şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #79928121)

    uzun uzun güldüğüm sözde tespit. laiklik nerede ve kimi bir arada tutmuş ki? senin laiklik diye anlatmaya çalıştığın şey insanların hoşgörülü olmasıdır.

    laikliği yeniden tanımlamaya gerek yok. hepiniz biliyorsunuz ki tanımda kabaca din ve devlet işlerinin bir birinden ayrı tutulmasıdır. pratikte böyle olmadığı malumumuz. batılı devletlerin çoğu bize göre çok az laik. bu noktadan hareketle onları da bir arada tutan şeyin laiklik olmadığını söyleyebiliriz. ekonomik olarak ferah olmaları en büyük etken olabilir onların bir olmalarından. bu konudaki sosyolojik çalışmaların da ortak kanılara bu şekildedir. tabi başka etkenler de vardır ama ana faktör refah ekonomidir.

    ister dindar olun ister seküler; ister muhafazakar bir sağcı ister gerçek bir solcu veya tatlı su solcusu; isterse apolikit olun veya anarşist hiç fark etmez yalnızca şunu inkar etmeniz maalesef gerçeği değiştirmiyor: bu ülkede bin yıldan fazladır insanları bir arada tutan şeylerin başlıcaları ortak din ve ortak kültürel geçmiştir. laiklik, demokrasi gibi şeyler değildir. bu gerçeklikle hareket edenler siyaseti ele geçirdiler ve artık hep elde tutacaklar. sekülerizm, batıcılık gibi olguların pratikte halk üzerinde etkisi çok azdır. fazla olsaydı bu ekonomik göstergelerle kitlesel isyanlar çoktan baş göstermişti.
  • türkiye cumhuriyeti son yüzyıl içerisinde bir iran, bir mısır, bir suriye, bir ırak olmadıysa bunun sebebi mustafa kemal atatürk'ün getirdiği laiklik'tir.
    ortak din ve ortak kültürel geçmiş elbette ki bir memleketi birlik içerisinde tutan etmenlerdir. lakin 1800'lerden sonra tüm dünyayı derinden etkileyen akımlar (bkz: nationalism) bu etmenleri günden güne geçersiz kılmıştır.
    şayet geçersiz kılmasalardı, ortak bir inanç geleneğine sahip halkların oluşturduğu osmanlı imparatorluğu'nun parçalanışını nasıl açıklarız? hiçbir zaman unutulmamalıdır ki osmanlı imparatorluğu'nun savaşı kaybettiği cephe filistin cephesi'ydi. bu yenilginin sebepleriyse başlı başına bir ironidir.
    edit: öyle ya da böyle 1500'lerde toplumsal birlik için ortak gelenek ve kültürler yeterli olabiliyorken, 21. yüzyıl'da bu birlik yalnız ve yalnız laik temellerle sağlanabilir. (bkz: the development of secularism in turkey) halen bunu inkar edenler varsa şayet yugoslavya'nın, ortadoğu'nun ve kafkasya'nın neden parçalandığını araştırsınlar. unutulmamalıdır ki bu bölgelerde yaşayan her halk etle tırnak gibidirler. ve de bu yakınlık ne 20 yıl önce sırp'ların boşnak katliamlarını engellemiştir, ne de 100 yıl önce arap aşiretlerinin osmanlı'ya ihanetini. zira etnik milliyetçilik var olduğu sürece, onu kaşıyan birileri de hep var olacaktır. tıpkı islam'ı, hristiyanlık'ı, yahudilik'i siyasallaştıran birilerinin var olmaya devam edeceği gibi...
  • fransız ihtilali ile iyice ayyuka çıkan ve bir veba gibi doğu coğrafyasını da etkisi altına alan ulusçuluk ile laikliği karıştıranları gösterdi bu bana. ya da orada anlatılmak istenenleri anlayamadım, bu yüzden özür dilerim.

    fransız ihtilaline ayrı bir paragraf açmak istiyorum. sonuçlarına bir bakın hele neleri getirmiş veya yaygınyaştırmış:

    insan hakları, demokrasi, ulus devlet anlayışı ve milliyetçilik, laiklik, ekonomik ve siyasal liberalizm gibi şeyler.

    ya hu bu habis kelimelere ve kavramlara bir baksanıza bir biriyle tezat ne kadar da çok şey var. en sabitinden milliyetçilik ve demokrasi. aynı düşünen insanların kendilerini idare edecek yöneticileri seçmesi. aynı b.kun larcivertleri yani. demokrasi aynı düşüncelerde olan insanlar için mi geçerlidir veya elzemdir yoksa farklı düşüncelerdeki kişileri bir arada tutmaya yarayan bir amaç mıdır?

