iran'a karşı bir göktürk-bizans antlaşması da düşünüldü. bu görüşmelerde tam bir sonuç alınamadı ve iran-bizans münasebetleri daha da gerginleşti.

    hüsrev i justinus'un sasanilere yıllık vergiyi ödemekten kaçınması üzerine harekete geçti, önemli bir tahkimli yer olan dara'yı zaptetti (572). bu güç durum üzerine justinus, muhafız kıtası kumandanı tiberus'un yardımını istedi. tiberus i (578-582) iranlılara karşı başarıyla savaştı, kumandan justinus, melitene'de (malatya) hüsrev'i yendi, iran'a girdi ve sasani başşehri ktesiphon'a (medain) yaklaştığı sırada hüsrev öldü (579).

    mauricius da (582-602) sasanilere karşı başarılı seferler yaptı ve sasani ülkesinin batı kısmını bizans imparatorluğuna kattı (591), sonra avarlara karşı yürüyerek macaristan'da tisa nehri kıyısında avar kağanı bayan'ı yenilgiye uğrattı (601). batıda iki eksarklığın kurulması da mauricius zamanında yapılan en önemli islerden biri oldu. eksark bizans idaresini temsil eden askeri valiye verilen addı, gerek askeri, gerek sivil kudret eksarkın elindeydi. eksark ravenna'da oturduğu için bizans idaresinde bulunan italya «ravenna eksarklığı» adını aldı. aynı zamanda afrika'da da «afrika eksarklığı» veya «kartaca eksarklığı» kuruldu.

    mauricius'un saltanatına askeri bir isyan son verdi. yüzbaşı phocas (602-610) âsiler tarafından imparator ilân edildi. istanbul'a girerek mauricius ile taraftarlarını idam ettirdi. iran kralı hüsrev ii mauricius'un öcünü almak bahanesiyle, suriye ve mezopotamya'yı işgal etti, sasaniler kadıköy'e kadar sokuldu. avarlar da imparatorluğa saldırdılar. phocas'ın başarısız siyaseti ve kanlı şiddet hareketleri, afrika eksarkı herakleios'un ayaklanmasına sebep oldu. mısır da herakleios'a katıldı, vali bir donanmayla istanbul'a yürüdü. istanbul halkı herakleios tarafına geçti, phocas idam edildi ve herakleios tahta çıkarıldı (610-711).
    bu sırada imparatorluk son derece kötü bir durumdaydı. bütün ülkede anarşi hüküm sürüyordu. kuzeyde avar ve islav, doğuda sasani tehlikesi imparatorluğu tehdit ediyordu. 611'de sasaniler suriye'yi fethetmeye giriştiler, antakya, şam, kaisareia, apameia şehirlerini, 6i4'te de kudüs'ü aldılar, şehri yakıp yıktılar, isa'nın haçını zafer alâmeti olarak ktesiphon'a götürdüler ve kadıköy'e kadar sokuldular.

    619'da mısır istilâ edildi, herakleios, sasanilere vergi vermeyi kabul etti. bunun üzerine sasaniler geri çekildiler. 622'de savaş yeniden başladı. herakleios, istanbul'a saldıran birleşik iran ve avar kuvvetlerini geri püskürttü (626), sasanileri ninive'de yenilgiye uğrattı (627). barışı hüsrev ii'nin ölümü (628) ve bundan sonra iran'da çıkan karışıklıklar sağlayabildi.

    bizanslılar, elden giden eyaletleri geri aldılar, isa'nın haçını da törenle kudüs'e geri götürdüler. buna karşılık batı eyaletlerini korumak mümkün olmadı. balkanlarda, tuna'nın güneyinde bazı topraklar islavların, ispanya'daki topraklar ise yeniden vizigotların eline geçti, italya'da da longobardlar ilerledi. fakat bizans için en büyük tehlike araplardı. arap orduları bizans topraklarına yürüyerek suriye, fenike (634-639) ve mısır'ı ele geçirdiler (640).

    herakleios'tan sonra oğlu konstantinos iii yalnız birkaç ay hükümdarlık etti (641) ve öldü, taht oğlu konstas'a kaldı. konstas ii'nin ise (641-668) bütün iktidarı araplarla yapılan savaşlarla geçti. fakat onları durdurmak mümkün olmadı. doğu anadolu, ky-renaika, afrika eyaleti, kıbrıs elden gitti, bizans filosu lykia açıklarında yok edildi (655). araplar arasında çıkan hilâfet kavgaları olmasaydı istanbul'u kurtarmak çok güç olacaktı.

