şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: vakit kaybı)

    kesinlikle ekşi sözlük beğenmeme takımından birisi değilim. film 3 saat sürüyor, filme ayıracağınız vakitle daha güzel şeyler yapabilirsiniz. (bkz: buz pateni)

    film olarak, oyunculuklar, atmosfer, sesler ve müzikler tamam güzeldi ama filmin hikayesi çok kötü. 30 dklık hikayeyi 3 saatte anlatmışlar. film akmıyor bir türlü. eğer nuri bilge ceylan'ın filmlerine dayanamıyorsanız bu filme de dayanamazsınız.

    ben 4 puan veriyor ve sizleri bir kez daha uyarıyorum:

    filme gitmeden önce iki kere düşünün.

    not: filmden çıkar çıkmaz yorum yaptım. ilk filmi izlemedim, ilk filmi izleyip bu filmi bir daha izleyeceğim; ama hikayeyi beğeneceğimi sanmıyorum ve film çok karanlık.
  • ilk filmi ortalama üzere bulmuş biri olarak bayıldığım bir devam filmine konu olan başlık.tek bir şey yazıyım şimdilik: o nasıl bir sinematografidir. sahnelere büyüleniyor insan.

    spoiler yapalım evet.

    --- spoiler ---

    nerden girelim. süreden başlayalım. 2 saat 43 dakika gibi baya uzun bir film var elimizde. aksiyon olarak da filmin süresi göz önüne alındığında ağır ilerleyen bir yapısı var filmin. ancak bir dakikasında sıkılmıyor insan. her sahne için o kadar emek harcanmış ki. keşke sahneler durdurulsa da arka plandaki detaylara daha fazla zaman harcayabilsem dedim izlerken filmi.

    senaryo üzerinden ilerliyoruz. her şey yerinde, parçalar yavaş yavaş oturuyor film ile ilgili. filmin en temel unsuru malum k karakteri ile `ryan gosling. ama iş en temelden de çıkıyor bu film özelinde. neredeyse tüm karakterler fragmanda gösterildikleri kadar varlar. o kadar fazla sahnede var gosling. harrison ford tamamen assolist tadında filmde, leto ise neredeyse yok. fragmandaki kadarım diyor filmde.

    ilk film ne kadar vurucuysa bu da o derece vurucu. mesela roy karakterine inanılmaz bir bağ kuramamıştım. adamın oyunculuk çok iyiydi ancak ben üzülemedim filmin benden istediği kadar ilk filmde. bu sebepledir ki roy'un yaşadığının belki de daha acısını ana karakterine yaşatmış denis bey. çok daha vurucuydu bana göre k karakterinin yaşadığı. ancak şu da var, bu yönetmenin normal iş yapmadığını bildiğimden filmin hiç bir zamanında kendisinin deckard ile rachael'ın çocuğu olduğuna inanmadım. film sırtını buraya dayadıktan sonra da fikrim iyice pekişti. hafıza yerleştiren kızın, çocuk olduğunu düşünemedim tabi ki ama hoş düşünülmüş. k karakteri ile heyecan yapıyoruz. onun hayallerinin yıkıldığın an etkileyici ki yönetmen o anın üzerine son aksiyon sahnesini çekip bitirmiş filmi. k karakterinin ölüp ölmediğini net göremiyoruz ancak ölmese bile kısa vakitte ölecek şekilde bitiyor. ilk filmdeki tears in rain monoloğu burda yerini tears in snow sessizliğine bırakmış. karakterin en insancıl hamleyi yapmasının ardından hikayesinin tamamlanışı ve hayal kırıklığı içerisinde yaşamdan vazgeçtiğini görüyoruz. filmde yıllardır süre gelen ana karakterin seçilmiş kişi, özel kişi olduğu temalı filmlerin karşısında duran ve sürprizini burdan alan bir yapım olarak alkışı hakediyor bence.

    harrison ford eski oynadığı karakterleri öldürecek goygoyu vardı bir süredir. en azından bu filmde o goygoy sona ermiş oldu. filmin sinema literatürüne en ilginç kattığı şey bence sevişme sahnesiydi. nasıl bir hayal gücünün eseridir bu durum, ağzım açık izledim. o sahnenin nasıl çekildiğini de inanılmaz derecede merak ediyorum.

