şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
3936 entry daha
  • 5. sezon ilk bölümü ile yani striking viper bölümü ile hunharca eleştirilen dizi. bu eleştiriler de doğrudan netflix'e yönlendiriliyor.

    ilk önce biraz dikkatli izlediğinizde striking viper gay ilişkisini anlatmıyor. bunun iki tane nedeni var.

    nedenlerden önce bilinmesi gereken temel şey, sanal ortamda içinde bulunduğunuz karakter tamamen gerçek hissettiriyor. ayak tırnaklarından tutunda, saç tellerine, dudaklara, dişlere, cinsel organlarına ve işleyişine kadar.

    gelelim ilk nedene; karl, dany'e sanal ortamda kadın bedeninin nasıl hissettirdiğini sorduğunda, dany, karl'a eğer erkek vücuduna tek bir çalgı aleti olarak görüyorsak, erkeğin kadın bedeninde olması, orkestrayı yönetmek gibi diyor.

    burada, apaçık uyuşturucu konusuna değiniyor. böylece, striking vipers'ın asıl konusuna değinmiş oluyor. izleyenlerin kaçırdığı en büyük ipucu da bu açıklama oluyor.

    ikinci neden; karl, dany ile 6 ay aradan sonra görüştüğünde, hareketleri bir uyuşturucu bağımlısı ile eş değer şekilde ilerliyor. hatta ekliyor, sanal ortamda diğer kişilerle onlarca kez seks yaptım ama seninle beraber olduğumuzdan daha kötüydü diyor. burada belirttiği ise sanal ortamdaki his, kişiden kişiye farklı zevkler, hazlar ortaya çıkartıyor. ardından tenha bir yerde ama gerçek hayatta görüşüyorlar.

    dany, bu böyle olmayacak, eğer gay-sek bunu şimdi anlayacağız. öpüşelim, eğer bir şeyler hissedersek yapacak bir şey yok buna gerçek hayatta devam ederiz ama bir şeyler hissetmezsek burada bitirelim diyor. karl kabul ediyor. öpüşüyorlar. ikisi de bir şey hissetmedim diyor. o zaman sanal ortamda sevişmekten vazgeçelim diyor, dany.
    karl yine elinden uyuşturucusu alınmış bağımlı gibi dany'e sataşıyor ve kavga ediyorlar.

    yani bölümde anlatılan iki gay-in sevişmesi ya da iki gay dram değil. bir insanın sanal ortamda farklı bir cinsiyete tamamen bürünmesiyle ortaya çıkan hazzın uyuşturucu gibi etki yapmasını, teknolojinin insanı değiştirmesini konu alıyor.bu durumda karl teknolojinin yarattığı tekno - uyuşturucunun esiri olurken, dany ise eşi hariç, başka bir kadınla sevişmenin hazzını sanal ortamda yaşıyor. böylece dany'in ailesi de teknoloji ile dağılmış oluyor.

    striking vipers'da ki konu anlatımı ilk iki sezonda ki çarpıcı olmadığı düşünülüyor ama ilk iki sezonda ki hikaye anlatılışı daha göz önünde ve basit bir sunumdan oluştuğu içindi. durup düşünmeniz ya da acaba böyle mi demek istedi diye kafa yormanız, küçük ayrıntıları yakalamanız gerekmiyordu. vermesi gereken vurucu anlatımı, izleyen herkes yakalıyor, sindirmeye çalışıyordu. daha ince ayrıntılar olmasına karşın, ana konu basit ve açıkça izleyene veriliyordu.

    striking vipers'da ise, iki gay konusundan daha derin bir konuyu 3-5 dakikaya sığdıran senaristler yüzünden ana konusu izleyiciden uzaklaşıyor. dolayısıyla, iki zenci gay sevişiyor. bitti. işte konu bu muydu diye histerik bir yaklaşıma dönüşmüş durumda.

    biraz daha ayrıntılı izlemeniz gerek.
  • black mirror, 3 bölümlük 5. sezonu ile geri döndü. diğer sezonlara nazaran orta şeker bir sezon olsa da içerisindeki bir bölümü uzun uzun konuşabiliriz. o bölüm: smithereens. aslında black mirror teması ile hiç alakası olmayan bir bölüm olmasına karşın hikayesi ile günümüzü özetleyen, bildiğimizi -detaylı bir şekilde- bize izlettiren bir bölüm olmuş. o yüzden üzerine uzun uzun yazmak istiyorum.