    bizans topraklarında thema adı verilen ve eksarklıklara benzeyen askeri idare bölgeleri kuruldu. strategos (askeri vali) thema'nın bütün askeri ve iktisadi kuvvetine hükmetme hakkını aldı, böylece düşman bir themaya saldırdığı zaman, istanbul'dan yardım gelmesini beklemeden, bir eyaletin bütün kuvvetini toplayarak savunmayı teşkilâtlandırmak mümkün oldu. bizans imparatorluğu emevi ordularına ancak bu yeni kuruluşla karşı koyabildi.

    konstas ii her şeyden önce italya ve sicilya'yı elde tutmaya uğraşıyordu, bunun için hükümet merkezini syrakusai'ye taşırken çıkan bir isyan sırasında öldürüldü. yerine oğlu konstantinos iv pogonatos (sakallı) geçti (668-685). 673'te istanbul ilk defa olarak araplar tarafından kuşatıldı. kyzikos limanını üs olarak kullandılar ve daha çok yaz aylarında, birkaç yıl üstüste istanbul'a saldırdılar, fakat surlar ve rum ateşi yüzünden bir sonuç alamadılar.

    677'de arap filosu geri çekildi ve antalya açıklarında şiddetli bir fırtınaya tutularak yok oldu. emevi halifesi muaviye, anadolu savaşlarından da büyük bir başarı elde edilemeyince bizanslılarla otuz yıllık bir barış yaptı (678).

    azak denizinin doğu kıyısıyla kuban arasında kurulmuş olan bulgar devleti, 642'de, hazar devletinin baskısı altında dağılmıştı. bulgarların bir kısmı asparuh'un önderliği altında don ve dnieper'i aşarak aşağı tuna'ya indiler, sonra biraz daha güneye ilerleyerek, bizans'ın scythia minör (dobruca) eyaletine yerleştiler (679).

    imparator, bulgarlara karşı bir sefer açtı (679), fakat yenilince bulgarlara vergi vermek ve yerleşmeleri için tuna ile balkan sıradağı arasındaki bölgeyi bırakmak zorunda kaldı. böylece imparator bizans için çok tehlikeli bir komşu olan yeni bulgar devletini tanımış oluyordu. herakleios sülâlesi iustinianos ii'nin (685-695 ve 705-711) general leontios tarafından devrilmesiyle sona erdi.

    bizans imparatorluğu bu olaydan sonra 717 tarihine kadar bir ara devrine girdi. leontios'un imparatorluğu zamanında (695-698) kartaca ve afrika eyaletleri arapların eline geçti. leontios da tiberios ii (698-705) tarafından tahttan indirildi. tiberios kısa süren saltanatının sonuna doğru bulgarların yardımıyla geri dönen iustinianos tarafından tahttan indirildi.

    kısa zaman sonra iustinianos da öldürüldü. bardanes veya philippikos (711-713), anastasios ii (713-715) ve theodosios iii (715-717) devirlerinde arapların ileri hareketleri arttı. bunun üzerine anatolikon thema'sı askeri valisi pergamon'a kadar ilerleyen arapları püskürttü ve sonra istanbul'a girip leon iii adıyla imparator oldu.
    leon tahta çıktığı zaman ülkede karışıklık hüküm sürüyordu. halk sefalet içindeydi. manastırlar gün geçtikçe çoğalıyor, zenginleşiyor ve halk üzerinde sonsuz bir otorite kuruyordu. hıristiyanlık iyiden iyiye bozulmuştu, ne yapacağını bilemeyen halk, dini âdeta putataparlığa dönüştürmüşlerdi.

    leon, istanbul'u kuşatan arap akınlarını önledikten (718) sonra, iç meselelerde reformu ele aldı, thema'ları küçülterek askeri valilerin kudretini azalttı, orduyu disipline soktu, küçük mülk sahiplerini zenginlere karşı korudu ve yeni bir kanunname yayımladı ve 726'da çok önemli bir ferman çıkardı. bu fermanla dini resimlere taparcasına saygı göstermeyi yasak ediyor, kiliselerde ve umumi yerlerde bulunan kutsal resimleri kaldırıyordu.

    bundan başka bu ferman kilisenin çok artmış olan kudret ve baskısına karşı devlet-imparator otoritesini galip getirdi. böylece manastırların nüfuzu önlenmiş, buradaki binlerce hazıryiyicinin yaşamasına engel olunmuş ve manastırlara servet akımına set çekilmiştir. bu ferman yüzünden bizanslılar ikonoklast (resim kıran) ve ikonodul (resimlere saygı gösteren) diye ikiye ayrıldı.

    devleti ve tahtı sarsan resim kırma savaşı böylece başlamış oluyordu. bu ferman yüzünden papa ile imparatorun arası açıldı, bundan faydalanan longobardlar ravenna eksarklığına saldırarak ravenna'yı aldılar (751). ikonodullar tarafından kopronymos (adı pis) diye adlandırılan konstantinos v (741-775) ve oğlu leon iv (775-780) zamanında resim savası sürdü.