    --- spoiler ---

    sinemada izlenmesi gereken film. ancak ilk yarısı malum zoom kurbanı olmuş. ekranın abes yerlerine zoom yaparak sansür uygulamayı tercih etmişler. inanılmaz derecede can sıkıcı bir durumdu. ilk yarı bittiğinde salondakilerden de homurdanmalar yükseldi, farkındaydı herkes durumun. böyle bir skandalı da yaşayacağı varmış bu ülkenin.
  • siberpunk başyapıtı. sansürlü, mansürlü ama fırsat varken iyi bir sinemada seyredin.
  • ilk filmi izlemeden bunu izlemeyin. çünkü filmin ilk yarısı bitmeden çıkanlar oldu. ben dün gece izlemeyi akıl edip öyle gittim bu filme ve keyif aldım.

    1982 yapımının devamı olan bu film de dönemini iyi işlemiş. sanki 90'lardan bir film izledim. eski filmleri izlemiş biri olarak bünyem alışık bu tarz filmlere. 24 yaşında biri olarak kendimi yaşlı hissediyorum bu yüzden. filmi anlamayıp ilk yarıda çıkanlara da saygı duyuyorum. herkesin zevki ve anladığı şey farklı.

    --- spoiler ---

    officer k, reckard'ın çocuğu değil miydi şimdi? yani hafıza beynine yüklendiği için mi hatırasındaydı? sinemada önümüzde oturanlar kızın ikizi mi acaba dedi officer k için. biyolojik olarak ikizler miydi gerçekten, yoksa officer k kendisine hatıralar yüklenmiş basit bir replicant mıydı? film bittiğinde eminim bu soruları benden başka kişiler de sormuştur.
    --- spoiler ---

    edit: arkadaşlar bilgi verdi. dikkat:spoiler

    kızın ikizi değilmiş. officer k sadece basit bir replicantmıs. kızın hatıraları ona yüklenmiş sadece. bu kızın da bulunmasını engellemis ve güvende tutmus.
  • seanstan şimdi çıktım ve hala büyüsündeyim.

    çok ama çok güzeldi.

    gelmiş geçmiş en güzel devam filmleri arasına çok rahat girer bu film.

    ruh... renkler... müzik...

    ilk film ne veriyorsa bu film de aynısını vermeyi başarmış.

    ilk filmin ruhuna ihanet etmeyen tam bir devam filmi olmuş.

    lakin gitmeden önce mutlaka ve mutlaka ilk filmi izleyin, araya da çok vakit koymayın, öyle gidin bu filme.

    en kısa zamanda tekrar gideceğim.
  • beklentilerimi karşılamayan yarrak gibi filmdir.
  • sansürsüz nete düşünce 4k tvmde izleyeceğim bokumu ye warner bros.
  • aklim almiyor ilk filmi izlememis olanlari. arkadas bilimkurgu ve cyberpunk seviyorsan ilk film bu isin mekkesi. e bu dediklerimi sevmiyorsan bu filmde isin ne.

    hadi ben bir filme gitmeden bir bok arastirmam okumam diyorsan ina da eyvallah ama.filmden cikip gelip " 3 saatti yav cok sıkıcı film" demek biraz haddini asmak olmuyor mu? senin bu konudaki fikrinin kimseye faydasi yok ki.

    film otoriteler tarafindan cekilmis en iyi devam filmi koltuguna oturtuldu bile. yönetmeni zaten a class ti bu film sayesinde a+ oldu. ama zahmet edip iki satir okuma zahmetine girmeyen sinemaseverler! filme sıkıcı diyor.

    filme gitmeden iki satir okumak zor gelen adam gelmis burada usenmemis 10 satir yarrak kivaminda bir entry girmis. bu tavrin psikoloji de eminim bir karsiligi vardir. bilen yazarlarin belirtmesini de rica ederim.

    hayir ilk filmi izlemissindir. iyi koti bir fikrin vardir. sonra buna izler begenmezsin. o normal bir tavir olur. ama bu nedir arkadas.

    edit: cok dolmusum be sozluk.
  • sansürlenen üç sahne vardı sanırım. yanlış saymadıysam. her ne kadar can sıkıcı olduysa da filmin geri kalanında bir şey yoktu. rahat bir oh çektim.

