şükela:  tümü | bugün
2318 entry daha
  • 4. sezon için "hayal kırıklığı" diyenlerin, hayal gücü olmadığını düşünüyorum.
    muhteşem dizi. hatta 1. bölüm en iyi bölümlerinden biri olabilir.
  • yeni sezonunu izlemeye başlayınca ne kadar özlediğimi fark ettim. normalde her akşam bir bölüm izleyip bir çırpıda tüketmemeye çalışırım, ancak us callister bölümünü izleyince doyamayıp arkangel'ı da izledim. şu ana kadar izlediğim dört bölümde öne çıkan tema simülasyon argümanı oldu desem yalan olmaz.

    bu zamana kadar hep gözümün önünde olan ancak yenilerde fark ettiğim bir yönü daha var bu yapımın. her bölümde teorik olarak tartışılan, gelecekte olması muhtemel görünen teknolojik ve bilimsel gelişmeler konu edinilse de, alternatif bir black mirror evreni kurgulanmıyor hiç. nadiren bazı kalıplar öne sürülüyor ama dizinin bütününe bakıldığında, şimdiki zaman dilimine uyarlanmış ileri teknoloji kurgusu görülüyor.

    sanırım buradaki amaç, bilim ve teknolojinin eski ve yeni arasındaki muhtemel uyum çatışmalarını ve etiksel gerilimi ön plana çıkarmak. çünkü insanlığın evrileceği bir sonraki aşama bu çatışmanın sonuçlarına göre tanımlanacak ve kırmızı çizgiler, ahlaki sınırlar belirlenecek.
  • 4. sezon 1. bolumu dunya film tarihinin en boktan islerinden biri olabilir. o kadar boktan ki bucur cadi bile yaninda matrix kalir. bu diziyi destekleyen netflixin de, takip eden fanlarin da....hele o hintlinin oyunculugu nedkr amk. sokakta saat satarken mi kesfettiniz? buna iyi diyenin favori. filmibucur cadi falan heralde.
  • bakış açısı nesiller sonra çok daha övülecek dizi.

    star trek geçmişten günümüze bakarken teknolojik olarak neleri günümüze uyarladıysa onlar oldu, ya da o yolda ilerliyoruz.

    bu dizinin de ileriye dönük ortaya koyduğu teknolojiler bir bir gerçekleşecek. dizi vizyonuyla birilerine elbette örnek oluyordur, hayal kurdurduruyor, yapma azmi yüklüyordur.

    o değil, s04e05 metalhead bölümüyle boston dynamics'e ana bacı sövdürmüştür.
  • 4. sezonu gayet beğendim. yöneltilen eleştiriler de 4. sezona has değil. mesela çok uzun olması vs. onlar her sezondaki temel problem. favorilerim: metalhead ve black museum(film gibiydi be). gayet iyi. aferin.
  • 4. sezon finaliyle müebbet hapis mefhumuna yeni bir bakış açısı getirmiş dizidir.

    özellikle bölümdeki son örnek üzerinden gidelim. idam mahkumları için bir "çıkış", -zaten "evrensel" insan haklarına aykırı olan idam yerine- daha "insani" görülen müebbet hapis cezasına ise gerçek bir otoriter çözüm yaratılmış.

    suçlu kişinin cezalandırılmasındaki amacın suçlunun "davranışlarını kurumsal yolla düzeltmek" olduğu yanlış olmamakla birlikte yetersiz bir argüman (çünkü devletten yola çıkıyor). ama burada yetersizliğin de gerisine gidilerek suçlunun çektiği acıyı "ölümden beter" hale getiren bir mekanizma kullanılmış*. gerçekten önümüzde her ne kadar modern görünse de barbarlığa yakın örnekler (yaşandığı ve) yaşanabileceği hatırlatılmış.

    teknoloji eliyle insanlar gerçekten de acımasızlaşıyorlar. internet ortamında yaşanan tacizler çok büyük oranda anonim olmanın getirdiği yüzsüzlükten ve hesap verme zorunluluğu olmamasından kaynaklanıyor. insanlar gerçekten de vicdani anlamından yola çıkarsak internet aracılığıyla ahlaksızlaşıyorlar (burada aile, din veya devlet ahlakından söz etmiyorum elbette).

    bununla birlikte black mirror daha önce başka yazarların da dile getirdiği gibi teknolojiyi eleştirdiği kadar, kötü olanın kalıcılığına dair çaresiz bir tablo sunuyor insanlara. devletin egemenliğinde olduğu iddia edilen "adil yargılama"nın ötesinde bir tablo bu. antik yunan'da perikles döneminde yargılama yetkisi halkın eline geçtiğinde adaletsizlik kısmen artmıştı. peki bu yazgı mıdır? napolyon'a atıf yaparsak yazgı antik yunan'da kalmıştır. onu aşmanın yolu polisten politikaya taşınmıştır. artık fanon'un işaret ettiği gibi "ezilenlerin intikamı" söz konusudur. ama black mirror bu noktaya aşağıda değineceğim "normatif" boyutu atlayarak ulaşmaktadır. böylelikle de ezilenlerin mücadelesine "zarar vermek" demeyelim de katkı koymamaktadır.

