şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ahmet hasim'in denemelerinden oluşan, geneli batılılasma, batı kültürünün bizde eğreti durması, modern kadın, fransa hatıralarından olan kitabı.
  • ahmet haşim'in ikdam gazetesindeki köşesinin ve sonradan düzyazılarının toplandığı kitabının adı. süleyman nazif'in ölümü ve mezarının yapılmasıyla ilgili bir yazı var. müthiş. şöyle demiş; "...sadaka ile dikeceğimiz iki taş, o tunç lisanın, kendi sahibine yaptığı çınlayan bir mezardan daha güzel ve daha sağlam mı olacak?"
  • "...
    manasız çocukluk, tatsız gençlik, sinn-i kemâle hazırlanmaktan başka nedir? zekâ -nar, ayva ve portakal gibi geç renk ve rayiha bulan bir sonbahar mahsülüdür. en az kırk sene güneşte pişmeden bu asil meyve ballanmıyor..."

    bahar bölümünden.
  • hayalleri süsleyen kadın imajının ne surette değiştiğini melek kavramı üzerinden anlatmış.
    "kelimenin hayatı
    hiçbir şey lisan kadar bir ağaca müşabih (benzer) değildir. lisanlar-tıpkı ağaçlar gibi- mevsim mevsim rengini kaybeden ölü yapraklarını dökerler ve tazelerini açarlar. lisanın yaprakları kelimelerdir. edebi bir metni okurken, daha dün o kadar zinde bir manası olan “melek” kelimesinin, bugün tamamen hayatiyeti tükenmiş, renksiz ve şekilsiz bir laf haline geldiğini hissettim. bu kelime, şimdi türkçede soğuk bir raşeden başka bir şey değildir.
    melek nedir?
    edebiyattaki manasına göre, melek; bir kadındır ki, gözleri mavi, saçları sarı ve beyaz entarisinin etekleri uzundur. hıristiyan sanatında melek lepiska saçları topuklarına kadar uzanan, büyük güvercin kanatlı, mahcup bir genç kız suretinde temsil edilir ve daima elinde sur nev’inden uzun bir musiki aleti olduğu halde, gökte beyaz bulut yığınlarının kenarından tebessüm ettirilir. bu verem çehreli maverai güzelin enmuzeci kadın kıyafetinin son inkılabına kadar devam edebilmiştir. fakat kadın saçları, berber makasıyla kesilip, eteklerin yarısı da terki nefs ile uçarak dizleri çıplak bıraktığı günden sonra melek birden, mazinin silik şekilleri arasına düşmüştür. şeytani bir alevin temasıyla taraf taraf ateş kırmızılığına boyanan muasır kadın çehresi yanında, uzun sarı saçlı ve mavi gözlü “melek” şimdi aptal bir halayık çehresinden daha fazla cazip değil."
  • ahmet haşim'in üslubuna hayran kalmamı sağlayan eser. hiç laf kalabalığı yapmadan, harika benzetmeler ve tespitlerle verilmek istenen düşünceyi anında okuyucuya aktarmayı başarmış.
  • her zaman yanımda olan birkaç kitaptan biri. özellikle bir sayfasında günümüz türkçesi, hemen yan sayfasında da orijinal dili olan basım oldukça başarılı. kitabın sonunda da ahmet haşim'in gezi yazılarını barındıran bir kısım var. muazzam.

    kitap okuma işiyle küçücük de olsa bağı olan herkes alıp okumalı. ama bir yandan da doğru açıdan bakmalı. bu kitaptaki yazılar fıkra türünde. fıkra türünün de bazı incelikleri var. bu standardı ahmet haşim'e yükleyerek bu yönde bir hayranlık duymak bence ahmet haşim'in sanatını basitleştirmek olur. bu vesileyle, bu yazı türüyle ahmet haşim ile birlikte tanışan arkadaşlara peyami safa ve ibrahim şinasi'yi de öneriyorum. yazarlara ait üsluba göre işin ne şekilde değiştiği bu üç yazar arasında açıkça görülebilir.

    zaten romanlarıyla ya da şiirleriyle tanınan bu gibi zatların dönem gazete ve dergilerinde yazdıkları bu tür yazılarını okumak konuya bambaşka bir boyut katabiliyor. tür aynı olmasa da dostoyevski'nin grajdanin dergisindeki yazılarında da, okumuş olanlar, bu hissi çok çarpıcı şekilde yaşamıştır sanıyorum.

    kısaca, öyle bir kitaptır ki, hayat boyu çantanızda ya da baş ucunuzda tutsanız sıkılmazsınız. bilemiyorum ya da ben fazla takıntılıyım. neyse.
  • "hâşim'in kitabını almama orhan burian'ın 'deneme üzerine' isimli denemesi vesile oldu. burian, hâşim'in iyi bir denemeci olduğunu, batılı yoldaşlarıyla yarışabileceğini fakat bizim edebiyatta 'nesir' gibi müphem bir adla geçen deneme türünün yeteri kadar ün toplayamadığını söyler."

    diye başlayan bir "bize göre" okuması:

    http://www.penguenlerdeucabilir.com/…bize-gore.html
  • en sevdiğim denemesi tahtakurusunu anlattığı "müthiş bir böcek" olan ahmet haşim kitabı. şairliği ile beni her zaman mest etmiş olan haşim denemeleriyle hem güldürdü hem de biraz kızdırdı. kadınlar için yaptığı acımasız eleştirilerin kızgınlığımda payı var. diyor ki: kadınların yüzlerine sürdüğü boyalar olmasaydı göz nasıl boyanırdı. bu zekice eleştirinin karşısında boynumuz kıldan ince olmakla birlikte kadını "salak bir mahluk" olmakla itham ettiği cümleleri de yok değil.
    mevsimlerden hayvanlara, edebiyattan evliliğe, batıdan bizdeki sosyal hayata kadar birçok konuda ufkunuzu açacak bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ederim. yky'de bir seyahatin notları ile birleştirilmiş baskısını bulabilirsiniz. hem de orijinal diliyle.
  • ahmet haşim'in ikdam gazetesindeki yazılarının, denemelerinin derlemesi. başucu kitabı yapılabilir, yazılarından alıntılarımı zamanla ekleyeceğim:

    "aşk yabani bir hayvandır. yasalar dışında, isyan ve ayaklanma dağlarında yaşar. ancak, gece karanlıklar basınca gizli yollardan şehre girer ve bahçelerin tarhını, ağaçlı caddelerin kanapelerini altüst eder. ibadethanelerde her gün kınanan aşktır. hükümetler, polis ve jandarmayı ona karşı silahlandırır."

    "aç ölenlerin çürümüş kemiklerine mermerden bir köşk yapmaya kalkışmaktan ne çıkar! sadaka ile dikeceğimiz iki taş, o tunç dilin, kendi sahibine yaptığı ses veren mezardan daha güzel ve daha sağlam mı olacak?"