    ufak bir onarım daha var bu konuda. seçilmiş krallar mevsuzunu azıcık irdeleyin derim.
  • kim neyiyle gülerse gülsün, fark etmez, doğru bir tespittir.

    türkiye cumhuriyeti ulusu, farklı ırklardan, inançlardan, kültürel kökenden, politik görüşten, cinsel yönelimden vs. halkların birlikteliğinden oluşur. bu halkları bir arada tutan, o halkların her bir bireyini birinci sınıf vatandaş olarak tanımlayan ise laikliktir.

    ha, ben halkı inanç ve mezhep temelinde bölüyorum, diyorsanız, bu ülkeyi ne kadar sevdiğinizi sorgulamanın zamanı gelmiştir.
  • şimdilik bozulmaması gereken ezberlerden biridir. ya da bazı ezberler zararsız ama faydalı lduğu için onları bozmaya da gerek yoktur denebilir.

    "bu ülkede bin yıldan fazladır insanları bir arada tutan şeylerin başlıcaları ortak din ve ortak kültürel geçmiştir. laiklik, demokrasi gibi şeyler değildir. "

    demiş yazar. bu da aynı şekilde.

    bizi bir arada tutan şey nedir? ya da bizi bir arada tutan bir şey mi vardır? diye sorup cevabını bekleyebilirsiniz.

    egemenlik---> kanunlar ve yasalar yani hukuk-----> toplum.

    en önemli üç ayağın bunlar olduğu düşünülebilir. egemenlik zayıf olursa birileri dürteceği işgal edeceği köleleştireceği için baştan zaten bir arada duracak kimseler oluşmaz. yasalar ve kanunlar düzenlenemez ise gene hekes birbirini yer. bu ikisi sağlam bir biçimde oluşunca otmatikman toplum ve kültür de onun etrafında diğer tüm unsurları ile beraber (din dil, gelenekler vs) gelişip büyüyecektir. hukukun yani karşılıklı antlaşmaların düzenlemelerin yetmediği ihlallerin suistimallerin engellenemediği yere dini korku ve yaptırımlar girer o arada onlar da geliştirilir falan.
    ayrıca bu durum tarih boyunca küçükten büyüğe doğru ilerler ortak değerlere bir neden de budur. yani önce küçük toplulukların kendi küçük egemenlik alanları ve sözlü hukuku yasaları, töreleri ardından kentler devletler ve yazılı hukuk yazılı yasal düzenlemeler hiyerarşi vs oluşur.
    laiklik demokrasi monarşi din dil gibi konular bunun çevresinde dönemsel olarak şekillenir bunların biri veya ikisi toplumu güvenli kılmaya yetmez.
    yani bir toplum laik olduğu için barışçıl ve huzurlu veya aynı dil aynı inanca ahip olduğu için iç barışını elde etmiş değildir, öncelikle bir egemenlik alanı şarttır. öyle veya böyle rejim kurgu organizasyon ekonomik altyapı çağa göre değişebilir itirazlar tartışmalar hatta yer yer bazı çatışmalar da olabilir ancak egemenliğinizi o topluluk olarak yitirirseniz sizi ne din ne kanunlar ne hukuk ne ortak değerler bir arada tutabilir mevcut toplumsal şartlarda bu da acı bir gerçek. (yani benim için acı senin için olmayabilir)
    e zaten en katı toplumsal önyargılar ve yaygın milliyetçilik hatta ortak inançlar neden var? bunu oluşturmak için var ilahi nedenden değil hayvanız halen sonuçta örgütlenme şeklimiz çok da karmaşık ya da adil değil küçükten büyüğe bireyden en geniş ölçekli topluma dek çıkarlar çatışması veya ortak çıkarlar bağlamında kuruluyor haliyle. kurtulamıyoruz da çünkü oradan geldik buralara.
    işin ironiği bunlara en yakın biçimde en yoğun biçimde bağlı olan yani inanan ve sahip olanlar da tersine en az ben hayvanım hayvan hiç değilim çünkü tanrı beni akıllı yarattı ben çok farklıyım ondan düşmanlarım var çünkü en onlardan da çok farklıyım, çünkü ben doğru olana tabiyim doğru dine eşsiz bir kültüre sahibim o yüzden kavgaya tutuşuyorum öbütüyle o kötü çünkü zannediyor. eh bu da faydalı ve evrimsel bir mem yani nesilden nesile aynen aktarılan ve tüm insanlarda bulunan ortak davranış kalıbı. aynı şeye körü körüne inan ki kavga çıkmasın devamlı sürü şeklinde takıl bazen de güvenliğin ve iç huzurun, topluluğun huzuru grubun ve nihayetinde türün devamılığı için .

    evet şimdi tekrar bir düşün bakalım bizi bir arada tutan şeyler ve dereceleri nelermiş.