    --- spoiler ---

    film gerçekten beklediğimi verdi. ilk filmin atmosferini sağlayan en önemli iki unsurun altından kalkabilmiş denis villeneuve: müzik ve görsellik.

    black out 2022'den anlattıkları gibi müthiş bir elektrik sorunu var şehirlerde. sahnelerin nerdeyse yüzde doksanı ilk filmdeki ışıklı los angeles'a göre son derece ışıksız ve karanlık. ilk filme göre niye bu kadar karanlık olmuş demeyin yani. kısa filmleri izleyin.

    son sahnede bir tears in snow beklemedim değil. ama yapmadılar. ondan öncesinde blood in rain vardı yine de, süperdi.

    (bkz: tears in the rain)

    konunun tamamen joe üzerinden gitmesinin sondaki twist'le alakalı olduğunu düşünüyorum. ortalarda joe her ne kadar amirine "çocuk yaşıyor, üst düzey bir göreve getirilmiş" dese de asıl çocuğun joe olduğunu zannettirdiler film boyunca. aa çocuk joe muymuş dediğimde biraz klişe olmuş diye düşünüyordum ki sonunda kız çıkması güzel bir sürpriz oldu.

    joe karakteri tam anlamıyla olmasa da roy batty kadar dramatik çizilebilmiş. filmdeki drama ilk filme kıyasla daha az olmasına rağmen (daha çok detektiflik türünde ilerliyor) çok çarpıcı öğeler de yok değil. joe'nun gerçeklik hissini gerçek insanlardan ya da replicant'lardan almak istememesi, onun yerine duygusal bağ kuruduğu dijital kadınla (joi) haz elde etmeye çalışması, çocuğun kendisi olduğunu düşünüp heyecanlanması ama sonunda hayal kırıklığına uğraması bu dramatik öğelerin odak noktasıydı.

    ilk filmde ise drama enerjisini karakterlerden çok durumdan alıyordu. o filmi gözümde muhteşem kılan en önemli nokta buydu. distopik bir dönemi öyle güzel anlatmıştı ki scott, sadece karakterlerin içinde bulundukları ahlaki ve toplumların yaşadığı çöküşü ve yeni dünyanın heterojen toplum yapısının verdiği kafa karışıklığı sahne dekorlarıyla, müziklerle ve narasyonla muazzam bir bütünlük içindeydi. deckard'a da, rachael'a da, tyrell'e de roy batty'e de, pris'e de kowalski'ye de ayrı üzülmüştük. tabi ilk filmde bunu daha derin hissetmemizin sebebi karakter çokluğu idi. bunda ise karakterlerin az tutulması ve özellikle joe'ya yüklenilmesi bu karakter dramını biraz azaltıyor.

    hikaye açısından ise biraz sönük kaldığını itiraf etmeliyim. bunun sebebi aslında basit. ilk filmdeki felsefeyi tekrar işlemenin anlamı olmazdı. yalnızca bunu devam ettirebilirlerdi. ki öyle de olmuş. aradan geçen senede toplumun içinde bulunduğu durumun daha da kötüye gittiğini büyük ölçekte görmüş olsak da yine de o toplumsal dramı yeterince hissedemiyoruz. bunun sebebi karakter odaklı ilerlemisidir diye düşünüyorum. joe, kendini oradan oraya götüren görevini icra ederken kendini birden arayış içinde bulsa da o süreçte deckard'ın ve rachael'in de hikayesini tamamlamak istemişler. ki çok başarılı olmuş.

    filmde ormanlık alanı görür görmez ara veriliyor. aha deckard'ın ve rachael'ın unicorn rüyasını göreceğiz diye heyecanlandırdılar. güzel bir andı.

    replicant'ların wallace ile ortak paydada buluşması, bahsedilen devrim vs bir devam filmi daha geleceğini söylüyor bence.

    görsellik: 9/10
    hikaye: 8/10
    müzik: 10/10 (benjamin wallfisch çok iyi bir iş çıkarmış. müzik tamamen hans zimmer'a ait değil bu arada. süpervizörlük etti demişlerdi geçen. ama özellikle son sahnedeki müzik direkt zimmer işi olduğunu belli ediyor. tam bir insterstellar havası vardı)
    oyunculuk: 10/10. ryan gosling o ifadesiz oyunculuk tarzıyla replicant rolünü zorlanmadan oynamış. luv karakterinde sylvia hoeks da muazzam bir oyunculuk çıkarmış.

    sansürler can sıkıcı ama az. sinemada izleyin derim.
    --- spoiler ---