    daha estetik bir okuma için link: tıktık

    --- spoiler ---

    şimdi… smithereens bölümünün konusunu anlattıktan sonra içeriğini irdelemeye başlayalım. bölüm, uber tarzında bir şirketin aracını kullanan chris ile başlıyor. chris, arabasında ruh ferahlatan spa cd’leri dinleyen biri. daha baştan agresif ve gergin bir kişiliğe sahip olduğunu anlayabiliyoruz. chris, her gün aynı noktadan yolcu alıyor. bunun nedenini ise kısa süre içerisinde öğreniyoruz. kendisi smithereens’de çalışan herhangi birini bekliyor. beklentisi de kısa bir süre sonra karşılanıyor. şirketten çıkan, sonradan adının jaden olduğunu öğrendiğimiz siyahi bir genci arabasına alan chris, gencin şirkette çalıştığını öğrendiği anda onu kaçırıyor. kaçırma biraz red hot chilli papers’ın by the way klibine benziyor. chris, jaden’ı kaçırıyor ama onun sadece bir stajyer olduğunu öğrenmesi ile çıldırıyor.

    panik havasında geçen kaçırma işlemi sokakta bekleyen polislerin ilgisini çeker ve polisler chris’in arabasının peşine takılır. bir süre kaçmayı başaran chris’in arabası bir çayırlığa saplanır ve orada kalır. artık kaçamayacağını anlayan chris olan oldu diyerek fırsattan istifade, amacını ittirerek de olsa uygulamaya başlıyor. chris’in tek bir derdi vardır: smithereens’in sahibi olan billy bauer ile iletişime geçmek. nedenini sonradan anlasak da uzun bir süre neden billy bauer’e ulaşmak istediğini öğrenemiyoruz.

    burada hikaye 2’ye ayrılıyor: polislerin hikayesi ve chris’in hikayesi. ben chris’in hikayesinden çok polislerin ve sonradan araya giren tüm herkesin hikayesine takıldım. o sebeple hikayeleri dışarısı ve içerisi olarak ayıracağım. dışarıda, içerideki adamın kim olduğunu öğrenmeye ve rehineyi kurtarmaya çalışan bir kalabalık varken; içeride, dışarıdakilere yakalanmadan hayatı pahasına “bir kişiye” ulaşmak isteyen bir adam var.

    dışarıdaki polisler içerideki adamın kim olduğunu bilmiyorlar. sonradan amacını öğrenseler de sebebine bilmiyorlar. bu sebeple de araştırmaya başlıyorlar. polislerin araştırma şekli eski usul. plaka sorgula, adrese git, komşulara sor, gbt kontrolü yap derken bir şekilde chris’in kim olduğunu öğreniyorlar. biraz sohbet, biraz internet ve biraz da kayıtlı sistemler ile chris’in neredeyse her şeyini buluyorlar. neredeyse diyorum bakın…

    içerideki chris ise dışarıyı dikkatli bir şekilde izleyerek jaden vasıtasıyla billy bauer’e ulaşmaya çalışıyor. yapılan bir araştırmaya göre hiç tanımadığınız birine bir mektup ulaştırmak isterseniz, ortalama 6 aracı ile o mektubu ulaştırabiliyorsunuz. elbet bir arkadaşınız, bir başkasını, o da başkasını, öbürü ise aradığınız kişiyi tanıyordur. ne kadar saçma görünse de kanıtlanmış bir gerçek bu. chris de bu sistemin kurumsal dilini kullanarak jaden vasıtası ile şirketten birine ulaşıyor. o kişi elbet billy bauer’i tanıyan birine ulaşacaktır ki, ulaşıyor da. burada şunu altını çizelim: 2019 dünyasında aradığınız ya da iletişime geçmek istediğiniz kişiyi bulmak oldukça kolay. doğru telefonlar ve iyi bir mesaj ile istediğiniz herkese ulaşabilirsiniz. ki chris’in mesajı çok net: jaden elinde.