    leon'dan sonra oğlu konstantinos vi (780 -797) imparator oldu, fakat devleti onun yerine annesi eirene (780-802) idare etti. eirene, yedinci nikaia ruhani meclisinde (787) resimlere saygıya izin verdi ve kilise mensuplarını memnun etti. sonra oğlunun gözlerine mil çektirdi (797).

    eirene 802'de başhazinedar nikephoros tarafından tahttan indirildi. yeni imparator nikephoros (802-811) araplarla yaptığı başarısız savaşlardan (802-807) sonra 81l'de bulgar savaşı sırasında öldürüldü. nikephoros'un yerine tahta çıkan mikhael rhangabe i (811-813), çar krum'un kumandasında istanbul'a kadar sokulan bulgarları yenerek barışa zorladı (814), resimleri tekrar yasak etti, manastırları kapattı.

    sonunda bir isyan sırasında öldürüldü. bu isyanı idare eden ve mikhael traulos ii kekeme adıyla tahta çıktı (820-829) ve phrygia sülâlesini kurdu. mikhael, din resimlerine saygı gösterenleri hoş görürdü. eski kumandanlarından nikephoros'un ayaklanmasını bastırdı, fakat arapların girit'i zaptetmelerine ve sicilya'ya yerleşmelerine engel olamadı (827).

    oğlu theophilos (829-842) ikonodullara karşı yeni bir ferman çıkardı (832). zamanında ticaret, sanayi, ilim ve sanat çok gelişti. ölümünden sonra karısı theodora (842-856) küçük yaştaki oğlu mikhael iii'ün yerine hükümdarlık etti ve resim ibadetini serbest bıraktı (842). kardeşi bardas, mikhael iii'ün (856-867) yerine idareyi ele aldı.

    bu arada arapların baskısı kuvvetlendi. bu sırada ruslar da istanbul'a kadar ilerlediler fakat bir fırtınada rus filosu yok oldu (865). mikhael'in gözdesi makedonyalı basileios 866'da caesar bardas'ı öldürdükten sonra 867'de de mikhael'i öldürttü ve kendini imparator ilân ettirerek makedonya sülâlesini kurdu.
    bu dönemde bizans imparatorluğu ikinci parlak devrini yaşamıştır. makedonya hanedanının hüküm sürdüğü bu devirde ilim ve sanat hareketleri gelişmiş, bizans kültürü bütün çizgileriyle belli olmuş, devlet hem askeri, hem iktisadi bakımdan kuvvetlenmişti.

    basileios i (867-886) siyasi amaçlarını gerçekleştirmesini bilen bir hükümdardı. kendinden evvelkilerden ayrılarak araplara karşı bir saldırma siyaseti güttü ve bizans topraklarını doğuya doğru genişletti. oğlu leon vi'nın (886-912) ilme karşı büyük bir sevgisi vardı. bu sevgi kendisine sophos (hâkim) lakabını kazandırdı. fakat çar simeon'un idaresindeki bulgarların ve diğer taraftan arapların saldırışlarını durduramadı.

    araplar 904'te selânik'i zapt ve yağma ettiler. leon vi'nın kardeşi aleksandros yalnız bir yıl hükümdarlık etti (912-913). leon'un oğlu konstantinos vii porphyrogennetos (913-959) iyi bir tarihçi ve ilim hareketlerini destekliyen yazar bir hükümdardı. pekçok eser bırakmıştır. idareyi uzun zaman kayın pederi romanos i lekapenos'a (920-944) bıraktı, fakat oğulları onu tahttan indirdiler ve idareyi yeniden konstantinos vii'ye verdiler (945).

    konstantinos'un oğlu romanos ii'nin (959 -969) ölümünden sonra, dul karısı theophano'nun evlendiği nikephoros ii phokas (963-969) romanos'un küçük yastaki çocukları basileios ve konstantinos yerine saltanatı eline aldı. kuvvetli bir general olan nikephoros phokas. suriye bölgesinde hamdanilere karşı birçok zaferler kazandı, girit'i zaptetti (961), halep'i ve diğer birçok şehirleri geri aldı, fakat bir isyan sırasında öldürüldü. ondan sonra tahta geçen ioannes i tsimiskes'in (969-976) saltanatı, arap. bulgar ve ruslarla yapılan başarılı savaşlarla geçti. ioannes i'den sonra romanos ii'nin oğlu basileios ii (976-1025) tahta çıktı.

