şükela:  tümü | bugün
  • orijnal ismi muugen no juunin olan bu çizgi roman, hiroaki samura'nın yaratısı ve bir samuray mangası. 1782 civarlarında geçen bir ronin hikayesi de diyebiliriz, ölümsüz manji'nin trajedisi de.
    1998'de japonya'da düzenlenen "medya ödülleri"nde manga dalında birincilik kazanan (jüride mamoru oshii de varmış) ve çokça konuşulur olan bu yapıt, oldukça kanlı ve vahşi sahneler içermesine rağmen, japonya eğitim bakanlığı tarafından da takdir edilmiş ve şu günlerde dark horse comics tarafından ingilizce'ye çevirilmeye başlandı bile. çizimleri ve hakkında yapılan olumlu eleştiriler bu serinin en büyük artıları.
  • http://animewallpapers.com/ adresinde gerçekten çok güzel wallpaperlarını bulabileceğiniz manga.
  • (bkz: blade spirits)
  • kesinlikle gerek konusu gerek çizimleriyle gelmiş geçmiş en iyi samuray mangası. tek kusuru lisanslanmış olmasıdır.
  • mangasindan biraz daha farkli olarak i$lenmi$ ayni isimli animedir. konusu ninja scroll ve basilisk ile benzerlik gostersede ayri bir donem ve ayri bir hedefi amaclami$tir.
    8 bolumu ingilizce olarak ksn tarafindan sublanmi$tir. op ve ed'leri cok begenilmesede mutlaka izlenmesi gereken bir anime diye du$unuyorum. ancak duzensiz yayin aki$i takibini zorla$tirmaktadir.
  • ilk bölümünü izledikten sonra " amaaan bu ne ya..." dediğim ve hiç beğenmediğim animeydi niyeyse. bu noktada açılış parçasının büyük etkisi var diye düşünüyorum (akai usagi - makura no soshi) ancak iyi ki inat edip izlemeye devam etmişim diyorum şu anda. o parçaya bile insan bir süre sonra alışıyor hatta hoşlanmaya başlıyor. bunun dışında bölümlerde kullanılan müzikler çok güzel.

    serinin en güzel özelliği her karakterin arka planının gayet dolu olması ve karakterlerin varolan amaçları doğrultusunda adım atması. hal böyle olunca çoğu zaman iyi yada kötüden ziyade amaçları uğruna karşı karşıya gelen insanların birbirlerini yargılamaları ortaya çıkmakta bölümlerde. grinin yanında geçmiş, şu an, nedenler ve sonuçlarıyla birlikte siyah yada beyazı da barındırmakta seri.

    mangası ne durumda bilemiyorum ancak hem enfes hem de beklenti dolu bir 13. bölüm ile noktaladılar animeyi. devamı gelir diye beklemekteyim umutla.
  • animesi manga ile alakası bulunmayan efsane konsept. içinde bu kadar hasta öğe barındıran ve aynı zamanda bu kadar şiirsel olan az manga var piyasada. bir söylenceye göre mangadaki çift sayfalık o efsane çizimler için asıl çizer 1 ila 2 gün arası emek veriyormuş. mutlaka okunmalı mangası.
  • 1993-2012 yılları arasında yayımlanmış fevkaledenin fevkinde bir manga. samura-sensei'in muhteşem çizimleri dikkatimi çektiği için bu mangayı okumaya başladım, ama manganın hikayesi de beni hayal kırıklığına uğratmadı ve kendisine bağladı. manji üzerinde deneyler yapan çılgın doktorun olduğu bölümlerde biraz tempo düşürür gibi olsa da hep sürükleyiciliğini korudu. hiç unutmam, son sayıları nete gece 3 gibi düşmüştü de haber gelince heyecandan uykudan kalkıp okumuştum sonunu. görsel açıdan zaten manga aşmış; adam kurşun kalem ve mürekkeple yaptığı çizimleri gerçekten muazzam bir şekilde harmanlıyor. manganın kapakları ve geniş panellerini poster yapıp assam kimse bu ne demez. manji'nin ölümsüz olması gibi fantastik bir temel üzerine oturmuş olsa da hikaye ilerledikçe bu ölümsüzlük meselesi bence geri planda kalıyor. hatta hikayenin sonu bile manji'nin ölümsüzlüğüne bağlandı ama bu doğaüstü öğelere rağmen, karakterlerinin son derece gerçekçi ve "insan" olması nedeniyle katanalı kılıçlı bildiğin samuray hikayesi olarak görüyorum ben bunu. mangada 2 sayfa içinde ölmeyen herkes ayrıca üzerinde düşünülmüş birer karakterdi. gemisi batınca japonya'da karaya vuran alamanın bile bir kişiliği vardı.

    buna mukabil, mugen no juunin'in animesi varlığını inkar ettiğim bir rezalettir. zaten samura-sensei de mangasının animasyon olarak orijinalini yansıtamayacağını düşündüğünden, eserinin animeye uyarlanmasına karşıymış; ancak vaktiyle manganın ilk ciltlerine bağlı maddi hakların yayınevine geçeceğine dair bir sözleşme yaptığı için hikayenin başını anlatan o 13 bölümlük şeyi yapabilmişler. nedense madhouse el atsaydı bu işin altından kalkabilirdi gibime geliyor, sonuçta elimizde shigurui gibi orijinalini süper yansıtan bir samuray animesi var. yine de ben bir bakıma anime yapılmamasının daha hayırlı olduğu kanaatindeyim. samura-sensei'in çizdiği kare kare dövüş sahneleri bile bana benim diyen sakuga animasyonlardan daha fazla zevk verdi. adama da sensei sensei deyip duruyorum da kendisi mugen no juunin'deki işkenceli sahnelerden anlaşılabileceği üzere hafiften rahatsız bir abimizdir. hani normalde görsem sensei demeyi bırak, kaçarım. shira gibi manga okurken bile beni oturduğum yerde titreten birinci sınıf bir psikopat yaratmış bir şahıs sonuçta. hani midem sağlamdır da benim, ama shira kadın öldürürken falan kaç kere mangayı bırakıp gittim. ayh yine fena oldum düşündükçe shira'nın kolunu falan...