    tabii bu ulaştığı kişi, penelope wu, şirketin ceo’su olduğundan duruma el atıyor. penelope ve yanındaki danışmanların hiçbiri, chris’in isteğini direkt olarak kabul etmiyor. billy bauer’e ulaşacağız diyerek chris’i beklemeye alıyorlar ve sıkı bir araştırmaya başlıyorlar. buradan anlıyoruz ki smithereen bir sosyal medya şirketi ve twitter’a benziyor. penelope ve ekibi; sadece chris’in paylaşımlarını ve beğendiklerini kontrol ederek kim olduğunu öğrenmeyi başarıyorlar. polislerin “eski usulüne” ek olarak sadece kimlik bilgilerini değil, kişilik bilgilerini de tespit ediyorlar. daha da ilginci, sadece chris’i değil, dışarıda onu bekleyen polisleri dahi buluyorlar. polisler ile iletişime geçen smithereen ekibini de fbı buluyor. neden? çünkü aradıkları kişi bir amerikalı. bunlar sadece birkaç dakika içerisinde gerçekleşiyor.

    benim bölümü beğenme sebebim de bu dışarıda yaşananlar. evet, takip edildiğimizi ya da analizimizin yapıldığını zaten biliyorduk. fakat bu bölüm sayesinde bir ön izlemesine şahit olduk. detaylara dikkat ederseniz: bizi bizden iyi biliyorlar, her şeyimizi birkaç tıklama ile öğrenebiliyorlar. bizimle hiç karşılaşmamış olasalar da her şeyimizi analiz ediyorlar. telefonlarımızı kesinlikle dinliyorlar. telefonumuz sayesinde nerede olduğumuzu tespit edebiliyorlar; sadece o da değil, çevredekileri de tespit edip iletişime geçebiliyorlar. isterlerse şimdi, attığınız bir tweet için size telefon açabilirler. chris arabanın içinde gergin bir şekilde beklerken bunların pek de farkında değil. evet, bir ıt elemanı olsa da bu kadar detaylı bir aramaya kurban gideceğini bilmiyor. dinlendiğinin de farkında değil. aynen şuan sizin farkında olmadığınız gibi.

    2019 dünyasında yaşıyoruz. teknoloji ve sosyal medya, hayatlarımızı cidden kolaylaştıran şeyler. dezavantajları yok mu? var. eskiden, amerika’daki akrabanızla ancak çevirmeli telefon ile ya da mektupla konuşabilirken şimdi oturduğumuz yerden sadece amerika’dan arkadaş çevresi bile yapabiliriz. haliyle iletişim ağı bu kadar genişleyince, sosyal hayatımız ve sokak gündeliklerimiz değişti. hollanda’daki herhangi bir insana tek tıklama ile ulaşabilirken komşum ile yakınlaşmamın beklenmesi de garip, benim yaptığım da garip. keza teknoloji ve sosyal medya hepimizi popüler yaptı. onlarca, yüzlerce, binlerce kişi takip ediyoruz ya da takip ediliyoruz. kitlelere ulaşabildiğimiz için de gündelik yaptıklarımızın değerli olduğunu düşünüyoruz. eskiden evimizde yemek yapardık ve o yemeği sadece yerdik. şimdi yaptığımız yemeği aynı anda binlerce insana gösterebiliyorsunuz. bu, birçoklarına göre bir kişilik problemi. bana sorarsanız bir sosyalleşme biçimi. lakin bu sosyalleşme biçiminin de dezavantajları var. onlardan birini de chris yaşamış.

    chris, sevdiği kadını, araba kullanırken gelen bir bildirime baktığı için kaybediyor. bildirime baktığı için araba kazası yapan chris, bu durumu hiçbir zaman kabullenemiyor ve aylarca smithereen önünde billy bauer’e ulaşabileceği bir kişiyi kaçırmayı bekliyoruz. ama… sanırım şunu anlamamız gerek. chris; billy bauer’i, smithereen’i bağımlılık yapacak şekilde tasarlamakla suçluyor. siz bu konuda ne düşünürsünüz bilmiyorum lakin bu işte teknolojinin avantajı ve dezavantajı konusuna giriyor. evet, billy’nin de anlattığı gibi, sosyal medya şirketleri bağımlılık yapacak şekilde tasarlanıyor. lakin bu sorumluluk onların değil, bizim. trafikteyken telefona bakması chris’in suçu, smithereen’in değil. konu zaten smithereen de değil. trafikteyken telefonla hiçbir şekilde ilgilenmemek gerekiyorken suçu billy bauer’e yüklemek, bir acizlik göstergesidir. bu sebeple chris’in bir şekilde haklı çıkmasını beklediğimiz bölümde aslında onun fazlasıyla haksız olduğunu öğreniyoruz. dezavantaj. chris, maalesef kendi gafletinin kurbanı olan biri.