    kardeşi konstantinos viii (976-1028) saltanat ortağı olmakla beraber, devletin idaresine karışmadı. bizans imparatorlarının en kuvvetlilerinden biri olan basileios'un en büyük başarısı, bulgar devletini ortadan kaldırmasıdır (1014-1018). saltanatı sırasında, bizans imparatorluğu, istria'yı, bütün balkan yarımadasını, suriye'nin kuzey kısmını, anadolu'yu, armenia'yı, kıbrıs'ı, girit'i ve güney italya'yı içine alıyordu. ölümünden sonra bizans için gerileme başladı.

    konstantinos viii'in kızı zoe (1042) üç kocasını, yani romanos iii argyros (1028 -1034), mikhael iv paphlagon (1034-1041), konstantinos ix monomakhos (1042-1055) ve oğlu mikhael v kalaphates'i (kalafatçı) [1041-1042] tahta çıkardı. bu imparatorlar zamanında normanlar güney italya'yı aldı, tuna yönünden peçenekler saldırdılar, doğu anadolu'da ise, oğuz türkleri bizans imparatorluğu üzerine akınlara başladılar.

    resim savaşı sona erdikten ve makedonya sülâlesi basa geçtikten sonra devlet ve kilise sıkı bir şekilde birleşti, imparator kilisenin mutlak başkanı, istanbul patriği de din işleri vekili sayıldı. imparatorların papa ile italya eyaletleri bakımından önemli olan münasebetleri, italya elden gidince değerini kaybetti. bu durum doğu ve batı kiliselerinin büsbütün ayrılmasına sebep oldu (1054).

    toprak sahibi aristokratlar ve ordu mensupları bu devirde bürokratik idareye karşı savaş açtılar. zoe'nin kız kardeşi theodora (1042 ve 1055-1056) 1056'da saray partisi adayı mikhael stratiotikos'u kendine bir halef seçmeye zorlandı. theodora'nın ölümüyle makedonya sülâlesinin parlak devri sona erdi ve mikhael vi stratiotikos (1056 -1057) tahta çıktı, fakat bir yıl sonra anadolu ordusu, isaakios i komnenos'u (1057 -1058) tahta geçirdi. bu imparator devlet hazinesini düzeltti fakat iki yıl kadar sonra saltanatı konstantinos x dukas'a (1059-1067) bıraktı.

    konstantinos askeri meselelerle ilgili değildi. bu sırada kuzeyde peçenek ve uz'lara, doğuda da selçuklulara karşı imparatorluğu savunabilecek bir hükümdara ihtiyaç vardı. konstantinos ölünce, siyasi parti, dul imparatoriçe eudokia'yı kappadokialı general romanos diogenes ile evlenmeye zorladı. romanos vi diogenes (1068-1071) tahta çıktığı sırada selçuklu orduları bütün anadolu'yu tehdit ediyordu.

    romanos diogenes, imparatorluğun bütün kuvvetini doğuda selçuklularla yapılacak savaş için topladı, fakat malazgirt'te alp arslan'a yenildi ve esir düştü (26 ağustos 1071). selçuklu sultanının serbest bıraktığı imparator, istanbul'a dönerken taht başkası tarafından ele geçirilmiş ve romanos'un gözlerine mil çekilmişti. istanbul'da adalardaki bir manastıra kapatılan romanos, pek az sonra burada öldü. yerini almış olan mikhael vii parapinakes (1071-1078) bilgin, edebiyatı sever bir hükümdardı, askerliğe karşı hiç bir eğilimi yoktu.

    bu sebeple askeri parti onu istemedi, yerine anatolikon thema'sı askeri valisi nikephoros iii botaneiates'i (1078-1081) tahta çıkardı. fakat o da mikhael gibi tahtan indirildi. bu arada eski imparator isaakios komnenos'un yeğeni yine bir kumandan aleksios kommenos tahtı ele geçirdi ve 30 yıldır süren karışıklığa ve kumandanlar arasında tahtı ele geçirmek için sürüp giden mücadelelere son verdi.
    komnenos'lar devrinde bizans imparatorluğu itibar ve nüfuzunu bir yüzyıl daha korudu. bu devir dünya politikasında bizans'ın bir «dünya devleti» olduğu son safhadır. aleksios i komnenos'un (1081-1118) tahta çıkışından az sonra batıda norman tehlikesi baş gösterdi. normanlardan robert guiscard ve oğlu bohemonde, epeiros'a bir çıkartma yaparak dyrrakhion'u (dıraç) aldılar ve aleksios kumandasındaki bizans ordusunu bozguna uğrattılar.

    aleksios, daha çok venediklilerin yardımıyla normanları balkanlardan geri attı (1085), sonra peçenekleri yendi (1091). bu yardıma karşılık bizanslılar venedik tüccarlarına geniş imtiyazlar verdiler. bunun sonucu olarak istanbul'da ayrı bir venedikli mahallesi kuruldu. kıyıda birkaç tahkimli yer dışında bütün anadolu, selçukluların eline geçti. ancak haçlı seferleri sayesinde bizans imparatorluğu bu kötü durumdan kurtulabildi. istanbul önüne gelen birinci haçlı ordusu reisiyle bir antlaşma yapan aleksios'a haçlılar zaptettikleri nikaia'yı verdiler (1097).