    şimdi 19 yıldır anlatılan bir hikaye var, habaki gibi karizmanın kitabını yazmaya müsait bir adam var, ittou-ryuu gibi kült olabilecek bir oluşum var, anlaya anlaya bunu mu anladın diyebilirsiniz; ama bence bu manganın en unutulmaz kısmı tachibana makie ile anotsu kagehisa'nın dokunakllı aşkıdır. makie'nin insanın içine sıkıntı veren hüzünlü bakışları, anotsu'nun makie'yi dövüşürken izlerken saygı, korku ve aşk dolu bir biçimde onu izlemesi falan beni derinden etkilemiştir. makie'nin hikayeye ilk kez girdiği 3. cildi okumaktan eskittim diyebilirim. rin ile manji'nin ilişkisi de çok güzel sulandırılmadan anlatıldı ama anotsu ile makie bir başka. ayrıca bundan bağımsız olarak anotsu'ya biraz da kırgınım. onca sayı fak dı sistım diye ortada gezip sonra işi şogun gel dese gideriz bak demeye getirmesi beni biraz üzdü. yine de baltasıyla estetik estetik gelse ölümüm senin elinde olsun anotsu-sama demez miyim? derim.

    mehmet korkut öztekin'in "manga: bir kültürel direniş aracı" kitabında da mugen no juunin ile ilgili bir bölüm ve değerlendirmeler yer almaktadır, meraklısı okuyabilir.
  • ?

    bu nasıl bir saçmalık...

    en baştan söyleyeyim bu animeyi izlemeyi düşünmeye tenezzül dahi etmeyin... çünkü 19 yıl yayınlanan 207 bölümlük bir manganın 'bir kısmı' animasyonlaştırılmış ve her şey yarım yamalak, anime bitmiyor teknik olarak animenin son bölümü aslında animenin başlangıcı!

    eh tamam, hadi anime yarım -kim bilir neden?!- bir nebze kabul edilebilir, peki gösterilen kısmı, iyi mi? hayır, vasat! klasik bir intikam hikayesi; ailesi öldürülen karakter rin'in, intikam hikayesi... ilginç sayılabilecek tek şey manji'nin ölümsüz olması -ki kendi çapında nispeten tutarlı bir açıklama da getiriliyor ölümsüzlüğe. ah ve bir de omzuna öldürdüğü güzel kadınları diken(?) ve ilk 3-5 bölüm içinde öldürülen kötü karakter. hepsi bu! diğer karakterler özellikle baş kötü karakterin ve kurduğu organizasyonun belirli bir felsefesi var ve lakin bir türlü serinin bunu izleyiciye -en azından bana- aktaramadığını düşünüyorum (ne yazık ki bu durumun aslında en büyük müsebbibi kötü bir türkçe çevirisi)
    derdini anlatmamanın yanında bir diğer sorun, anime tonunu bir türlü belirleyememiş olması; yetişkin görsel barındırsa mı yoksa barındırmasa mı karar veremiyor. potansiyel manyaklık bakımından shigurui'dekilere yakınsar karakterler var ve lakin shigurui'nin çeyreği kadar etkileyicilik barındırmıyor ki hatırlatmadan edemeyeceğim shigurui'nin animesi manganın tamamını kapsamıyor ve yarım ama blade of the immortal kadar rahatsız etmiyor!

    gerçekten her anlamda eksik bir seri... anladığım kadarıyla 2017 içinde live action filminin vizyona girmesi planlanıyormuş, eğer animes serisinin yapımcılarının kafasında hazırlanırsa şimdiden söylüyorum ki vasatın altında kötü bir uyarlama olacak! iyi bir iş ortaya koymak istiyorlar +18/yetişkin ibaresini basıp; kanı, cinselliği ve daha da önemlisi çılgınlığı olduğu gibi yansıtmaları gerek... ki bunu yapacaklarından şüpheliyim.

    serinin müzikleri; özellikle açılış şarkısı akai usugi ve bölüm içinde sık sık duyduğumuz rengoku, serinin kendisinden kat be kat daha kaliteli. seriyi izlemek yerine ost'yi baştan sona dinlemek çok daha mantıklı bir zaman öldürme yöntemi... müziklerin iyi olması animeyi bir nebze olsun çekilebilir kılıyor!

    her neyse... dediğim gibi tenezzül dahi etmeyin tamamiyle zaman kaybı... işin ilginç yanı hemen hemen her yerde manganın ne denli harika olduğundan bahsedilmesi... nasıl bu kadar manasız bir anime serisi ortaya koyulabilmiş böylesi övülen bir orijin materyalden, hayret!
  • animesi mangasına göre kat kat eksiktir. çünkü çizimlerin yansıttığı duygular daha net mangada. fakat ilk bölümde, animenin ost'lerinden biri olan rengoku'nun çaldığı sahne beni büyülemiştir. şarkı zaten acayip güzel. insanın tüylerini diken diken yapıyor. dinlediğim en iyi müzik ya da anime ost'si olmayabilir ama tüylerinizi diken diken yapacak kadar güzel. tabi ucundan azcık hikayeyi bilmek gerekiyor. mangasını okuyup dinlerseniz daha anlamlı.