    çünkü black mirror'a göre ezilenler de aynı derecede adaletsizdir. 4. sezon final sahnesini "hated in the nation"dan ayıran şey adaletsizliğin ezilenler tarafından bu kez bilinçli şekilde uygulanmasıdır (daha önceki örnekte halk yaptığı rastgele "ölüm oylamaları" aracılığıyla adaletsizliğe yol açsa da bunun farkında değildi). oysa bu tür bir intikam meşru olsa da, şiddetin boyutuna bağlı olarak burjuva evrensel ahlakının sınırlarını aşmamalıdır. yani ezilenler tarafından uygulanan şiddet var olsa bile normatif olarak (minima moralia'ya atıf yaparsak) "düzen"in uyguladığı şiddetin ötesine geçmemelidir.

    bu yazıda konu edilen mefhum üzerinden devletin kendi etik anlayışını (ve ideolojisini) piyasaya kültürel yolla (müzeler) entegre etme arayışına ve bu entegrasyonda teknolojinin oynadığı role uzun uzun değinilebilirdi aslında. ama bölümün bende uyandırdığı ilk izlenim yukarıda yazdıklarım oldu. neden acaba demiyorum, çünkü kendi düşünsel serüvenimin başlangıcını şekillendiren ülkenin işkencecilikle anıldığını biliyorum. böyle bir noktada önceki paragrafta söylediklerimi de söylemem ezilenler açısından bir mecburiyet haline geliyor. dolayısıyla burada dixi et salvavi animam meam (söyledim ve ruhumu kurtardım) sözünden fazlasına ihtiyaç var. o da adalet isteminin her demokrat insanın ödevi olması ve nerede olursa olsun adaletsizliğin her türlüsünün ortaya konulmasıdır. yani kurtarılacak "ruh", öznede değildir.

    *suçlunun bilinci dijital ortama aktarılıyor ve yalnızca devleti değil aynı zamanda sıradan insanları da yargıya dahil ediyor. bölüm bu açıdan önceki sezonların birinde "hated in the nation" adıyla yayınlanan bölümdeki sorunsalla benzerlik taşıyor.
  • uss callister iyiydi, arkangel idare eder, crocodile ve hang the dj black mirror değil de başka bir dizi seyrediyorum gibi hissettirdi ama güzeldi.

    ve fakat metalhead ve black museum çok güzeldi.
  • 4. sezonun ilk 5 bolumu bir caciga benzemeyen ama final bolumu ef-sa-ne olan dizidir. acikcasi o final bolumunde boyle bir orgazmi ben bile tahmin etmiyordum.
    --- spoiler ---

    annenin senin kafanin icinde ne isi var yahu?
    --- spoiler ---
  • bence kotu bir dorduncu sezona sahip dizi. tabi toptan kotu degil canim. black mirror'un ilk iki sezonunda olusan beklentiye gore kotu.

    --- spoiler ---
    uss callister iyi falan deniyor. ben hic begenedim. dna'dan hafizali snapshot alma falan cok acik ozensizlik. ayrica kadinin 1 dakika icinde santajla level 10 ajana donusup adamin evine girmesi cok kotu akis.

    arkangel yaaaaani... bana hitap etmedi diyeyim. baydim izlerken.

    metalhead begenilmemis genel olarak ama ben begendim. iyi aksiyon. en heyecanla izledigim bolum oldu.

    black museum da fena olmayan bir bolumdu. guzel yapmislar.

    crocodile yine begenmedim. cok ozensiz.

    hang the dj de fena degil aslinda. kesinlikle ortalama ustu.

    3 tanesi icin ortalama ustu diyebiliyorum, bu iyi bir sey. yine de beklentim ne kadar yuksekse iste tatmin olmadim sezondan..

    --- spoiler ---
  • 4.sezonu malesef hiç beğenmedim, normal bir dizi olsa fena değil diyebilirdim ama bu gözler ne black mirror bölümleri gördü. o yüzden bu sezon bana göre sınıfta kalmış.

    sıralamam şöyle:

    --- spoiler ---

    1. hang the dj*. bu sezonu bir nebze olsun kurtarmış.

    2. black museum. çok gerçek dışı geldiği için ısınamadım. ama yine de diğer bölümlere göre fena değildi.

    3. arkangel. konu olarak güzel yerden yakalmışlar, ama içeriği ve kurgusu zayıftı. neler olacağını bölümün hemen başından tahmin ediyosunuz, ve hepsi de düşündüğünüz gibi çıkıyor.

    4. uss calister. konu olarak yine oldukça güzel aslında, baya para döküp uğraşmışlar da ama aksiyona bu kadar ağırlık vermeleri... artık sende holywoodlaştırdıklarımızdan mısın black mirror?

    5. crocodile. başlarda biraz geriyo ama konuyu işleyişi öeeh dedirtiyo.

    6. metalhead. black mirror standartıyla alakası yok malesef. hiç izlemeseniz de bir şey kaybetmessiniz. hatta izlemeyin, dizinin gözünüzdeki değeri düşmesin *

    --- spoiler ---
288 entry daha