    kılıç arslan i'i eskişehir'de (dorileion) yendikten sonra anadolu üzerinden suriye'ye ilerlediler. bizans'ın düşmanı olan bohemonde, antlaşmaya aykırı olarak haçlıların zaptettikleri antiokheia'da (antakya) bir latin devleti kurdu. batı anadolu'ya giren aleksios, selçuklulardan bithynia ve pamphylia bölgelerinin büyük bir kısmını geri aldı (1116) oğlu ioannes ii komnenos ise (1118-1143), anadolu'nun güneydoğu bölgesini zaptetti.

    peçeneklere kesin bir darbe indirdi (1122). kilikia'da haçlılar tarafından kurulan ermeni devletini işgal etti (1137) ve antakya hıristiyan prensiyle savaştı. oğlu manuel i komnenos (1143-1180) bu savaşa devam etti ve bizans topraklarını doğuya doğru genişletti (1147). bu sıralarda bizans'ın en tehlikeli düşmanı normanlardı. bunlar korfu adasını zaptettiler ve bir çıkarma yaparak korinthos ile thebai'yi yakıp yıktılar.

    manuel, normanlar ile uğraştığı için, ikinci haçlı ordusunun bizans topraklarından geçmesine izin verdiyse de haçlıların savaşlarına katılmadı. onlarla dostluk münasebetlerini devam ettirdi, alman imparatoru konrad iii ile normanlara karşı bir antlaşma yaptı (1148). venedik'in yardımıyla normanları yunanistan'dan atıp korfu adasını geri aldı (1149) fakat brindisi'de bozguna uğradı (1156).

    sonra anadolu'ya dönerek kilikia ermenilerinin ayaklanmasını bastırdı (1158-1159), halep emiri nureddin zengi (1159) ve kılıç arslan ii ile barış yaptı (1161). hâkimiyetini macarlara da kabul ettirmeye çalışarak dalmaçya'yı ve güney macaristan'ın zseremseg (tuna-sava köşesi) bölgesini zaptetti (1162-1165), sırbistan kralı stepan nemanja'yı kendisine bağladı (1172).

    manuel i kendini yeter derecede kuvvetli hissedince, türk dostluğunu bozdu ve anadolu'ya saldırmaya kalkıştı, fakat myriokephalon'da (düzbel) bozguna uğradı (1176). bundan sonra bizanslıların anadolu'yu ele geçirme ümitleri suya düştü. bizans'ın son büyük hükümdarı olan manuel i'in saltanatının sonuna doğru bizans imparatorluğu, bosna, dalmaçya, balkanlar, anadolu'nun batı kısmiyle kuzey ve güney kıyı bölgesini, girit ve kıbrıs'ı içine alıyordu.

    manuel'in ölümünden sonra tahta geçen küçük yaştaki oğlu aleksios ii komnenos'u (1180-1183) saltanat ortağı andronikos i komnenos (1183-1185) öldürttü, bunu da isaakios ii angelos (1185-1195) tahttan indirerek angelos sülâlesini kurdu. isaakios, selçukluların saldırışlarına karşı koydu. normanların yunanistan'da işgal ettikleri toprakları geri aldı, fakat petir asen'in kurduğu ikinci bağımsız bulgar devletini tanımak zorunda kaldı (1188). kardeşi aleksios iii (1195-1203) bir isyan çıkardı ve onun saltanatına son verdi. isaakios'un oğlu aleksios, batıda haçlılara bas vurdu ve babası adına yardım istedi.

    haçlılar aleksios ile birlikte 24 haziran 1203'te istanbul önüne vardılar, 18 temmuzda şehre girerek isaakios'u ve aleksios iv (1203-1204) adıyla oğlunu tahta çıkardılar. ancak aleksios iv, haçlılara verebileceğinin çok üstünde vaatlerde bulunmuştu. bunları yerine getiremedi. latinlerin baskısı arasında şehirde de kargaşalık çıktı. idareyi, silik bir kimse olan aleksios v murtzuphlos adı ile imparator ilân edilen şahıs aldı (1204). bunun üzerine haçlılar istanbul'u zaptettiler (13 haziran 1204) ve yağmaladılar. aleksios v kaçmak zorunda kaldı.
    istanbul alınıp yağma edildikten sonra şehir ve imparatorluk toprakları haçlılar arasında paylaşıldı. merkez istanbul olmak üzere bir latin imparatorluğu kuruldu ve imparator seçilen flandria kontu baudouin, istanbul'un sekizde beşini, sisam, sakız ve midilli adalarıyla güney trakya'yı, istanbul boğazı, marmara ve çanakkale boğazı kıyı bölgesini aldı.

