şükela:  tümü | bugün
  • uzunca bir süredir bizim mahalle marketini işletir ahmet abi.
    eski bakkal hasan dayı'nın çırağıydı. mahallede iki-üç bakkal daha vardı ama hepsi yaşlanmış, ahali de sıkılmıştı.
    sonra, yabancı bir markanın marketi açıldı mahalleye. başına da ahmet abi'yi getirdiler. hasan dayı'nın "benim 30 senede öğrettiğimi elin oğlu geldi üç günde sildi" dediğini hatırlıyorum.
    ahmet abi uzun boylu, hoş sohbet bir abimiz. mahalleliyi etrafına toplar güzel hikayeler anlatır. dinletir kendini.
    velhasıl, ahali çok sevdi ahmet abi'yi. diğer bakkallar da eski tas eski hamam kafasında olunca mahallenin neredeyse yarısı ahmet abi'den alışveriş yapmaya başladı.
    gel zaman git zaman, ahmet abi gördüğü ilgiden şımarmaya başladı. zam üstüne zam yapar, yerlisi olan ürünleri bile ithal getirir, misliyle kar koyup satar oldu.
    mahallelinin bir kısmı bu durumdan rahatsızlık duymadan alışverişe devam ettiler. diğerleri, enayi misiniz, batıracak bu adam sizi dese de, bunlar aldırış etmez ama ay sonunu da zor getirirdi. zaten birçoğu da borç batağında sürünür hala.
    benim çocukluk arkadaşlarım bile ikiye bölündü bu uzun ahmet yüzünden.
    sarı hamdi mesela. varsa yoksa ahmet abi. neymiş, diğerlerinde karizma yokmuş.
    iyi çocuktur aslında hamdi. beraber büyüdük. nasip oldu, biz okuduk. hamdi okuyamadı. imkanları olmadı. biz okuduk diye kızar bize. siz koptunuz bizden der. aynı mahallenin çocuğuyuz, niye kopalım deriz, anlamaz.
    bizim entel suphi takılıyor buna: "aptalsın sen, ne diye gidip kazıklanıyorsun?" diye.
    suphi, küçüklüğünden beri ukalaydı zaten. aynı okulda okuduk. ben daha iyi dereceyle bitirdim ama onun havası benden çoktu. ama o da iyidir, bu mahallenin çocuğudur. yalanı dolanı yoktur. ukaladır işte, hepsi o.
    suphi, hamdi'ye aptal mısın dedikçe, hamdi daha da kızıyor, gidip uzun ahmet'ten alıyor. inadına da üç alacaksa beş alıyor. zararı kendine aslında.
    ne diye dalaşıyorsunuz diyorum bunlara. "bir bakkal için kavga etmeye değer mi? uzun ahmet gider, ince kadir gelir." derim. hak verirler, gene didişirler.
    ben mi? ben mehmet. öğretmen'in oğlu mehmet. hamdi ile suphi'nin can dostu, mahallenin mühendisi, bakkallardan çok hamdi ile suphi'yi seven mehmet.
    saygılar.