şükela:  tümü | bugün
  • fragmanı düşmüş olan jude law filmi.

    http://www.youtube.com/watch?v=urrve_j9f_g

    devam filmi white sea'nin ne zaman geleceğini rte yakında açıklayacakmış.

    (bkz: akdeniz white sea olarak adlandırılır)
  • kerem görsev meeting point albümünün tarafımdan en fazla dinlenilmiş, dostlara tavsiye edilmiş, hatta zorla dinlettirilmiş parçasıdır. bende doping etkisi yaptığı kesin, balkona çıkıp şarkı söyleyesim var denize karşı ve avaz avaz.
  • çok güzel bir sleepin pillow şarkısı.

    your name eve and i'm the snake
    you hold the truth i'm crawlin' fake
    the ghost of love upon my head
    you offer me the barcode egg

    the baptist serving cup of tea
    there is a star shines in the black sea
    i wrote a poem just for you
    the baptist said it's just for you

    love me forever love me now
    if love is maths and gates is poor
    i never fell in love with you.
  • sağlam kadroya rağmen ne yazık ki başarısız bir film.

    --- spoiler ---

    bir kere çoğu sahne oldu bittiye getirilmiş, hatta bu yüzden ısrarla filme bağlı kalmak isteyen seyirci aptal yerine konmuş. başta bu denizaltıyı finanse eden ve bunun için mafya tiyatrosu tezgahlayan şirketin, kahramanımız robinson'dan istediği tam olarak nedir bilinmiyor. adamlar bunu işten çıkardılar daha neyin peşindeler ki onu tutuklatmak istiyorlar? hani filmde bu şirket gizli işler çeviriyordu da robinson sırları biliyor diye yakalatmak mı istediler, ben mi kaçırdım. altınları bulabileceğini de düşünmüyorlarmış madem. fraser denen adamın rus denizciyi bıçaklaması ve sonrasında çıkan karışıklık, işte sırf karışıklık çıkarmak için başka parlak fikir bulunamamasından. kimsenin bulamadığı altınlarla dolu nazi denizaltısını da kazara buluyormuş gibi gösterip elleriyle koymuş gibi bulduran senarist arkadaş tam bir oldu bitticiymiş.

    robinson da dahil, filmde hiçkimse karakter olamamış sanki. psikopat görünümlü adamların bile içi doldurulamamış. sevimli bir finali var filmin. ancak o kadar dibe battıktan sonra kurtarma giysileriyle su yüzüne nasıl çıktı bu iki arkadaş diye de sormadan olmuyor. hem neden tüm mürettebata o giysilerden verilmemiş de sadece finalde canlı kalan üç kişiye üç elbise ayrılmış, onu yine senariste sormak lazım. gerçi o da ayaklanma çıkmasın diyeymiş. bu arada kendisi, henüz ilk uzun metrajını yazmış olan dennis kelly diye bir arkadaş. kendisi tesadüflere, şansa fazlaca inanan bir tip sanırım. sanki senaryo nicholas cage filmi için yazılmış da, bir son dakika torpiliyle jude law başrolüne dönüştürülmüş havası sezdim. yazık olmuş.

    --- spoiler ---
  • jude law'ın iyi bir oyunculuk performansı sergilediğini düşündüğüm film. senaryodaki boşluklar, mantık hataları hede hödelerine hiç değinmeyeceğim çünkü filmi izlerken bunlara takılma şansım pek olmadı. klostrofobik bir insan olarak film boyunca boğuluyormuş gibi oldum. ama acıdan zevk alan bünye olarak izlemeye de devam ettim. akabinde gece boyunca kabuslar gördüm. bu anlamda klostrofobikler açısından amacına ulaşmış bir film denilebilir.
  • kesinlikle içi boş olmayan film. tamam bir şaheser değil, ancak uğradığı karalamaları da hakketmiyor. orijinal tarafları ve eleştirilmesi gereken yönleri var. tabii bir das boot asla değil. ama burada kült film iddiasında bulunmamaktayım zaten.

    öncelikle orijinal tarafının, denizaltı filmlerinin genelde başka bir denizaltı veya bir gemiyle kapışmasını izlerken burada ilk defa kendi başına konu olan aktif tek denizaltı görmemiz. içerdiği konu hafif ütopik olmasına rağmen, aslında adolf hitler'in kişiliğine çok ters bir davranış değil. o nedenle başlangıç kurgusunun başarılı olduğunu kabul etmek gerekli.

    filmi izlerken, insanın klostrobik hislerinin kabarması denizaltı atmosferinin öyle ya da böyle başarılı şekilde seyirciye aktarıldığını gösteriyor. kişisel olarak hiç sevmediğim jude law ise, yapımdaki tek fiyakalı kariyere sahip olan oyuncu olmasının hakkını veriyor. hele yaptığı iskoç aksanı ayrı bir başarı.

    filmin bana göre en olumsuz tarafı gereksiz uzunluğu. toplam 125 dakika süren bu yapımın biraz sadeleştirilerek 100 dakika civarına indirilmesi, şüphesiz kalitesini artıracak bir unsurdu. ayrıca, birkaç yerinde mantığı zorlayan hareketlerden kaçınılması, belki gerçekçilik açısından insanı ikilemde bırakması açısından iyi olurdu.
  • kasvetli havası ve solgun renklerine rağmen merak duygusunu düşürmedikleri içn beğendiğim film. şahsen ben sıkılmadım. güzel bir macera filmi.
  • film. psikolojiden sosyolojiye birçok bilim dalını öğretirken kullanılabilevek malzeme içeriyor. ortaklık açısından ise önemli işlerin kumaşını taşımayan kişilerle işe başlanmaması gerektiğine örnek. küçük insanlar küçük işler yapmalı, akıllarının alamayacağı imkanlar verilmemeli.
  • guzel film, izlenir, izlenmezse hicbirsey kaybedilmez ama lan film yok bi film olsada izlesek diyenlerdenseniz izleyin.
    karakterleri daha iyi tanitip, daha guzel dialoglar yazabilseydi senaris, cok daha iyi bir film olurdu, otuz yil once cekilmis olsaydi, ve saglam ozgun bir yonetmen tarafindan cekilmis olsaydi, vay be diyecegimiz filmlerdendi, ama bu yonetmen bu senaristle olacagi bu, kotu mu degil, vasat veya vasatin biraz ustu, benim gibi zilyon tane film izlemis bir insansaniz yokluk cekiyorsaniz izleyin.
    bu arada jude law u da genc kizlarin, yani bizim zamanimizin genc kizlarinin sevgilisi olarak bilirdik ya, sadece oyle degilmis, aslinda saglam oyuncuymus.
  • das boot izlememiş bünyeye güzel gelebilecek film.