    istanbul'un alınmasında büyük emeği geçen venedik docu enrico dandolo'ya şehrin sekizde üçü, dyrrhakhion (dıraç) ve birkaç liman, ion adaları, ege adalarının çoğu, trakya'da birkaç şehir ve liman, gelibolu yarımadasında bazı yerler verildi. böylece venedik geniş bir sömürge imparatorluğu kurmuş oluyordu. ayrıca bonifacio di monferrato, selanik kralı adını aldı; onun krallığı selanik ve civarından başka tesalya'yı, makedonya'yı ve kuzey yunanistan'ı içine alıyordu. selanik krallığının güneyinde atina- thebai baronluğu ve mora'da akhaia prensliği kuruldu.

    bizans imparatorluğunun geri kalan kısımlarında da birtakım rum devletleri meydana geldi. andronikos i angelos'un gürcistan'a sığınan torunu aleksios, 1204 nisanında trabzon'u işgal etti ve karadeniz kıyısında küçük bir devlet kurdu. sonraları trabzon imparatorluğu adını alan bu devlet türklerle sık sık savaşmak zorunda kaldı. balkanların batı kısmında mikhael angelos, başşehri arta olan epeiros despotluğunu kurdu.

    kardeşi ve halefi thenodoros angelos, selânik'i (1222) ve edirne'yi zaptederek (1225) devletini adriya denizinden bu bölgeye kadar genişletti, fakat bulgar çarı ivan asen ii'ye yenilerek esir düştü (1230). devleti bulgar hâkimiyeti altına girdi, fakat selanik ve tesalya theodoros'un kardeşi manuel'in elinde kaldı.

    bu rum devletleri içinde, bizans'ı devam ettiren tek devlet iznik imparatorluğu oldu. bu yüzden de bu döneme iznik prensliği devri adı verildi. kurucusu theodoros i laskaris (1204-1222) ustaca bir siyasetle devletini marmara denizinden güneyde sakarya ve menderes nehirlerine kadar genişletti. damadı ve yerine geçen ioannes iii dukas batatzes (1222-1254), batı anadolu kıyısı önündeki adaları latinlerden aldı, sonra, ordusuyla avrupa kıyısına ayak bastı ve bulgarların ele geçirdikleri toprakları ve selanik devletini işgal etti (1246).

    ölümünden sonra bulgarlar kaybettikleri toprakları geri aldılar; fakat batatzes'in oğlu theodoros ii laskaris (1254-1258), bulgarlara ağır bir darbe indirerek, eski sınırı korudu. yerine geçen küçük yaştaki oğlu ioannes iv laskaris'i (1258-1261) general mikhael palaiologos bir hükümet darbesiyle uzaklaştırdı, 1259'da müttefik akhaia latin ve epeiros rum kuvvetlerini palagonia'da yenerek, efeiros despotluğunu tabiiyeti altına aldı, 1261'deyse istanbul'a girerek latin imparatorluğuna son verdi
    bu dönemde mikhael viii palaiologos'un (1261-1282) kurduğu palaiologos sülâlesi son bizans sülâlesidir. mikhael, istanbul'u latinlerden geri aldığı zaman, bizans imparatorluğu, yalnız istanbul ve trakya'yı, selanik ile makedonya'nın bir kısmını, birkaç adayı ve anadolu'da eski iznik prensliği topraklarını içine alıyordu.

    devletini avrupa'da genişletmeye çalışan mikhael, pelagonia savasında esir aldığı akhaia prensini serbest bırakması karşılığında mora'da mistra, monembasia, maina ve hierakion'u aldı (1262). bu arada napoli ve sicilya krallığını elde eden charles d'anjou bizans için yeni ve çok tehlikeli bir düşman olarak ortaya çıktı (1262). mikhael, charles'ı berat'ta (arnavutluk) yendiyse de (1281) bizans'ı tehlikeden ancak sicilya'da çıkan ayaklanma kurtardı (1282).

    mikhael zamanında bizans imparatorluğunu doğudan bir tehlike tehdit etmiyordu. kösedağ meydan savaşında (1243) moğollara yenilen anadolu selçukluları, ilhanlıların hükmü altına girmişlerdi. mikhael, ilhanlı-moğol hükümdarıyla iyi münasebetler kurmayı başardı, fakat bu dostluk mısır-memlûk imparatorluğu yüzünden devam etmedi, ilhanlılar, mısır ve altınordu'nun düşmanı oldukları için, bu iki ülke arasındaki yolu kapattılar.