    burada billy bauer’in anlattıkları ve yaptıkları da aşırı derecede değerli. billy, konuşana kadar bize ulaşılması zor ve oldukça sıkıntılı biri gibi lanse ediliyor. lakin tanışmamızla beraber dünyalar tatlısı bir insan olduğunu öğreniyoruz. fakat billy, tatlı görünüşünün arkasında bir şeytan taşıyor. twitter, facebook, ınstagram ya da google… hangisi olduğunun bir önemi yok. hepsinin arkasındaki insanlar, istedikleri zaman özel hayatımıza karışabilirler. billy’nin god mod dediği şey, bir gerçeklik. her an bizim yerimizi tespit edebilirler, telefonumuzu dinleyebilirler, kameramızdan bizi gözetleyebilirler. ve en ilginci ne biliyor musunuz? bunu yapmaları için izni biz veriyoruz. okumadan “kabul ettiğimiz” anlaşmalar ile özel hayatımızı onlara açıyoruz.

    sosyal medyaya kendimizi kaptırdığımız gerçeği, bu şirketlerin bizi bizden daha iyi tanıdığı gerçeği ve her an bize ulaşabilecekleri gerçeği bir yana bölümde ilgimi çeken bir diğer şey de danışmanlar. büyük şirketlerin kurucuları, parti liderleri, kuruluş başkanları ve daha fazlası. hepsinin danışmanları var. ve iş hayatında öğrendiğim bir şey varsa, başımıza gelen her şeyin sorumlusu bu danışmanlar. işlerin esas sahipleri ne kadar iyi niyetli insanlar olsa da hepsi kendilerini danışmanlarının rüzgarına kaptırıyor. billy de kendini danışmanlarının rüzgarına kaptırmış herhangi bir patron.

    smithereens; bölüm içerisinde “yeni” hiçbir şey sunmuyor. içeriğin tamamı, günümüz gerçekliği. ve hepimiz bunun farkındayız. ama kaçınız bu sürece şahit oldunuz ya da nasıl dinlendiğimize dair bilgiye sahip? belki de hiçbiriniz. sadece yaptıklarını biliyoruz. nasıl yaptıklarını bilmiyoruz. bizi, bizim onayımızla bizden iyi tanıyorlar. istedikleri zaman bize ulaşabiliyorlar. bizi takip edebiliyor, dinleyebiliyorlar. analiz ediyorlar ve bunu kendi çıkarlarına kullanıyorlar. ve bunun sebebi, kullandığımız “sosyal medya” platformunun sahibi değil, onun danışmanları. her zaman böyleydi, böyle olmaya da devam edecek.

    peki finalde ne oldu? chris öldü mü? neden bize göstermediler? çünkü gerek yoktu. chris’in ölüp ölmemesi kimsenin umrunda değil. chris, sadece bir bildirimden ibaretti. bizim 1 saat boyunca izlediğimiz chris, sokaktaki insanların göz gezdirip kapatacağı bir bildirimden öte değil. yarın unutulacak. herkes hayatına kaldığı yerden devam edecek. bu kadar.
    --- spoiler ---
  • 5. sezon 3. bölüm bildiğin fulya zenginer oynamış. inanılmaz bir benzerlik.
  • rezalet bir beşinci sezona sahip olan dizi. bu bölümlerin derdi ne? neyin mesajını veriyor neyin önermesini sunuyor allah aşkına? ne konuda kafa açıyor? hangi konuda düşündürüyor?

    özellikle beşinci sezonun üçüncü bölümünü izlerken black mirror değil de 90'lardan kalma bir çocuk filmi mi izliyorum acaba diye düşündüm. bölümün genel black mirror temasına uymamasını geçtim zaten kendi içerisinde bile tutarsız. tam bir rezalet.
  • sezon sayısını arttırarak için yeni sezon yapmışlar...
  • 5. sezonu ile bir efsanenin sonunun geldiğini gördük.

