şükela:  tümü | bugün
  • (abi come on yaw, where are you going to lan) gibi cumlelerle turkce ingilizce karisimi ucube bi lisan ortaya cikaran oguz aral tarzi karikaturlerle desteklenen, ingilizce ogretme -ogretememe- amacli 83-84 yillarinda sadece bi kac sayi cikabilmis dergi
  • bizim evde sadece bir sayısı bulunurdu, o da muhtemelen ilk sayısıydı herhalde. o dergiyi o kadar çok karıştırmışlığım vardı ki, daha türkçe okumayı yeni sökmüşken oradan da bayağı bir ingilizce öğrenmiştim kendi kendime* bu sayısının kapağını hala çok net hatırlıyorum, -artık ne kadar önünde aval aval bakmışsam- omzuna kocaman bir bizim english çantası asmış genç bir türk(modern giyimli) ingiltere'dedir, bir dönerci dükkanın önünde döner kesmekte olan bıyıklı bir amcaya(tam karikatürize türk tipli):
    -"abi çok özledim memleketi be, kes bana ordan bir yarım" diyor, bıyıklı amca ise
    -"i beg your pardon sir"(affınızı dilerim efendim/pardon?) diye anlamamış şekilde karşılık veriyordu. bu karikatür kafama artık nasıl yerleşmişse, ne zaman ecnebistan diyarlarından biriyle konuşsam anlamadığım bir şey olduğunda "i beg your pardon sir" gibi kibarın allahı bir laf eder, karşımdakini şaşırtırım.
  • (bkz: pidgin)
  • minicikken dayım sayesinde hemen hemen bütün sayılarını ele geçirdiğim, türkçe kısımlarını büyük hevesle okuduğum ancak giderek dozu arttırmalarıyla birlikte türkçe kısımların azalması yüzünden ingilizce bölümlerine de bakmak zorunda kaldığım eğlenceli(k) dergi. ingilizce-türkçe karışık ve gramerden yoksun bir dili desteklediğini düşünüyorum. "hay allah, what are you doing be abi" tarzı kullanımlar karikatülerinde ve çizgi romanlarında sık sık geçmekte.
  • ben 9-10 yaslarindayken annemin ilk sayisini alip bu hazirki ingilizceyi de bozar diye bir daha eve sokmadigi dergi.

    one day in sultanahmet fotoromani ve bir cecen halk kahramaninin hikayesini anlatan cizgi roman aklimda kalan kisimlardir bu dergiden. hatta cecen lafini ilk o dergide duymustum.
  • sanirim 1982 subat'ta yayinlanmaya baslamis bu dergi bende travmatik etkiler yaratmisti. uzayda dolmus kullanan mahmut mu osman mi ne oyle biri vardi. bu bir ilac gezegenine gitmisti acayip acayip tripler yasamisti. bes yasimda uyusturucu almis kadar olmustum. sonunda da galiba gercekten ateslenip hastalandigi kabus gordugu ortaya cikiyordu.

    bir de yazili hikaye vardi. bir ev kadini evinde olan bitenden dolayi oyle bunalima giriyordu ki yanda duydugu neseli aile seslerine yaklasmak icin caykasigiyla duvari kazimaya basliyordu. tam kucuk bir delik acmayi basardiginda hikaye "devami gelecek sayida" diye bitmisti, o gelecek sayiyi hic gormedim.

    tam olarak hatirlayamadigim baska korkunc hikayeler vardi oguz aral'in cizdigi. kesinlikle komik bir tarafini hatirlamiyorum korku hikayeleriyle doluydu.
  • suat gönülay, köksal çiftçi, erdoğan karayel,emre ulaş gibi çizerlerle ilk kez tanıştığım, içerisinde çizgi roman tarihi adlı bir bölüm de bulunan, beni çizgiye, karikatüre ve çizgi romana delice tutkuyla bağlayan bir dergidir.

    ingilizce öğrenebildim mi ? hayır.

    edit:türkçeyi de öğrenememişim.
  • yayını çok kısa sürmüş olmasına rağmen çöplükten farksız hafızamda yer etmiş dergidir. çocuktum ama cümleleri bile hatırlıyorum.

    "i will" said tens of cats, hundreds of cats, thousands of cats, ten thousands of cats.

    derginin o sayısında sayıları öğretmeye çalışıyorlardı galiba.