    mısır sultanı baybars, mısır gemilerinin boğazlardan geçmesi için izin istediği zaman mikhael, ilhanlılarla dostluğunu bozmak istemediği için, geciktirici cevaplar verdi, bunun üzerine altınordu hanı berke'nin generali nogay, bulgarlarla birleşerek, bizans üzerine yürüdü. bizans ordusunun yenilmesi üzerine mikhael, mısır-altınordu ittifakına katılmak zorunda kaldı, sonra bir kızını nogay ile evlendirerek, nogay'ın yardımını sağladıktan sonra bulgarları yendi. bu sırada devletin mali durumu çok bozuldu, bütün ticaret cenevizlilerin eline geçti.

    mikhael, cenevizlilerin yardımı karşılığında bunlara eski geniş ticari imtiyazlarını geri verdi ve ceneviz tüccarlarına galata mahallesini ayırdı. cenevizliler bu imtiyazlarını daha sonraki imparator zamanında da arttırarak bizans'ı iktisadi hâkimiyetleri altında tuttular. mikhael'in oğlu andronikos ii (1282-1328) ve bunun torunu andronikos iii (1328-1341) zamanında bizans, anadolu'da osmanlı türkleri ve balkanlar'da sırplar olmak üzere iki yeni ve kuvvetli düşmanla karşılaştı.

    bir taraftan da dede ile torun arasında devamlı iç savaşlar sürüp gidiyordu. bunlar da bizans'ı ortadan kaldırmak istiyorlardı. fakat bu plânlar suya düştü, xiv. yy.da sırp kralı stepan dusan büyük bir islav devleti kurmak için çalıştıysa da, sonunda bu planın gerçekleştirilmesini xv. yy. ortasında, türkler başardı.

    osmanlı devleti kuruluşundan itibaren (1299) topraklarını bizans aleyhine genişletiyordu. anadolu'ya gönderilen bizans kuvvetleri onlara karşı daima yenildi. andronikos ii'nin oğlu ve saltanat ortağı mikhael ix (1293-1320) türkler üzerine bizzat yürüdü (1302), fakat yenildi ve bizanslılar kyzikos, biga ve bergama'ya çekilmek zorunda kaldılar. bunun üzerine andronikos ii, roger de flor'un kumanda ettiği on bin kişilik almogavar (katalan) ücretli kıtasını bizans hizmetine aldı.

    almogavarlar, germiyanoğullarının kuşattıkları alaşehir'i (philadelphia) kurtardı ve birkaç yeri aldı, fakat roger'in bizanslılar tarafından öldürülmesi üzerine memleketi yağma ederek, yunanistan'a çekildi ve atina-thebai dukalığı yerinde bir almogavar devleti kurdu (1311-1379). osman gazi ve oğlu orhan gazi bu sırada birçok bizans şehrini zaptettiler. prusa (bursa) osmanlı devletinin başşehri oldu (1326). andronikos iii öldüğü zaman (1341) bizanslıların anadolu'daki toprakları artık tamamıyla osmanlıların eline geçmişti.

    xiii. yy. sonlarında bizanslıların elinde balkanlarda sadece trakya ve selanik ile birlikte güney makedonya vardı. buna karşılık mora'da mikhael viii, lakonia ve arkadia'yı frenklerden geri aldı, fakat pale (maltepe) savaşında orhan bey tarafından bozguna uğratıldı. mora'nın geri kalan bölgelerinde ve orta yunanistan'da latinler hüküm sürüyorlardı. ege adalarından yalnız kuzeyde ve kuzeydoğuda birkaç tanesi bizans elindeydi.

    osmanlı tehlikesiyle aynı zamanda balkanlarda sırp tehlikesi büyüdü, latin imparatorluğunun çöküşünden sonra sırp devleti balkanlar'da en önemli kuvvet oldu. ihtiyar ve genç andronikos arasında çıkan iç savaşta sırplar andronikos ii'nin bulgarlar da andronikos iii'ün tarafını tuttular.

    sırpların 1330'da velbuzd'ta (bugünkü köstendil) bulgarlar üzerinde kazandıkları zaferden sonra, sırbistan tahtına çıkan stepan dusan da (1331-1355) osmanlıların başarılarından faydalanarak, daha andronikos iii'ün ölümünden (1341) önce, kuzey makedonya'yı ve arnavutluk'un büyük bir kısmını topraklarına katmıştı.

    andronikos iii ölümünden az önce ioannes kantakuzenos'u küçük yastaki oğlu ioannes v'in (1341-1391) vasiliğine tayin etti. fakat ana imparatoriçe savoie'lı anna, ioannes'i uzaklaştırmaya çalıştı. bu yüzden palaiologoslar ve ioannes kanta-kuzenos'un taraftarları arasında çıkan iç savaş, devleti çok hırpaladı. kantakuzenos 1347'de istanbul'a girince ioannes v'in saltanat ortağı olarak ioannes vi kantakuzenos (1347-1354) adıyla tahta çıktı. bu sırada sırp kralı stepan dusan, hemen hemen bütün makedonya'yı alıp, istanbul'u ele geçirmek için büyük gayretler sarfetti.