    2. bölümde andrew scott'un oyunculuğu bölümü izlenilebilir kılmış ama 3. bölüm bildiğin amerikan teenage aksiyon filmi gibiydi. 1. bölüm ise izlenilmemesi gerekenlerden bence.
  • spoiler*

    keşke 5. sezonu hiç izlemeseydim. game of thrones son sezonundan sonra ikinci fiyasko oldu. sanki tüm popüler dizileri batırmaya yemin etmişler. hated in the nation, san juniperolardan "bu şarkıyı iğrenç teyzem için yazdım" diyen miley cyrus'a kadar düştü. miley cyrus'ın bu dizide ne işi var? zaten ilk bölüm tamamen gay pornosuydu. porno izlemek istesem açar izlerim black mirror niye izleyeyim. bütün bölüm bunların sevişmelerini izledik. ne zaman bitecek diye bekledim. arada kalkıp çay falan demledim. şimdiye kadar sıkıldığım ilk black mirror bölümüydü. konuşmalar akmadı bütün bölüm boyunca ne olmuş kadınla nasıl evliliklerini devam ettirdiler son 5 dakikaya sıkıştırmışlar. ayrıca bize ne ki evliliğinizden. bilimkurgu dizisini pembe diziye çevirmişler. neyi eleştiriyosun neyin karanlık tarafına ışık tutuyosun ya da çarpıcı olan neyi açığa çıkardın hiçbir şey yok sanal oyunda birbirini aldatıyomuş eee tamam ?

    ikinci bölüm gene konuyla alakasız bi şekilde sevişme sahnesiyle başladı. dark gibi sadece konusu izlemeye yeter bi diziyi de yine böyle başlatmışlardı. bilimkurgu diye açtık ne oluyoruz demiştim. netflixdeki şu eşcinsel çift sevişme sahneleri fazlalığından bıktım artık. homofobik falan değilim kim ne yaparsa yapsın ama yeter be. daha önce çernobil başlığında bi yazar bunu netflix çekseydi 10 sezon olurdu madencilerden biri eşcinsel çift olurdu falan yazmıştı aklıma o geldi. cidden bokunu çıkarıyolar. onun dışında jim moriarty rolünden çok sevdiğim andrew scott'ı izlemek biraz keyifli oldu o kadar. bunda da konuşmalar sıkıcıydı. önceki sezonlarda da konu epey süre bi yere bağlanmıyodu dizinin sonunda ters köşe yapıyolardı ama bunda öyle bişey de yok. eee trafik kazası yaptıysan adamın ne suçu var? chris'in olayını öğrenince pfffffffffff dedim bunun için miymiş bunca tantana. telefona baktıysan senin suçun. her şey bir feedback için miydi yani ? arabulucunun tavırları falan çok gereksizdi bi yere bağlanmadı napıyo bu gerizekalı dedim içimden. bölümde en mantıksız bulduğum kısım da billy'nin asistan kadından cep telefonu numarasını istediğinde alamaması. ya bu kadın değil miydi bölümün başından beri onu arayamam, nerde olduğunu biliyorum ama gidemem, olaydan haberdar edemem onu rahatsız edemem...vs. adamı tanrı gibi görüyosunuz nerdeyse ama telefon isteyince reddediyosun?? çok alakasızdı.

    bu sezonla ilgili tek söyleyeceğim şey olmasa da olurmuş. hatta olmasa daha iyi olurmuş. en azından black mirror aklımızda çarpıcı bi yapım olarak kalırdı hala.
  • öncelikle (bkz: ertuğrul özkök ve gelin itiraf edelim konsepti)

    --- spoiler ---

    5. sezonu kısmen tırt mırt ama özellikle mortal kombat, tekken ve street fighter ergen erkeklerin (kızlar da var tabii) oyunun dijital kodlarına dönüşüp/girip chun li, sonya blade, kitana, christie monteiro ve nina williams gibi karakterlerle sevişme fantezisi vardır. anlaşılan senaristinin de varmış.

    --- spoiler ---
  • smithereens hariç çöp bir beşinci sezona sahip dizi. netflix'ten kurtulmadan kendisine gelemez zaten.
  • ilk sezon ilk bölümü izleyip hemen sonra son sezon son bölümü izlerseniz arada ne kadar kalite farkı olduğunu apaçık görebileceğiniz dizi.
89 entry daha