*

şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: nein davut)
  • (bkz: dumkof)
  • yamulmuyor isem sedat tiplemesi de devamlı "tak" lafını kullanırdı. "tak abicim tak" şeklinde.
  • yıllar boyunca ekrandan fışkıran eziyet olması yetmezmiş gibi bir de unutulmaması için farklı kanallarda farklı zamanlarda yayımlanmış olan tarihin en bayık, en anlamsız dizisi olan bizimkiler dizisinin klişeleri. televizyon ekranı boyundayken de vardılar, eşek kadar oldum hala varlar.
  • geçen gün istiklal caddesinde gayet normal bir şekilde, ellerim cebimde, islik çalaraktan, adeta bir teoman şarkisindan çikmişçasina yürüyordum, birdenbire yanindan geçtiğim adam bana "maşuuuk, purrr" yapti! "ne oluyorsun be kardeşim?" diyemeden, önümdeki süslü püslü kadin da döndü, omzuna astiği bambu sapli çantasindan bir torba çekirdek çikartti ve "maaaşuuukkk konuş bakayim amcanla" diyerek üzerime atmaya başladi. bir anda etrafimdaki herkes bana dönmüş ve "maaşuukk purrrr" diyerek üzerime gelmeye başlamıştı! çekirdekler yağıyor insanlar uzanabilmek için birbirlerini eziyorlardi, görebildiğim kadariyla kalabalik ta galatasaray lisesi'ne kadar gidiyordu... aniden bu kaos basladigi gibi durdu, insanlar "maaşuuukkk" demeyi biraktilar, artik sadece etrafimda durup, bana bakip ağizlarini oynatiyor, "purrr" yapiyorlardi... ben tam kalabalığı yarıp kaçmaya çalışmaya (kalabalığı yarıp kaçmaya çalışırken telef olmaya) yönelecekken, ufukta bir gölge belirdi. iri yari, sakallı, saçları hafif dökülmüş tonguç abi tramvay yolu üzerindeki insanları havaya atarak geliyordu. bana olan yolu yarılamışken de kuş düdüğüyle godfather melodisi çalan adamin beynini dağitmak için bir an durakladi, ondan sonra bakişlarini benden ayirmadan gelmeye devam etti... benim için belki bir umut? evet, belki o adam beni ezebilirdi, belki ekmek arasina koyup yiyebilirdi, fakat ne olursa olsun bana "maaaşuuukkkk purrrr" demeyeceğinden emindim... o adamin hiçbirşeye "puırrr" demeyeceğinden de emindim. tonguç abi ilerledikçe insanlar benden uzaklaşmaya başladılar, öyle ki o artik gelip karşıma dikildiğinde diğerleriyle aramizda bir metre kadar boşluk olusmustu... kisacik bir sessizlik, gerilim ani, ben tonguç abi'nin gözlerine bakiyordum, insanlar bana bakiyorlar ve ağiz hareketleriyle "maaaşuuuukkk purrrr" yapiyorlardi. tonguç abi bana bakti, ben zaten gözlerimi ondan ayiramiyordum, göğsündeki killarin 1152 tane olduğunu hem saymiş hem de sağlamasini yapmiştim, hatta ortadaki 653'ü picasso'nun guernica'sina, kuzeydeki 215'i de güneydoğu anadolu bölgesine benziyorlardi. gerilim anı bir saniye kadar devam etti, ortam o kadar elektriklenmişti ki dürümcülerin dönercilerin elektrikleri gitmişti, üzerimizde bulutlar belirmişti. bir anda önüme yıldırım düştü, gözlerim kamaştı, elektrik herkesin tüylerini diken diken etti. tekrar etrafa bakabildiğimde tonguç abi gitmişti, dumanlar arasindan halil pazarlama'nin triportörü duruyordu, direksiyonda da iki boyutlu bir şekilin uyeleri olarak cast & crew duruyordu. umur bugay bana bakti, "maaaşuuukkk purrrrr" dedi ve kalabalik tekrar üzerime gelmeye başladı... çiğliklar atarak uyandim, kahvaltida papağan şnitzel yedim.
  • hurdaa , bakiiiir. bu da eskici hüseyin in her bölümde ilk gözüktgü anda söyledigi repliklerdir.
  • "daha kaç kere dicem ortasından sıkmayın şu macunun diye!"

    eski bir repliktir, diş macunu tüpleme teknolojisinin gelişmesiyle beraber kaybolmuştur.
  • biraz basit yapılmış olmasına rağmen,hiç de iğrenç olmayan dizinin replikleri.!