    kantakuzenos, bunun üzerine türklerden yardım istedi. bir türk ordusu balkanlar'a geçti ve sırpları yendi (1353). fakat bu olaydan sonra bizans imparatorluğu üzerine bir çeşit türk himayesi kuruldu. kantakuzenos, kısa zaman sonra, genel hoşnutsuzluk karşısında tahttan ayrıldı ve keşiş olarak aynaroz'a çekildi.

    balkan fetihleri sırasında türkler gelibolu'ya yerleşip orayı basamak yaparak istanbul etrafında birçok kaleyi aldılar, merkezi bursa'dan edirne'ye getirdiler. böylece istanbul'un etrafı ağır ağır sarıldı. ioannes v italya ve fransa'ya giderek batı hükümdarlarından yardım istedi, hükümdarlığının sonlarına doğru türklere vergi ve gereğince asker vermeye razı oldu.

    yerine geçen oğlu manuel, anadolu seterlerinde maiyetinde bulunduğu yıldırım bayezid'ten izin almadan istanbul'a geldi. bu bahaneyle şehir ilk defa osmanlı türkleri tarafından kuşatıldı (1391). yedi ay devam eden bu kuşatma sonunda manuel eskisinden daha fazla vergi vermeyi ve istanbul'da bir türk mahallesi kurulmasını kabul etti.

    manuel (1391-1425), babasının yaptığı gibi, yine batıdan yardım istedi, macar kralı zsigmond'un idaresinde yardımına koşan büyük haçlı ordusu, niğbolu'da yıldırım bayezid tarafından yenildi (1396). bayezid haçlı seferinin manuel'in kışkırtmasıyla yapıldığını anlayınca istanbul'u ikinci defa kuşattı (1399), fakat timur'un anadolu'ya hücumu şehrin alınmasına engel oldu. ankara savaşından sonra osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat kavgalarından faydalanan manuel, birtakım önemli yerleri geri almayı ve mora'nın da bizans hâkimiyetini sağlamayı başardıysa da murad ii ile bozuşması türklerin istanbul'a yaptıkları yeni ve büyük bir hücuma sebep oldu (1422).

    şehrin surları bu sefer dayandı. manuel'in ölümünden sonra, oğlu ioannes viii (1425-1448) murad ii ile barış yaptığı zaman, bizans imparatorluğu yalnız istanbul ve yakınlarında karadeniz kıyısında ankhialos (ahyolu) ve mesembria (misevri) şehirlerinden ve mora'da mistra despotluğundan ibaretti. selanik kısa bir süre için venediklilerin eline geçti, fakat orası da türkler tarafından alındı (1430).

    ortodoks ve katolik kiliselerinin birleştirilmesini bildiren antlaşmayı imzalamak için imparator ioannes, floransa ruhani meclisine kendisi gitti (1439). bu sırada papa eugenius iv, hıristiyan devletlerini türklere karşı yeni bir haçlı seferine davet ediyordu. macar kralı ulazalo bir haçlı ordusu başında türkler üzerine yürüdü, böylece türklerin balkanlarda hızla yerleşmesine engel olmak istiyordu, fakat varna'da yenildi, savaşta öldü (1444). bundan sonra bizanslılar batının yardımından tamamen ümidi kestiler.

    ioannes viii'in ölümünden sonra kardeşi konstantinos xi (1448-1453) iktidarı ele aldı. artık bizans imparatorluğu diye sadece istanbul ile civarı ve mora'nın bir kısmı kalmıştı. mehmed ii osmanlı tahtına çıkar çıkmaz istanbul'un alınması için kesin kararını verdi, karadeniz'den bizans'a yardıma gelebilecek gemilere yolu kapatmak için rumelihisarını yaptırdı (1452).

    diğer taraftan konstantinos da karşı koymak için hazırlanıyor, papanın ve batının yapacağı yardıma güveniyordu. fakat bizans'a askeri yardım yerine, ortadoks ve katolik kiliselerinin birleşmesini kutlamak üzere rum menşeli bir katolik kardinali geldi. şehirde yaşayan venedikli ve cenevizliler de savunmaya katıldılar. özellikle 7 nisan 1453'te başlayan kuşatma 29 mayıs 1453'te şehrin düşmesiyle sona erdi ve son bizans imparatoru konstantinos surlarda savaşırken öldü.

    istanbul'un fethiyle bizans imparatorluğu ortadan kalktı. 1460'ta mistra despotluğu, 146l'de ise trabzon rum imparatorluğu da osmanlı devletine katıldı.